Türkiye'nin konuştuğu sahte doktor olayın arka planında ne var: Kendine ait olmayan bir hayatı yaşamasının ardındaki motivasyon ne?

Türkiye'nin konuştuğu sahte doktor olayın arka planında ne var: Kendine ait olmayan bir hayatı yaşamasının ardındaki motivasyon ne?

Prof. Dr. Nursu Çakın Memik ve avukat Çağrı Şükrü Uluslu, kendisini “pratisyen hekim” olarak tanıtan, sahte diploma ile görev yaptığı anlaşılınca tutuklanan Ayşe Özkiraz'la ilgili konuştu.

Prof. Dr. Memikli, Özkiraz'ın durumunun psikolojik bir rahatsızlıktan öte dolandırıcılık olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

Avukat Uslu da bu tarz olayın önüne geçebilmek için sıkı bir denetim mekanizması oluşturulması gerektiğini anlattı.

Cumhuriyet’ten Dilan Ayırkan imzalı habere göre, Prof. Dr. Nursu Çakın Memik, kendisini pratisyen hekim olarak tanıtan Ayşe Özkiraz’ın durumunun psikolojik bir rahatsızlıktan öte dolandırıcılık olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Memik, “Bir hastayla görüşmeden altındaki psikolojik rahatsızlığı değerlendirmek çok güç ancak anladığım kadarıyla gerçeği değerlendirme yetisi olan birisi. O yüzden bu durumu bir ruhsal bir hastalığa bağlamak şu an için mümkün değil. Şu an gözüken bunun planlanmış, organize edilmiş, sürdürülmüş, annenin de ortak edildiği bir kandırmaca olduğu” diye konuştu.

Kendine ait olmayan bir hayatı yaşamasının ardındaki motivasyon ne?

Ayşe Özkiraz’ın kendine ait olmayan bir hayatı yaşamasının ardındaki motivasyonu da değerlendiren Memik, “Belli ki bu durumdan hem birincil hem ikincil kazançları var. Hem itibar görüyor hem statü sahibi oluyor hem de etraftan saygı görüyor. Hem de belki de işlerini kolaylaştırıyor, belki daha rahat borç alıyor. Ruhsal doyum, toplumda yer edinme, arkadaş edinme, daha rahat ev tutma, daha kolay ulaşım sağlama, yardım görme gibi kazançları da olabilir. Gerçeği değerlendirme yetisi var. Öbür türlü bu kadar organize olması mümkün değil. Ciddi bir ruhsal bozukluğu olsaydı bir noktada dağılırdı. Bunu bu kadar organize edemezdi. Bu planlanmış düşünülmüş, üstünden kazanç sağlanmış bir dolandırıcılık suçu” dedi.

"Denetim mekanizması oluşturulmalı"

İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkan Yardımcısı Çağrı Şükrü Uluslu ise mevzuattaki eksikliklere ilişkin konuştu. Uluslu, Sağlık Mevzuatı kapsamında tıp fakültesi öğrencilerinin hekimlik mesleğini icra edebilmelerinin mümkün olmadığına dikkat çekerek, “Ancak bazı son sınıf öğrencilerinin bir hekimmiş gibi tıbbi müdahalelerde bulunduğu zaman zaman görülmektedir. Bu gibi durumların yaşanmasında mevzuatta bir eksiklik bulunduğunu düşünmemekle birlikte; ancak bu tarz olayın önüne geçebilmek için sıkı bir denetim mekanizması oluşturulmalı; Sağlık Bakanlığı tarafından, özel sağlık kuruluşlarında, yılda iki defa yapılan hizmete esas denetimlerde ve kamu sağlık kuruluşlarında yine yılda iki defa yapılan Verimlilik ve Kalite Denetlemeleri’nde tüm sağlık personellerinin diploma, onay, yeterlilik ve personel çalışma belgelerinin denetlemelerinin de periyodik olarak yapılması gerekir” diye ifade etti.

Etiketler :