Kemal Can Ocak, tutkusunun peşinde bir şarap uzmanı

Kemal Can Ocak, tutkusunun peşinde bir şarap uzmanı

Kemal Can Ocak bir şarap tutkunu. Bu tutkusunu, kamerasıyla kuş uçmaz, kervan geçmez yerleri köy köy gezip farklı asma çeşitlerini incelediği sırada keşfetmiş.

Kemal Can Ocak bir şarap tutkunu. Bu tutkusunu, kamerasıyla kuş uçmaz, kervan geçmez yerleri köy köy gezip farklı asma çeşitlerini incelediği sırada keşfetmiş. Londra Wine and Spirit Education Trust diploma programını bitirdi. Uluslararası şarap yarışmalarının daimi jürisi. 2019'da Avusturya'da şarap pazarlama ödülünü de kazanarak, dünyada 850 kişinin sahip olduğu Weinakademiker ünvanına sahip. Mezun olduktan sonra yaptığı çalışmalarla prestijli eğitim kurumu Londra Wine and Spirit Education Trust (WSET) tarafından örnek gösterilen mezunlar listesine girmiş.  Şimdi ise şarap ile fotoğrafçılık tutkusunu birleştirerek wineisanart adını verdiği seri ile dünyanın iyi şarap fotoğrafını çekmenin peşinde.

Bağ turizmi ülkemiz için çok önemli bir potansiyel

"Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Anadolu ekili üzüm bağı bakımından çok köklü bir mirasa sahip" diyor, "Türkiye'nin bağ turizmi potansiyeli çok yüksek, bugün Toroslar'ın en ücra köşelerinde gezerken isimsiz bir asma görmek mümkün" diyen Kemal Can, doğru değerlendirmesi halinde ülkemizin bağ turizmi açısından dünyada bir cazibe merkezi olabileceğini belirtiyor. "İlk etapta, İstanbul, İzmir, Antalya gibi metropoller etrafında oluşan bağ rotaları gastro turizm açısından çok önemli.  Araştırmalar yerel yemek ve içeçek tüketim motivasyonunun bir bütün halinde turistlerin bir ülkeyi tekrar tekrar ziyaret etme isteklerine de olumlu etki ettiğini göstermektedir. Destek ve doğru bir planlama ile bağ turizmini 4 mevsime yayarak sürdürülebilir bir hale getirebiliriz.”

Türkiye'de sektör inişli çıkışlı!

 “Türkiye’de sektör, inişli çıkışlı bir şekilde ilerliyor. Son dönemlerde sevindici olan kalitesi artan butik üreticilerin, müthiş şaraplar yapıyor olması; 20 yıl önce ülkemizde üretilen şaraplardan haberi olmayan yabancı tüketiciler, bugün karşılaştığım seyahat,yarışma ve benzeri etkinliklerde bazı üreticilerimizi, yerel üzüm çeşitlerini sorabiliyor, ülke olarak daha yakından takip edilmeye başlandığımızı gözlemliyorum” diyerek Halen dünyada yer edinmeye çalışan, dikili bağ alanı açısından çok zengin, ancak şarap üretimi bakımından ise çok küçük bir üreticiyiz. Ülkemizde sosyal medyanın da etkisiyle iyi bir şarapsever kitlenin oluştunu düşünüyorum.” dedi.

Önemli olan sofra şarabını kaliteli üretebilmek!

"Şarap ülkelerinin başarısı, üretimin %90'ını oluşturan giriş seviyesinde, sofra şarabı olarak tabir edilen segmentin kalitesi ile ölçülür." şeklinde değerlendirerek, "Ülke olarak, tüm dünyada  ödüller kazanan, üst seviyede şaraplar yapabiliyoruz, ancak giriş seviyesindeki sofra şaraplarımız halen, dünyadaki diğer şarap ülkelerinin gerisinde." diyor.

Kırmızı şaraplarımız epey aşama kaydetti, beyaz, roze ve diğer stillerin ise halen önünde uzun bir yol var!

 “Şarap yapmayı öğrenmek zaman alıyor. Önceleri hatasız şaraplar üretmeye çalışan bir ülke iken, bugün hem hatasız hem de kaliteli şaraplar üretebilen bir ülkeyiz. Bir şarap yapımcısı, bağ görevlisi hayatında 50 bağ bozumu görebiliyor. Nesilden nesile bu tecrübelerin aktarılması çok önemli. Kırmızı şaraplarımız epey bir aşama kaydetti, beyaz, roze ve diğer stillerin ise halen önünde uzun bir yol var. Özellikle küresel ısınma nedeniyle beyazlarda doğru bağ seçimi giderek önem kazanıyor. Gelecekte küresel ısınma nedeniyle Kanada gibi soğuk iklimin hakim olduğu ülkeleri sektörde daha sık duyacağız.” Dedi.

Dünya şarap ülkeleri ile rakabet yerel üzümlerimiz ile olur!

“En prestijli şarap kitaplarında, ansiklopedilerde ülkemize ayrılan bölümler arttı.” diyerek “Dünya ile rakabet, ancak kendi yerel üzümlerimiz ile mümkün olabilir. Bir dönem, dünyadaki ana akımları takip ederek birbirine benzeyen şaraplar üreterek ülke olarak özgünlüğü kaybettik. Uluslararası üzüm çeşitleri kullanılarak yapılan bu şarapların hepsi birbirine benzer, hatta bir dönem danışmanlık alınan şarap yapım uzmanları bile aynıydı. Son yıllarda ise durum oldukça farklı. Bilinçlenen ve sorgulayan tüketicilerin talepleri ile artık ülkemizin yerel üzüm çeşitlerini daha çok şişelenirken görebiliyoruz.” diyor.

Türk stilinde şarap üretmek!

“Bugün bir Chardonnay, Cabernet sauvignon ya da tipik bir Bordo kupajıyla Türkiye’nin şarap dünyasında kendini farklı konumlandırabilmesi imkansız! Çok alışılmış üzüm çeşitlerinde dünya şarap eleştirmenlerinin yorumları sert, rekabet ise daha çetin oluyor. Kendi yerel üzüm çeşitlerimizi kullanarak Türk stilinde şaraplar üretirsek, inanıyorum ki dünya ile rakabetten öte yurtdışındaki şarapseverlerin ilgisini çekebiliriz. Kalecik karası, Acıkara, Adakarası, Papazkarası, Emir, Narince, Öküzgözü, Boğazkere ve diğerleri... O kadar zengin bir çeşitliliğimiz var ki!”  

Organik, biodinamik, sürdürülebilir bağcılık ve doğal şaraplar yeni trend!

“Doğal şaraplarda yükselen bir trend var. Organik, biodinamik, sürdürülebilir bağcılık gibi akımlarda yükseliş sürüyor.  Tüketicilerin büyük bir anlam kargaşası yaşadığı bu şarapların, yasal olarak dünyada sınırları daha net çizilmeli. Onun dışında pandemi nedeniyle artan sosyal medya kullanımının ülkemizde ve dünyada tüketici tercihlerinde etkili olduğunu söyleyebilirim. Sektörde moda yaratacak akımlar sosyal medya üzerinden belirleniyor.”

Yaşam