‘Neden parti kurdunuz’ sorusuna Sarıgül’den cevap

‘Neden parti kurdunuz’ sorusuna Sarıgül’den cevap

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, Independent Türkçe'den Benan Kepsutlu'nun sorularını yanıtladı.

 

  Independent Türkçe'den Benan Kepsutlu, Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül ile konuştu. Sarıgül'ün açıklamaları şöyle: - Öncelikle yeni partiniz hayırlı olsun. Pek çok parti kuruldu, Sayın Babacan'ın DEVA Partisi, Sayın Davutoğlu'nun Gelecek Partisi gibi… Siz, Türkiye Değişim Partisi derken listede neyle başlayacaksınız? Sayın Sarıgül'ün değişimle ilgili listesinde ilk sırada ne var? Türkiye'de birçok parti var. Ben demokrasinin gereği partilerinde çok olmasından yanayım. Çünkü her fikir ve düşünce her platformda temsil edilmesi lazım. Türkiye Değişim Partisi, fikirlerin çok olmasından, siyasi partilerin çok olmasından ancak ve ancak gurur duyar. Evet, Türkiye'de birçok parti var, hepsine saygı duyuyorum; ama partilerin hepsi aynı. Türkiye'de aslında tek parti var, başka parti yok. Türkiye'de birçok parti var ama tek parti var. Türkiye'de tek değişik olan parti, tek değişim öneren parti Türkiye Değişim Partisi. - İlk sırada ne var? İlk sırada demokrasi var, insan hakları var, barış var, bireyin özgürlüğü var, kültürlere saygı var. İlk sırada siyasetin dilini değiştireceğiz, ilk sırada siyasetin yapılış şeklini değiştireceğiz. İlk sırada partimiz demokratik olacak, partimiz değişimi sağlayacak. Diğer partiler kusura bakmayın, hepsine saygı duyuyorum ama demokratik değil. Türkiye'nin tek demokratik partisi Türkiye Değişim Partisi. Çünkü Türkiye Değişim Partisi diyor ki; "Genel Başkanı bin küsur delege seçmeyecek. Genel Başkanı, partiye kayıtlı üyeler seçecek." Düşünebiliyor musunuz, önce binlerce, sonra milyonlarca üye sandığa gidecek, Türkiye'nin her ilinde, ilçesinde, köyünde sandıklar kurulacak ve genel başkanı, partiye kayıtlı üyeler seçecek. - Şimdi çok iddialı bir şey söylüyorsunuz. Bu aslında Türkiye’de şu anda demokrasi yok mu ya da uygulanmıyor mu, manasına geliyor? Çok teşekkür ederim. Ülkede demokrasi var, ama tam demokrasi istediğimiz ölçüde yok. Çünkü partiler demokratik değil. Demokrasiden bahsedince önce partilerin demokratik olması lazım. Partilerin demokratik olması için de siyasi partiler kanunu ve seçim sistemi değişmesi lazım. Biz kendi partimizi demokratik yaptık. Partilerdeki delege sistemini kaldırdık. Delege sistemi bir demokrasi aldatmacasıdır. İlçe başkanlarımızı delegeler seçmeyecek, partiye kayıtlı üyeler seçecek. Genel başkanı partiye kayıtlı üyeler seçecek. Ve genel başkan, partisini iki genel seçimde iktidara taşıyamıyorsa görevini bırakacak. Çünkü siyaset, deneme-yanılma değildir. "Deneyelim, yanıldık, tekrar devam edelim"… Biz diyoruz ki, bir siyasi partinin genel başkanı, partisinin düşüncelerini, görüşlerini, ülkemiz ile ilgili yapacağı projeleri, icraatları iki genel seçimde yurttaşlarımıza anlatamadıysa görevi bırakması lazım. Onun yerine başka bir arkadaş gelmesi lazım. O nedenle Türkiye Değişim Partisi, önce siyasetin yapılış şeklini değiştirecek, partisini Türkiye'nin en demokratik partisi yapacak ve genel başkanlık ve ilçe başkanlığı koltuklarını delegeler değil, partiye kayıtlı üyeler seçecek. "Diğer partilerin hatalarından puan toplayan bir parti değiliz" - Şimdi aslında bu birine ya da birilerine bir gönderme mi oluyor? "Genel başkanlıklar hizmet yeridir, yeri gelince terkedilmesi bilinmelidir" diyorsunuz. Bu, bir gönderme olarak mı algılanmalı? Biz kesinlikle diğer siyasi partilerin yaptığı hatalardan puan toplayan bir parti değiliz. Biz, diğer siyasi partiler hata yapsın da biz onların yaptığı hatalar üzerine binamızı kuralım diye iktidar olma niyetinde değiliz. Biz yeni kurulan bir siyasi partiyiz. Ve bizim ismimiz Türkiye Değişim Partisi. O zaman Türkiye Değişim Partisi dediğimize göre, biz önce değişime kendimizden başlamamız lazım. İnanın ki hiçbir siyasi parti genel başkanıyla ve diğer siyasi partilere biz saygı duyarız ve ama onların görüşleri ve düşünceleriyle biz meşgul değiliz. Ülke için iyi şeyler yaparlarsa onları söyleriz, biz daha iyi yapacağımızı, nasıl yapacağımızı anlatırız. Çünkü biz Türkiye Değişim Partisi'yiz. Biz siyasetin dilini, yapılış şeklini değiştireceğiz. Biz siyasette sinkaflı konuşmaları kaldıracağız. Rakiplerimize karşı sinkaflı, agresif, kaba, küfürlü konuşmaların tamamını kaldıracağız. Biz siyasetin o nezaketini ve zarafetini planlayacağız. Çünkü biz şuna bakıyoruz; bir siyasi partinin genel başkanı yarın, Allah'ım izin verirse ülkeyi yönetecek kişidir. O zaman ülkeyi yönetecek olan bir kişiyi dinleyenler, köyünde, kasabasında, şehirde dinliyorsa, ondan keyif alması lazım. Partilisi mutlu olması lazım. Ama o partiye oy vermeyenlerin bile "Bravo, doğru konuşuyor" demesi lazım. O nedenle biz siyasetin yapılış şeklini değiştireceğiz. Biz, kırılmış, dökülmüş, çeşitli nedenlerle kıyıda köşede kalmış büyük Türk milletini bir sofra etrafında buluşturmanın peşinde olacağız inşallah. "Göreceksiniz ki bizim tüzüğümüz hiçbir siyasi partinin tüzüğüne benzemiyor" - Peki, efendim burada şimdi zamanlama da dikkat çekiyor. Neden yılların siyasetçisi Sayın Sarıgül şu anda parti kuruyor? Çünkü biraz önce de belirttiğim gibi birçok siyasi parti kuruldu. Şimdi Sayın Muharrem İnce de parti kuracağını açıkladı. Yeni partilerin kurulmuş ve kuruluyor olması Türkiye Değişim Partisi'nin kurulmasında bir etken oldu mu? Teşvik etti mi, cesaretlendirdi mi? Niye şimdi? Hiçbir şekilde diğer partilerin kurulmasıyla biz meşgul değiliz. Onların hepsine saygı duyarız. O diğer kurulan siyasi partiler, bugüne kadar zaten söyleyeceklerini söylediler. Bugüne kadar yapması gerekenleri zaten yaptılar. O diğer yeni parti kuranlar, uzun yıllardan beri zaten siyaset sahnesinde ve ülke yönetiminde varlar. Artık onlar konuşacaklarını konuştular. Bundan sonra konuşacak olan Türkiye Değişim Partisi. Türkiye Değişim Partisi niye kuruldu? Türkiye Değişim Partisi, bir ihtiyaçtan kuruldu. Bugün kamuoyu yoklamalarına baktığınız zaman, yüzde 20-27 arasında vatandaş "Ben bugünkü mevcut siyasi partilerden memnun değilim", "Mevcut siyasi partilerin bize anlattıkları görüş ve düşünceleri beni tatmin etmiyor" diyor. Yeni bir arayış var. Türkiye Değişim Partisi, o arayışların sonucu olarak kurulmuş bir siyasi partidir. Biz, kendiliğimizden kurulmadık. Bizim harekemiz zaten 2005 yılından beri devam ediyor. Biz uzun yıllardır bir mücadelenin içeresindeyiz. Bizim mücadelemiz aşağı yukarı 15 yıldır devam eden bir mücadele. Şimdi yurttaşlarımız bizi göreve çağırdı. Nerede çağırdılar; köylerde çağırdılar, ilçelerde çağırdılar, illerde çağırdılar ve merkezlerde bizi göreve çağırdılar. Biz bir göreve çağırılmasak zaten partiyi kurmazdık. Türkiye'nin bir değişime, bir dönüşüme, yeni bir enerjiye ve yeni bir hayat sahasına ihtiyacı var. O nedenle Türkiye Değişim Partisi bir ihtiyaçtan doğmuştur. Ve göreceksiniz ki bizim tüzüğümüz hiçbir siyasi partinin tüzüğüne benzemiyor. - Ne farklılıklar var? Farklılık şu bir kere, genel başkan iki dönem seçilemezse görevi bırakıyor. En büyük farklılık ve reform, en büyük devrim ise delege sistemini kaldırıyoruz. Diğer partilerde delege sistemi var. İlçe başkanlarını partiye kayıtlı üyeler seçiyor. En büyük farklılık şu; genel başkanları bin ila bin 300 delege seçer. Biz de binlerce, milyonlarca insan gelip genel başkanı seçecek. Bu gerçekten Türkiye için bir reformdur. Hiçbir siyasi partinin tüzüğünde bunlar yok. - Parlamenter sistemin tekrar geleceğine mi inanıyorsunuz? Evet, biz demokratik parlamenter sisteme tekrar dönülmesinden yanayız. Biz güçlü parlamento, tarafsız cumhurbaşkanı konusunu çok arzu ediyoruz. Parlamentonun güçlenmesini istiyoruz. Bakanların mutlaka ve mutlaka milletvekillerinden olmasını çok arzu ediyoruz. Biz parlamentonun güçlenmesini, hatta Türkiye milletvekilliği olmasını istiyoruz. Biz şöyle düşünüyoruz; parlamentodaki 150 milletvekili Türkiye milletvekili, ulusal milletvekili olmalı, her tarafı kapsamalı. Dolayısıyla da yüzde 1 olan bir partinin bile parlamentoda bir temsil yetkisi olmalı. Diğer kalan 450 milletvekili de bütün ilçelerden, tüm illerden ön seçimle seçilmeli. - Burada tabi baraj konusu masaya yatırılacak o zaman bir sonraki adımda… Baraj konusu olduğu zaman, ileri demokratik medeni ülkeleri örnek alıyorsak, biz Avrupa'yı örnek alıyorsak; biz herhalde Afganistan'ı, Pakistan'ı örnek alacak halimiz yok. Bizim ileri demokratik medeni ülkeleri örnek almamız lazım. Avrupa'da baraj oranı en fazla yüzde 3'tür, en fazla olanı da yüzde 5'tir. O nedenle biz demokrasilerde, bir düşüncenin önüne baraj konulmasını doğru bulmuyoruz. Biz barajların kaldırılmasını arzu ediyoruz. Çünkü her düşüncenin parlamentoda temsil edilmesi lazım. Demokrasilerde düşüncelerinin önüne baraj koyamazsınız. Düşüncelerin önüne baraj koyup da o düşünceleri parlamentonun dışına taşırsanız, o düşünceler farklı boyutlara gider… Biz Türkiye Değişim Partisi olarak her görüşün, her düşüncenin parlamentoda temsil edilmesini arzu ediyoruz. "Hiçbir ittifakta yer almayacağım" - Şimdi efendim ittifaklar konusuna geçecek olursak, siz çok açık ve net bir şekilde "Cumhur İttifakı içerisinde yer alamayacağım" dediniz. Hiçbir ittifakta yer almayacağım, dedim. - Millet İttifakı'na dair herhangi bir partiyle görüşmediniz mi? Ya da size teklif gelmedi mi? Hayır, hayır. Ana görüşümüz şu bizim. Biz daha 15 günlük bir siyasi partiyiz. Biz herkesle görüşmeye açığız. Ama bizim ana görüşümüz, Türkiye Değişim Partisi'ne verilen oylar tarlalardır, fabrikalardır, buğdaydır, arpadır, çaydır, fındıktır, tütündür, ayçiçeğidir… Türkiye Değişim Partisi'ne verilen oylarda alın teri ve emek vardır. Türkiye Değişim Hareketi uzun yıllardan beri kurulmuştur, Türkiye Değişim Partimizin bir oyunun bile onuru, gururu ve şerefi vardır. Türkiye Değişim Partisi'ne verilen oyları o grubun içerisine, bu grubun içerisine, o ittifakın içerisine, bu ittifakın içerisine asla atamayız. Birinci turda her siyasi parti kendi adayıyla seçime girmesi lazım, kendi görüşünü, düşüncesini yurttaşlarımızla buluşturması lazım. İkinci turda zaten iki aday kalıyor. O zaman konu zaten şekillenmiş oluyor. Bizim Türkiye Değişim Partisi olarak belki çıkaracağımız aday öyle konuşmalar yapacak; o kadar güzel konuşmalar yapacak ki doğusuyla batısıyla bütün yurttaşlarımızı, sağı da solu da birleştirecek… Belki bizim çıkaracağımız adat, tek başına gelip iktidar olacak. Bunun dünyada örnekleri var. "Tek başıma verdiğim kararlarda hep hata yaptım" - Şimdi bu, defalarca soruldu size, ben yine de soracağım. Çünkü bir söyleşinizde "15 gün önce bu soruyu bana sormuş olsaydınız, 'Evet, ben aday olurdum' derdim" ifadesini kullandınız. Ne değişti bu 15 günde? Neden şu anda kesin olarak "Evet, ben de cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olurum" demiyorsunuz? Geriye dönüp baktığım zaman, özeleştirimi yaptığım zaman –ki özeleştirimizi yaptık biz- tek başıma verdiğim kararlarda hep hata yaptım. Kolektif kararlarda hata yapmadım. Ortak akılda hata yapmadım. Müzakere yaptığım zaman hata yapmadım. İstişare yaptığım zaman hata yapmadım. Tek başımıza karar vermek yok artık. Biz bir kurumuz, Türkiye Değişim Partisi olarak günü saati geldiği zaman yetkili kurullarımız otururlar, Türkiye'nin yararına olan, Türkiye'de herkesi kucaklayacak olan, Türkiye'de ulusal birlikten yana olan, inançlara saygıda laiklikten yana olan, Atatürk'ümüzün değerlerini, Cumhuriyet'in değerlerini geliştirip, güçlendirecek olan, evrensel hukuk değerlerine saygı duyan, hudut ve bayrak birliği diyen, hiçbir parti farkı gözetmeden bütün yurttaşlarımızı kucaklayacak öyle bir aday çıkartırız ki… Belki o aday bütün Türkiye'yi kucaklar. Ve o aday der ki "Benim kalbim Türkiye için atıyor. Benim kalbim milletim için atıyor." O kalbin sesini de belki yurttaşlarımız dinler, büyük bir oyla gelir ve inşallah ülkemizi yönetir. Ama biz Cumhurbaşkanlığı makamının siyasi bir makam olmasını arzu etmiyoruz. Cumhurbaşkanlığı makamının tarafsız bir makam olmasını, kendisine oy versin vermesin herkesi kucaklamasını arzu ediyoruz. Çünkü bizim Türkiye Değişim Partisi olarak en büyük arzumuz, bize oy versin vermesin, yüzde 100'ünü kucaklamak istiyoruz. Ve yüzde 100'ünün de inşallah yüzünü güldürmek istiyoruz. - Efendim aslında çok önemli bir özeleştiri yaptınız. Bakalım zaman ne gösterecek… Bakalım partice nasıl bir karar alacaksınız… Zaman güzel şeyleri gösterecek. Zaman bizim mutluluğumuzu gösterecek. Çünkü biz zamanı kendi lehimize değil, Türkiye'nin lehine çevirmek istiyoruz. Türkiye Değişim Partisi'nde görev alan hiçbir arkadaşımızın bireysel bir isteği yok. Bizim hepimizin isteği toplumsal ve milletimizin, yurttaşlarımızın mutlu olmasından yana. Biz istiyoruz ki işsiz genç kalmasın. Biz istiyoruz ki esnaflarımız dükkanlarını açtığı zaman o gün evine inşallah mutlu bir şekilde gitsin. Bugün esnaflarımız saat 3 olmuş, 4 olmuş daha siftah yapamamış ve sıkıntılı vaziyette. Biz istiyoruz ki öğrencilerimiz, evlatlarımız, ben yurtları çok geziyorum, yurtlara bakıyorum; yurt parasını ödeyemeyen öğrenci gencimiz var. Günde bir öğün yemek yiyerek ders çalışan gençlerimiz var. Öğrenci gençlerimizin biz önünü açmak istiyoruz. İki, eğitimde fırsat eşitliği istiyoruz. Bunu mutlaka Türkiye Değişim Partisi olarak, yüzde 100 sağlayacağız. Bu benim yüreğimi paramparça eden bir konudur. Çünkü ben öğretmenim, ben sınıf öğretmeniyim, ben ilkokul öğretmeniyim. Ben öğretmenlerimizin neler çektiğini biliyorum. Kamuoyuna sorarım, 5 yaşında bir çocuk, bir işçi ailesinin çocuğu ve ekonomik durumu zayıf; bir diğer 5 yaşında bir çocuk, çok zengin bir ailenin çocuğu… İkisi de 5 yaşında. Biri bir okula gidiyor, bilgisayarlar, iPhone'lar, teknolojinin bütün imkanları var. Diğer çocuk bir okula gidiyor, daha ayakkabısını alamamış, defterini, kalemini dahi yeterinde alamamış… Nasıl olacak bu iş? Ben istiyorum ki ekonomik durumu zayıf olan çocuğumuz ile güçlü olan çocuğumuz aynı eğitimi alsın. Almanya'daki eğitim modelini arkadaşlar detaylı bir şekilde inceliyorlar ve bu modelin üzerinde olacağız. İki, öyle gençler var ki elinde telefonu yok, bekliyor ki annesi babası gelsin de telefonu alsın ve sosyal medyaya baksın ve ilgilensin. - Şimdi uzaktan eğitim için zaten tabletler şart, telefondan alınıyor eğitimlerin bazıları vs. Tablet olan aile var, olmayan aile var. Ben neler çekildiğini çok iyi biliyorum. Türkiye Değişim Partimizin iktidarında mutlaka eğitimde fırsat eşitliği olacak ve herkes aynı eğitimi alacak. - Peki, şimdi tabi gündemin çok konuşulan başlıklarından bir tanesi de Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşananlar. Üniversitenin kapısına kelepçe takılması dünya basınına da yansıdı geniş bir şekilde. Ve Prof. Dr. Melih Bulu'nun da rektör olarak atanmasıyla başladı zaten bu olaylar. Sayın Bulu, yaşanan olaylara karşılık istifa etmeyeceğini söyledi. Siz, Bulu'nun istifa etmesi gerektiğini düşünüyor musunuz? Ben bir kere özellikle üniversite atamalarında seçimli sisteme dönülmesini arzu ediyorum. Üniversiteye dışarıdan atamasını ben doğru bulmuyorum. Daha önceki yıllarda, önce aday olan altı tane Hocamız, sonra o Hocalarımızın sayısı Cumhurbaşkanımıza giderken üçe iniyordu ve o üçten biri atanıyordu ki onu bile ben doğru bulmuyorum. Öğretim üyesi arkadaşlarımızın, akademisyenlerimizin seçtiği rektöre saygı duymak lazım.

Politika