Tarikatlar savaşı: İsmailağa'dan Nurettin Yıldız'a çok ağır sözler

Tarikatlar savaşı: İsmailağa'dan Nurettin Yıldız'a çok ağır sözler

İsmailağa Cemaati, “Mahmut Efendi’yi böyle bildim” başlıklı 30 seri video yayımlayan Sosyal Doku Vakfı Onursal Başkanı Nurettin Yıldız hakkında çok sert ifadeler kullandı.

İsmailağa Cemaati, Nurettin Yıldız hakkında bir yazı yayımladı. Daha önce “Altı yaşındaki çocuk evlenebilir” gibi ifadeler kullanan Sosyal Doku Vakfı Onursal Başkanı Nurettin Yıldız, “Mahmut Efendi’yi böyle bildim” başlıklı 30 seri video yayımladı. Videolarda, İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nu tanıdığını ifade ederek onunla ilgili hatıralarını anlattı. Bunun üzerine İsmailağa Cemaati zehir zemberek açıklamalarla Nurettin Yıldız’a yanıt verdi.

Açıklamada, “Mahmud Efendi hazretlerimizin her daim yanında bulunmuş olan hocalarımız hâlen hayattadır. Onların da şehâdet ettiği üzere Nureddin hoca, Mahmud Efendi hazretlerimizin sıhhatli halinde ne kayda değer şekilde onu ziyarete gelmiş ne de bir başka vesileyle birlikteliği olmuştur. Şu soru can alıcı bir soru olarak mutlaka sorulmalıdır: Madem ki kendileri Mahmud Efendi hazretlerimizi bu kadar sevip takdir etmekteydiler, bugüne dek neden kendilerine kayda değer bir ziyarette bulunmadılar?” ifadeleri kullanıldı.

Yıldız’ı ‘selefi-vehhabi’ olarak tanımlayan İsmailağa, “Nitekim bu husus tarikat konularına dair yaptığı görüş beyanlarından da rahatlıkla anlaşılmaktadır” ifadelerini kullandı. İsmailağa Cemaati’nin ekran yüzü olan ve kamuoyunda ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Türkiye’de selefi tarikatların silahlandığını öne sürmüş ve bunun üzerine Emniyetin başlattığı soruşturma kapsamında bildiklerini anlatmıştı.

Yıldız’ı fitneci olarak tanımlayan cemaat, “Ümmetin dertleriyle uğraşıp İslâm’a hizmet etmek için harcamamız gereken zaman ve enerjiyi, ortaya attığı asılsız iddialar sebebiyle bu nevi açıklamalara sarf etmeye bizleri mecbur bırakması da ‘hakka girmek’ olduğu kadar aynı zamanda da bir ‘fitne’dir” dedi.

Yıldız’ı tövbe etmeye çağıran İsmailağa Cemaati şöyle devam etti:

Ayrıca hoca, camiamızla ilgili izleyenleri hakikaten hayrette bırakacak iddiaları da vebali önemsemeyen bir cüretle ortaya atabilmiştir. Bir tek misal olarak, cemaatimizin “Mâturîdî olanlar, olmayanlar; Nakşibendî olanlar, olmayanlar” şeklinde bir ayrım yaparak toplumu böldüğü ve fitneye sebep olduğunu söylemesi apaçık bir bühtandır, iftiradır. Acaba kendisi cemaatin temsil makamındaki herhangi bir ferdinin bu minvaldeki bir tavrını bir tek örnek üzerinden ispat edebilir mi? Edemeyeceğine göre kendisine düşen öncelikle tövbe etmek ve özür dileyerek helalleşmektir. Sürekli atıfta bulunduğu uhrevî vebalden kurtulabilmesinin yegâne yolu budur.

Mahmud Efendi hazretlerimizin ehl-i sünnet olan, olmayan şeklinde bir ayrım yapmadığı da hocanın mesnetsiz konuştuğu noktalardan biridir. Zira bu iddia hem sünnet-i seniyyenin tavsiye ettiği tavra, hem selef ulemasının tutumlarına uymamakta hem de ömrünü Efendi hazretlerimizin yanında geçirmiş hoca efendilerin aksi yönde anlattıkları hadiselere ters düşmektedir. Nitekim bizzat Efendi hazretleri, ehl-i sünnet dışı akımların zuhur edip yayıldığını haber aldığında “Şeytan’ın dostlarına karşı savaşın” (Nisâ, 76) ayetini okuyarak bu hususta ilmî mücadele edilmesini hocalarına emretmiştir.

Bir başka husus olarak Nureddin hoca, Mahmud Efendi hazretlerinin hali hayatında medreselerin çok daha fazla olduğu ve bugün bu sayının yapılan hatalar sebebiyle düştüğünü iddia etmektedir. Nureddin hoca aslı olmayan bu verileri nereden elde etmiştir? Kendisinin elinde bunların kaydını tutan bir çetele mi vardır? Olması mümkün olmadığına göre, her müstakim mümine yakışacak şekilde bu gibi tezvîrâtı kameralar önünde hiçbir dayanağı olmaksızın konuşmaktansa, bilgi verebilecek mecralar ile temasa geçmesi gerekmez miydi? Kur’an ve Sünnet’in bize tavsiye ettiği mümin tavrı bu değil midir? O halde hoca tam aksine davranarak neyi amaçlamak istemiştir? Bugünlerde Kur’an’ın Allah kelâmı olmadığını iddia edenlere karşı tek cümlesi duyulmamış bir şahsın Mahmud Efendi hazretlerimizin yetiştirdiği insanları hedef alması neyle izah edilebilir? Yoksa kendisi Kur’an’a saldıranlara karşı ses çıkarmamasını ‘ittihâd’ ilkesine uygun bulmakta, bizleri ise birliktelik yapılabilecek bir zümre olarak görmemekte midir? Bu en büyük bölücülük, fitne hareketi değil midir?

Hocanın ilgili videolarda maşeri vicdânı yaralayan bir tavrı da Mahmud Efendi Hazretlerimizden övgü ile bahsederek yetiştirdiği insanları töhmet altında bırakmasıdır. Halbuki bu tutum Mahmud Efendi hazretlerimizin hâli hayatında bir kişiyi bile yetiştirememiş olduğu ithamını tazammun eden dolaylı bir hakarettir. Öyle ya, en büyük sermayesi yetiştirdiği hocalar olan bir zatın tüm emeğini hiçe sayacak bu denli ifadeler ustalıkla yapılmış muğâlata üzerinden Efendi Hazretlerimizi de hedef almaktır. Nureddin hoca, yetiştirdiği insanların onun menhecini terk ettikleri algısını oluşturmak isterken şu noktalara hiç mi bakmak istememiştir: Bugün Efendi hazretlerimizin yolu akidevî veya amelî olarak kıl kadar sapma olmaksızın istikamet üzere devam etmektedir. Onun öğrettiği esaslar kendisinden alındığı şekliyle muhafaza edilmekte ve aktarılmaktadır. Dolayısıyla hocanın bu tarz imaları ya maksatlı bir karşıtlık ya da haberdar olmadan konuşmak kabilindendir.  Ayrıca Nureddin hocanın birkaç kez denk geldiği Efendi hazretlerimizle ilgili ‘Ben Mahmud Efendi’de böyle bir şey görmedim’ şeklindeki garip cümlesinin, ömrünü Efendi hazretlerimizin yanında geçirmiş insanların beyanlarının yanında zerre kıymeti olabilir mi?

Mahmud Efendi hazretlerimizin son yıllarda itibarının zedelendiği şeklindeki iddiası da diğerlerini aratmayacak ölçüde asılsızdır. Zira dünyanın her yerinden gelen âlimler bugün onun tesis ettiği müesseseleri hayranlıkla takdir etmekte ve ihlasla temelini attığı hizmetleri dünyanın her tarafına yayılmaktadır. Bu durum küçük bir araştırma ile öğrenilebilecek bir durumken hakikate karşı gözlerini yumarak aksi yönde cümleler kurmak taassup ve garaz taşımakla izah edilebilecek bir davranış olsa gerektir.

Sözün özü Nureddin hoca, ilgili video serilerinde Efendi hazretlerimizle çok uzun yıllar beraber olmuş bir kişi tavrı sergileyerek kamuoyunu aldatmış, Efendi hazretlerimizin hâdiseler karşısındaki tutumlarına dair yaptığı bazı yorumlarla onun adına yanlış beyanlarda bulunmuş ve Efendi hazretlerimizi övüyormuş gibi davranarak hem onu hem de yetiştirdiği insanları zan altında bırakmıştır. Toplumun bir kesiminin sözlerine itibar edip dinlediği ve genel olarak âdâb-ı muaşeretten, kul haklarından bahseden bir kişiye böylesine gayr-ı ahlâkî bir davranış hiç yakışmamıştır.

Son olarak ifade edelim ki, bizim Nureddin Yıldız hocaya yönelik bu türden tenkitlerimiz İslâm karşıtı mecraları sevindirmemeli ve buradan hareketle “Müslümanlar birbirine girdi” yorumlarına sevk etmemelidir.  Zira bizim bu açıklama ile kastımız doğru olmayan şeylerin cevapsız kalmasından hareketle hakikat olarak benimsenmesinin önüne geçilmesidir. Bu da bize dinimizin emrettiği düsturlardandır. Yoksa kimseyle şahsi bir münakaşaya girmek ne menhecimize ne de meşrebimize uygun değildir.

Cenab-ı Hak’tan niyazımız hem Nureddin hocayı hem de bizleri hatalarımızı telafiye muvaffak kılması ve doğru olana hidayet buyurmasıdır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem