Kerameti atlette aramak

ÇAĞLAR EZİKOĞLUAz önce oldukça ilginç bir haberle karşı karşıya kaldım. Tunceli’nin Hozat ilçesinin Belediye binası önünde bazı vatandaşlarla atletli olarak kahvaltı yapan CHP’li Belediye Başkanı Celaleddin Polat, daha...

ÇAĞLAR EZİKOĞLU

Az önce oldukça ilginç bir haberle karşı karşıya kaldım. Tunceli’nin Hozat ilçesinin Belediye binası önünde bazı vatandaşlarla atletli olarak kahvaltı yapan CHP’li Belediye Başkanı Celaleddin Polat, daha sonra yine atletli olarak ilçe halkı ve belediye çalışanlarıyla birlikte kırsal alanda devam eden orman yangınlarını söndürme çalışmalarına katıldı. Atletli kahvaltı fotoğrafını sosyal medyada paylaşan Celaleddin Polat, "Sabah halkımızla simit çay ve gündemi konuşuyorken atletli olduğumuzu farkettik. Atletin gündemi değiştirdiğini gördük. Atletli Hozat halkından ülkeme selam" notunu düştü. Kahvaltının devamında ekibiyle orman yangınını söndürmeye giden Polat’ın ''ülkenin bu kadar gündemi varken, insanlar ölürken, ormanlar yanarken, ülkenin gündemini atletle meşgul edenlere de sözümüz. Bir bakalım nasıl söndüreceğiz onun da planını yapalım’ dediği duyuluyor.

Okuyunca oldukça hoşuma giden ve son derece haklı bir isyanın ifadesi aslında Başkan’ın bu sözleri. Aslında bu sözler atlet meselesini memleket meselesi haline getiren bütün aktörlere geliyor. Lakin meselenin başlangıcı bahse konu atlet fotoğrafı ve diğer fotoğrafları çeken Hürriyet Gazetesi muhabiri Selahattin Sönmez’in bu fotoğraflarla birlikte Adalet Yürüyüşü’nü konu edindiği kitabı. Kitabın önsözünü kaleme alan da Kemal Kılıçdaroğlu. Yani Kemal Bey her halükarda bu atletli fotoğraf hususunda bilgi sahibi. Ama tartışmayı alevleyen Hürriyet gazetesinin bahse konu fotoğrafı ''Vatandaş Kemal’ başlığı ile manşete taşıması.

Açıkçası bu manşeti görünce Beştepe dolaylarında birilerinin ellerini ovuşturarak ''fırsat ayağımıza geldi’ dediğini duyar gibi oldum. Aslında manşet de, Kılıçdaroğlu’nun bahse konu bu fotoğraflarının servisinin de, tek hedefi vardı; Kemal Bey’in sıradan bir Anadolu insanı portresi çizip, AKP iktidarında zenginleşen iktidar yöneticilerinin Kılıçdaroğlu’nun bu portresi ile kıyaslanarak hicvedilmesi. Bu aklı Kemal Bey’e kim verdi, hangi danışmanın aklından bu ''zihni sinir’ fikir çıktı inanın hiç bilmiyorum. Ama Erdoğan ve iktidar yandaşı medyanın böylesi bir ortayı gole çevireceğinden emindim, şu ana kadar da yanılmadığımı görmekteyim.

Birinci husus, Kemal Bey ve çevresindeki süper zeka danışman şürekasının AKP hakkındaki bir ezberi kafalarından silmeleri gerek; o da Şerif Mardin’in merkez-çevre teorisi. AKP hiçbir zaman çevre adını verilen ve Kemalist dönemden bu yana sürekli dışlandığını iddia eden muhafazakar Anadolu insanı ile birlikte merkeze yürümedi. O insanları sadece seçmen tabanı olarak pragmatik bir şekilde değerlendirdi. 2002’den bugüne hala bu ülkenin ekonomisi Koç veya Sabancı gibi yerli ve Batılı sermaye güçlerinin elinde iken, hala Şerif Mardin’in merkez-çevre teorisinden bahsetmek çok da geçerli değil. Ayrıca çevrede konumlandırdığınız o muhafazakar Anadolu insanı, hala çevrede. Hala ekonomik olarak fakirler, kültürel olarak kentli nüfus ile entegre olmadılar, olmamaktan dolayı da hala büyük mutluluk duyuyorlar. AKP’li yönetici çocukları dışında o çevreden gelip Çukurambar’a yerleşen hiç kimse yok. AKP iktidarı 2002’den bu yana adım adım merkeze yürüdü ve artık merkez dediğiniz olguyu tamamen esareti altına aldı. Peki neden hala çevre koşulsuz şartsız AKP’yi destekliyor?

İşte Kemal Bey’in anlayamadığı nokta burası. AKP iktidarı için tek önemli olgu, siyaseten iktidardaki gücü bırakmamak. Erdoğan bu gücün en önemli dayanağı olarak da, ''milli irade’ kavramından yararlanıyor. Bu ülkede milliyetçi ve muhafazakar sağ seçmenin nüfus popülasyonu içerisinde neredeyse yüzde 60’lık bir kitleye tekabül ettiğinin farkında olan Erdoğan’ın en büyük stratejisi ise bu kitleleri İslamcı bir söylemle seküler kitle karşısında konsolide edebilmek. Bu konsolidasyon ve kutuplaştırma siyasetinin doğası gereği iktidar tarafından yaratılan en büyük düşman ise; Kemalist zihniyet ve CHP. Kemal Bey zannediyor ki, bahse konu atletli poz Anadolu insanının Kemal Bey hakkındaki imajını birden bire pozitif bir yöne evirecek. Peki ya olan ne? Erdoğan gelenekselleştirdiği muhtarlar toplantısında Kılıçdaroğlu’nun atletli fotoğrafını ''hakaret’ olarak nitelendirip, halkı kandırmaya yönelik hamleler şeklinde eleştirdi. Şimdi çok basit bir soru soralım Kemal Bey ve danışman şürekasına; ''İç Anadolu’nun bir köyünde yaşayan muhafazakar bir vatandaş, Kemal Bey’in atletli fotoğrafını mı ''bizden biri’ diye takdir edecek, yoksa Tayyip Bey’in açıklamasını mı alkışlayacak?

Cevap arayan varsa, hemen bir örnek ile verelim. Linkini verdiğim resimde (

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

ABC Kritik Haberleri

100. Yıl törenleri ve Cumhuriyet'i sahiplenme
Merve Dizdar, teşekkür konuşmasında Erdoğan'a övgüler sıraladı, ne olurdu?
Mitingi kalabalık göstermek için hangi hileleri deneyip yakalandılar?
İşte 4 Şubat 2022 tarihli Resmi Gazete'deki karar
Atatürk, İnönü, Özal ve Demirel'in cumhurbaşkanlığı geçerli değil mi?