Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, şiddet ve istismarla mücadele ediyor

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, şiddet ve istismarla mücadele ediyor

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği‘nden Av. Nilda Baltalı, A3 Haber’den Tulga Buğra Işık'ın sorularını yanıtladı. Av. Nilda Baltalı, "Pek çok çocuğa yönelik istismar suçunu biz ortaya çıkardık ve dava süreçlerini başlattık" dedi

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden Av. Nilda Baltalı, "Pek çok çocuğa yönelik istismar suçunu biz ortaya çıkardık ve dava süreçlerini başlattık. Kadın cinayetlerinde faillerin en üst sınırdan ceza alabilmeleri için canla başla çalışıyoruz, ailelere yalnız olmadıkları duygusunu vererek, toplumsal baskılara ve gericiliğe karşı durmalarını sağladık” dedi.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği‘nden Av. Nilda Baltalı, A3 Haber’den Tulga Buğra Işık'ın sorularını yanıtladı. Baltalı, “İnsanlık tarihi en temel hakları uğruna ölmeyi göze alanların emekleriyle yazıldı. Bugün temel hak ve özgürlüklere, güvenlik hakkına, eşit yurttaşlık hakkına sahip olabilmemizin yolu bu tarihi yaşatmaktan geçiyor” diye konuştu. İşte sorularımız ve Av. Baltalı’nın yanıtları… Bugüne dek alıp kapattığınız davalar dahil olmak üzere, şu anda kaç dava takip ediyorsunuz? Bunların kaçı çocuk istismarı, kaçı kadın cinayeti? Derneğimiz bünyesinde gönüllü olan avukatlar, geçtiğimiz 10 yıl boyunca öldürülen kadınların ailelerinin yanında yer alarak, sanıkların en ağır cezaları alması için davalarda gönüllü olarak çalıştı. Yine onlarca çocuğa yönelik cinsel istismar davasında da gönüllü olarak vekillik sıfatını üstlendik. Van’da başlayan bu süreç, daha sonraları Türkiye’nin birçok iline uzandı. İstanbul’dan Ağrı’ya, Ankara’ya, Çorum’a, Siirt’e kadar pek çok ilimize ulaşarak kadın ve çocuklarımıza destek verdik. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ise sırtını bu birikime yaslayarak, 7 Aralık 2018’de kuruldu. Şiddet mağduru kadın ve çocuklarımıza hukuksal, psikolojik ve sosyolojik olarak destek sunuyoruz. Kısa süre içinde 70’e yakın kadın cinayeti ve 50’den fazla çocuk istismarı dosyasını takip ettik.

İnsanlar size nasıl ulaşıyor? Yoksa siz mi onlara ulaşıyorsunuz?

Derneğimize çok sayıda ihbar geliyor, yardım isteyenler oluyor. Bunun yanı sıra üye ve gönüllülerimiz, çevrelerinde tanık oldukları şiddet olaylarına müdahil olmaya gayret ediyor. Kimi zaman da basına yansıyan olayları takip ediyor, aileleriyle temasa geçmeye çalışıyoruz. Basın emekçilerinin bu anlamda çok büyük desteği oluyor.

Bu dernek sadece hukuki destek için mi var, başka misyonları da var mı?

Ülkenin farklı yerlerinde şiddete maruz kalan çocuk ve kadınlara ulaşmayı, daha çok aile ve bireye destek sağlamayı hedefliyoruz ancak hukuki destek derneğin hedeflediklerinin yalnızca bir boyutu. Hem mağdurlara hem de olayın savunma tarafında bulunan avukatlara ya da doktor, sosyal çalışmacı gibi destek veren kişilere eğitimler vermek de önemsediğimiz bir iş. Derneğimizin hedeflerinden birisi de cinsel istismar ya da şiddet mağduru olup ailesi ve yakınları tarafından dışlanmış olan çocuklar için bir sığınma merkezi kurmak. Bu merkezde çocukların her türlü eğitim, tedavi ve barınma ihtiyaçlarını karşılayarak topluma kazandırmayı hayal ediyoruz.

Diyelim ki bir kadın boşanmak istediği için katledildi. Sonrasında ailesi davacı olmak istediğinde, onu nasıl bir süreç bekliyor?

İlk etapta ailenin sürecin sonuna kadar gitmesi gerektiğini göze alması gerekiyor. Bu tabii ki, psikolojik olarak yoğun ve zorlayıcı bir süreç. Yanlarında başından sonuna kadar takipçisi olmaları gereken insanları bulmaları gerekiyor. Katledilen kadının faille olan geçmişine dair çarpıcı bilgileri bilen onlar, bu nedenle kimi zaman önemini bilemedikleri bazı detayların failin alacağı ceza miktarında etkili olduğunu bilmeliler. Hukukumuzda insan öldürme kamu görevlilerinin re’sen takip etmek zorunda olduğu bir suç olduğu için aile açısından ilk etapta maddi bir külfetten söz edilmeyebilir ancak soruşturmanın etkili yürütülmesi adına kendilerine avukat desteği gerekiyor. Ayrıca başta katledilen kadının çocukları olmak üzere geride kalan aile bireylerinde yaşanılan duygusal boşluk ve çöküntü için psikolojik destek alınması şart.

Son dönemde İstanbul Sözleşmesi çok tartışıldı. Sözleşme bu kadar önemli mi? İnsanlık tarihi en temel hakları uğruna ölmeyi göze alanların emekleriyle yazıldı. Bugün temel hak ve özgürlüklere, güvenlik hakkına, eşit yurttaşlık hakkına sahip olabilmemizin yolu bu tarihi yaşatmaktan geçiyor. Dernek olarak çocuklarımızın istismardan, kadınların katledilmekten kurtarılması için başta İstanbul Sözleşmesi ile sözleşmeyi esas alan 6284 sayılı kanun olmak üzere mevcut yasaların uygulanması adına sonuna dek mücadele edeceğiz. Mevcut her kazanıma kıskançlıkla sahip çıkılması çok önemli, bir adım geri atamayız. Bunun yanı sıra, yasal düzlemde mücadele elbette ki çok değerli ancak biz insanların bir araya gelip birlikte mücadele ettiklerinde sonuç alabildiklerini gözlemliyoruz. Derneğimizin takip etmekte olduğu sayısız dosyada, kadınlar katledildikleri sırada Sözleşme ve onun dayanağı olan 6284 sayılı kanunun koruması altındalardı. Maalesef zamanında kolluk kuvvetlerine başvurmalarına rağmen, mevcut düzen onları koruyamadı. Bu şu demek, sahip olduğumuz haklar yalnızca yasa metinlerinde yer aldıklarında etkisiz kalıyor. Hukuku etkili kılan şey, onu hayata geçirebilmek, onun arkasına toplumsal bir kuvveti yığabilmek. Hukuku yaşanılır ve etkili kılan, onun için mücadele edenler, bu yüzden kadınların mücadelesi çok önemli ve dünyayı şiddetten arındıracak olan da bu mücadele.

Derneğin bugüne dek izlediği davalarda nasıl kararlar çıktı?

Pek çok çocuğa yönelik istismar suçunu biz ortaya çıkardık ve dava süreçlerini başlattık. Kadın cinayetlerinde faillerin en üst sınırdan ceza alabilmeleri için canla başla çalışıyoruz, ailelere yalnız olmadıkları duygusunu vererek, toplumsal baskılara ve gericiliğe karşı durmalarını sağladık. Çoğu kez bizim etkimiz ve mağdur ailelerin azmi olmasa, faillerin hak ettikleri gibi ceza alamadığı ortada. Elbette her zaman istediğimiz gibi sonuçlar olmadı, örneğin Ağrı’da işkence ile ölüme terk edilen ve yaşamını yitiren Melek Karaaslan’ın davasında mahkeme sadece “ihmal” dedi ve cinayet olmadığına hükmetti. Çok üzüldüğümüz, hepimizi yaralayan bir karardır. Ancak şurası kesin, bir davaya sahip çıkıldığında ve aileler kendilerini yalnız hissetmediklerinde olaylar daha iyi aydınlatılabiliyor, failler iyi halden indirim alamıyorlar. Örneğin 9 Eylül’de karar duruşması gerçekleşecek olan Zahide Oğuz cinayetinde, katil hakkında Türk Ceza Kanuna 82. maddesi a,b,d fıkraları gereğince tasarlayarak, canavarca his ile ve eşi olmasından dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yani en ağır ceza istenildi. Normalde canavarca hisle insan öldürme kadın cinayetlerinde çok az mütalaa ediliyor. Mütalaadan umutluyuz ve mahkeme tarafından emsal bir karar verileceği inancındayız.

Peki bu derneğe kimler gönüllü olabilir? Nasıl katkı konulabilir, neler yapılabilir? Gönüllü olmak isteyenlerden daha iyi bir dünyada yaşamanın mümkün olduğunu bilerek, umutlu olup, umutlarını özenle korumalarını ve onu olabildiğince yaymalarını istiyoruz, ilk şartımız bu. Derneğimize herkes üye olabilir, müdahil olunan davalarda gönüllü profesyonellerin zorunlu masrafları için bizlere sürdürebilir şekilde maddi katkı koyabilirler. Çalışmalarımızın görünür kılınması için yardımcı olabilirler. Bunun yanı sıra derneğimizin daha fazla mağdura ulaşabilmesi ve derneğimizin çalışmalarına daha çok katkı konulması için avukatlara, psikiyatrlara, psikologlara ihtiyaç duyuyoruz, bu desteği sağlayabilirler.

Kadın