Tarih yeniden kurgulanıyor

Tarih yeniden kurgulanıyor

Son söyleyeceğimi hemen ilk başta söyleyeyim. Eğer o idamlar olmasaydı, bugün 27 Mayıs’tan bir ‘devrim’ olarak söz ediyor olabilirdik.

Son söyleyeceğimi hemen ilk başta söyleyeyim. Eğer o idamlar olmasaydı, bugün 27 Mayıs’tan bir ‘devrim’ olarak söz ediyor olabilirdik.

Önceki gün Yassı adada, ‘betonlaşma’ sonrasında ‘Demokrasi ve Özgürlük’ adı altında bir açılış yapıldı. 27 Mayıs 1960 "ihtilali"nin yıldönümü anıldı. Çünkü o adada asılan, halk tarafından seçilmiş bir başbakan ve iki bakan vardı. Çünkü devlet katil oldu. İşte bu idamlar, 27 Mayıs’ın o devrim niteliğindeki geçmişine maalesef ‘kara leke’ getiriyor.

Halbuki 27 Mayıs, 12 Eylül darbesi öncesine kadar "Hürriyet ve Anayasa Bayramı" olarak kutlandı. 12 Eylül askeri darbesiyle 27 Mayıs, anayasasıyla tasfiye edildi.  Hatırlatalım… 27 Mayıs sonrası,  ABD'nin isteğiyle ‘Seferberlik Tetkik Kurulu’ ismiyle 1954'de Kontrgerilla'yı bu ülkede kuran Demokrat Parti iktidarıdır. Köy Enstitülerini ve Halk Evlerini kapatan, 6-7 Eylül ırkçı-faşist provokasyonu düzenleyip İstanbul'da Rum ve Ermeni yurttaşlarımızın mallarını ve mülklerini yağmalatan ve ülkemizin o mozaik, zengin sosyolojik yapısını bozan Türkiye’yi terk etmelerine yol açan DP iktidarıdır. Basına sistematik şekilde sansür uygulamış, sendikal hakları tanımamış, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır. Aydınları, gazetecileri, bilim insanlarını Adnan Menderes hükumeti hapsetmiştir.

Demokratik Anayasa

Cumhuriyet tarihinin en demokratik Anayasasını yapan, siyasal, sendikal ve toplumsal özgürlüklerin önünü açan, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesidir. 27 Mayıs müdahalesi sonrasında bizzat bu müdahaleyi yapanlar, genelkurmay başkanını tutuklamış, 270 generali ordudan atmış ve işkenceci oldukları saptanan emniyet müdürlerini tutuklamıştır. Siyasi suçluları serbest bırakmıştır. Bugünün gençleri bilmez ama, basında sansür o yıllarda kaldırılmış ve gazetecilerin özgürce çalışabilmeleri sağlanmıştır. TELE1’de 27 Mayıs günü ‘Gün Ortası’na bağlanan gazeteci üstadımız Oktay Ekşi o yılları anlatırken, bizzat mesleğimizin en büyük özgürlüğünü o yıllarda yaşadıklarını örnekleriyle dile getirdi. Peki bu müdahale nasıl gerici-faşist 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri ile kıyaslanabilir?

Karanfil Devrim

Eğer kıyaslanacaksa, 1974 Portekiz Karanfil Devrimi ile kıyaslanabilir. 40 yıllık faşist Salazar diktatörlüğü yıkılmış, sömürgeler özgürleştirilmiş, siyasi af çıkarılmış, işkenceciler ve generallerin büyük bir bölümü tutuklanmış, parlamenter demokratik bir rejim kurulmuştur. Bugünkü Portekiz demokrasisini 1974 Karanfil Devrimi kurmuştur.

Şimdi bu "darbe" ile İspanya’da Franko’nun ya da Şili’de Pinochet’in faşist darbeleri aynı kategoride değerlendirilebilir mi?

Eğer 27 Mayıs kıyaslanacaksa, Portekiz’deki ‘Karanfil Devrim’ ile kıyaslanmalıdır…

Önceki ve Sonraki Haberler
Yaşam