Mumlar değil karanlık isteyenlerin nefesleri tükenecektir

Mumlar değil karanlık isteyenlerin nefesleri tükenecektir

Aydınlanmanın ve Atatürk İlkelerinin yılmaz savunucusu Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın katledilişinin üzerinden 21 yıl geçti.

Türkiye'de aydınlanmanın ve Atatürk İlkelerinin yılmaz savunucusu, Bilim insanı, eğitimci, siyasetçi, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999’da evinin önündeki arabasına konan bomba ile öldürüldü.

"BABAMLA FOTOĞRAFIMIZ YOK"

Ahmet Taner Kışlalı hayatını kaybettiğinde 29 günlük olan kızı Nilhan Nur Kışlalı, bugün Kanada'da siyaset bilimi ve ekonomi eğitimi görüyor. Pandemi dolayısıyla derslerini Ankara'daki evlerinden takip eden Nilhan Nur Kışlalı, babasının çalışma odasında Ahmet Taner Kışlalı'nın kendisi için ne ifade ettiğini "Hem bir baba, ailemden dinlediğim, kuzenlerimden dinlediğim hem de bu ülke için canını kaybetmiş ve savaş vermiş bir aydınımız. O yüzden 2 farklı insan benim için aynı zamanda" sözleriyle anlatıyor. İlk cümleleri, "29 günlüktüm babamı kaybettiğimde. Babamla fotoğrafımız yok. O kadar küçüktüm." olan Nilhan Nur Kışlalı, buna rağmen babasını iyi tanıdığını düşünüyor. Babasını birebir tanıma fırsatı olmadığı için tanıyan herkesin kendisine babasından bahsettiğini belirten Kışlalı, "Gerek aileden gerek arkadaşlarından gerek üniversitedeki çevresinden, herkesten babamı dinleme fırsatım oldu. O yüzden çok iyi tanıdığımı düşünüyorum. Hatta onu yaşarken tanımış insanlardan bile belki biraz daha iyi tanıdığımı düşünüyorum. Çünkü insanlar, onu tanıyan insanlara onu anlatmıyor. Ama benimle karşılaşınca öyle bir sorumluluk duyuyorlar." diye konuştu. Nilhan Nur Kışlalı, Ahmet Taner Kışlalı'nın kendisi için ne ifade ettiği sorulduğunda, "Hem bir baba, ailemden dinlediğim, kuzenlerimden dinlediğim hem de bu ülke için canını kaybetmiş ve savaş vermiş bir aydınımız. O yüzden 2 farklı insan benim için aynı zamanda." dedi. Siyaset bilimi eğitimi görmesinde babasının etkisi bulunduğunu dile getiren Kışlalı, içinde büyüdüğü atmosfer dolayısıyla küçüklüğünden beri siyasete ilgi duyduğunu anlattı. Babasının kitaplarını ve yazılarını okuduğunu, onun gibi akademisyen olmayı düşündüğünü kaydeden Kışlalı, "Akademik bir kariyer düşünüyorum. Tabii şu an tam emin değilim, ne yapmak istediğim konusunda. Ama akademisyen olmak beni çok heyecanlandırıyor, çok da ilgimi çekiyor. Üniversitede kalıp, araştırma yapmak, daha da öğrenmek istiyorum." ifadelerini kullandı. Nilhan Nur Kışlalı, babasının arkadaşlarıyla zaman zaman görüştüklerini söyledi.  

"ÖĞRENCİLERİNDEN ADETA BESLENİRDİ"

Dolunay Kışlalı Edis, babasını düşündüğünde aklına iyimserlik, sevgi doluluk, dürüstlük kavramlarının geldiğini vurgulayarak, "Onun kadar özü sözü bir insan tanımadım. Belki çok kısa bir zaman geçirdik beraber ama çok yoğundu. Annemin ölümü de dahil olmak üzere zor anlarımız oldu, çatışmalarımız da oldu. Ama hep güçlü bir iletişimimiz vardı." şeklinde konuştu. Annesi ve babasını trajik koşullarda kaybettiği için insanların bazen acıyarak baktıklarını ifade eden Dolunay Kışlalı Edis, oysa kendisine hayatta kalma gücü veren ve yaşamayı sevdiren iki insanın çocuğu olduğu için şükrettiğini belirtti. Dolunay Kışlalı Edis, "baba Ahmet Taner Kışlalı"dan bahsederken, şu anısını aktardı: "Bir akşam evde misafirler varken ben odamda Şeker Portakalı kitabını okuyorum ve kitaba öylesine üzüldüm ki ağlıyorum. Aşağıya indim. Babam tüm misafirlerini bırakıp beni kucağına oturttu ve teselli etti, benimle hüzünlendi." Babasının hayatı boyunca sorunlar karşısında yılmadığını, çözümün parçası olmaya çalıştığını belirten Dolunay Kışlalı Edis, "Doğaya, hayvanlara, insanlara, vatanına karşı çok hassas ve sevgi doluydu. 'İnancı yıkılmış, umudunu yitirmiş bir insan ruhsal açıdan sakat bir insandır.' derdi. Her türlü yasağa karşıydı. Kural koyardı ancak yasakla hiçbir yere varılamayacağını bilirdi. Ablamla bana kurallar koydu ama en önemlisi kendi sorumluluğumuzu almamızı teşvik etti. Bize saygı duyardı ve önemserdi." dedi. Edis, babasının tüm gençlere, özellikle de öğrencilerine karşı inancı ve saygısının çok derin olduğuna, gençliğin enerjisine, ilgisine ve bilgisine güvendiğine, onlardan adeta beslendiğine işaret ederek, şunları anlattı: "Sınıfında her görüşten öğrenci özgürce kendini ifade edebilirdi. Kimse yargılanmaz, suçlanmaz veya aşağılanmazdı. Sınıf ortamında öğrencilerinin birbirlerinin düşüncelerine saygı göstererek tartışmalarını sağlardı. Herhangi bir düşünce veya bir grubun hakimiyetine izin vermezdi. 'Bir gücün tek başına egemen olduğu yerde demokrasiden söz edilemez.' derdi. 'Gençlik sesini yükselttiğinde değil, asıl sustuğu, pıstığı zaman ülkenin geleceği için endişelenmek gerekir.' derdi. Bence tam da bu nedenle birileri tarafından sakıncalı görüldü diye düşünüyorum. Çünkü demokratik platformda tartışma zemini bulan düşünceler sivrilerek silahlanmazlar. Ancak birbirlerinden beslenebilirler."

AHMET TANER KIŞLALI KİMDİR?

Ahmet Taner Kışlalı, Ziraat bankası veznedarı Hüsnü Bey ile Kilis Kemaliye İlkokulu öğretmeni Lütfiye Hanım’ın oğludur. 10 Temmuz 1939 doğumlu olan Kışlalı ilk ve orta okulu Kilis’te, liseyi ise İstanbul’da Kabataş Erkek Lisesi’nde okumuştur. Liseden mezuniyeti sonrası Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kazanan Ahmet Taner Kışlalı öğrenciliği sırasında Yeni Gün gazetesinde spor muhabirliği de yapmış ayrıca 1962-63 yıllarında gazetenin yazı işleri müdürlüğü görevinde de bulunmuştur. Paris Üniversitesi’nde anayasa hukuku ve siyaset bilimi dalında Modern Türkiye’de Siyasi Güçler başlıklı doktorasını yapan Ahmet Taner Kışlalı 1968 yılında Fransa’da tanıştığı Nicole (Nilgün Kışlalı) ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı Altınay ve Dolunay oldu. Hacettepe Üniversitesi’nde siyaset sosyolojisi alanında öğretim üyeliğine başladı ama askerlik dönüşü üniversiteye kabul edilmedi. Bunun üzerine Ahmet Taner Kışlalı siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçti ve 1972 yılında burada doçent oldu. 1971-1977 yılları arasında Yankı dergisinde yazdığı yazılarla CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in dikkatini çeken Kışlalı 1977 yılında CHP’den İzmir milletvekili seçildi. 1978 yılında da Bülent Ecevit hükümetinde kültür bakanı oldu. Kültür Bakanlığınca Ulusal Kültür dergisini yayımlattı. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde siyaset bilimi dersleri vermeye başlayan Kışlalı 1988 yılında profesör oldu. 1991 sonunda Cumhuriyet gazetesinde Haftaya Bakış başlığıyla köşe yazıları yazmaya başladı. 1995 yılında Antalya yolunda birlikte geçirdikleri trafik kazasında eşini kaybetti. 1997 yılında ikinci evliliğini Nilüfer Kışlalı’yla yaptı. Bu evlilikten üçüncü kızı Nilhan Nur dünyaya gelmiştir. Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999 tarihinde saat 09.40’da Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Akit gazetesi suikasttan önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı’nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti. Kışlalı suikastının faili bulunamamıştır.

GENEL