Yandaşlarca hedef gösterilen ve tehdit mesajları alan Seda Şanlıer’den açıklama: Amaçlarına ulaşamayacaklar!

Yandaşlarca hedef gösterilen ve tehdit mesajları alan Seda Şanlıer’den açıklama: Amaçlarına ulaşamayacaklar!

'İsveç’te tedavi edilmeyen Türk' haberleriyle ilgili yandaş medyanın ve gericilerin hedefi haline gelen gazeteci Seda Şanlıer, başlatılan linç kampanyasına

'İsveç’te tedavi edilmeyen Türk' haberleriyle ilgili yandaş medyanın ve gericilerin hedefi haline gelen gazeteci Seda Şanlıer, başlatılan linç kampanyasına 'bundaki amaç korkutmak ise bu amaçlarına ulaşamayacaklarını belirtmek isterim' sözleriyle yanıt verdi.

TELE1 Ana Haber bülteninde, İsveç’te koronavirüs tedavi sürecinde herkese aynı davranıldığını kaydeden Şanlıer, bu ülkeden özel jetle getirilen Emrullah Gülüşken’in AKP’ye yakınlığı ile bilinen biri olduğunu ve haberin yandaş basının verdiği şekilde olmadığını dile getirmişti. Bunun üzerine Seda Şanlıer, tehdit, hakaret ve karalama kampanyasına tutulmuştu.

Gerici Akit ve yandaşlar tarafından hedef gösterilen Seda Şanlıer'in açıklaması:

27 Nisan tarihli TELE1 haber yayınında söylediklerim nedeniyle AKP yanlısı sosyal medyada ve basında linç kampanyasına uğradım. Orada söylediklerime açıklık getirmek istiyorum.

AKP, Emrullah Gülüşken olayında şov yaptı. İktidar yanlısı basın ve hatta muhalif basın diye bildiğimiz Sözcü gazetesi bile Gülüşken’i “İsveç’te tedavi edilmeyen Türk vatandaşı Ankara’ya getirildi” başlığıyla haber yaptı. Oysa İsveç’in, haberde de belirttiğim gibi, koronaya karşı kendine özgü bir stratejisi var ve ben İsveç’te geniş bir çevreyle görüşüyor olduğum halde, bu ülkede yaşayan insanlara dinlerine veya etnik durumlarına göre bir ayrım yapıldığını duymadım.

Yine yayında belirtttiğim gibi Emrullah Gülüşken’in kızı babasının hasta olduğunda eve doktor geldiğini, muayene ettiğini sonra babasının ambulansla hastaneye götürüldüğünü belirtiyor (Sabah gazetesi web sitesi, 26 Nisan 2020). Anlaşılıyor ki Emrullah Bey ilgi görmüş.

Yayında da eleştirdim, İsveç ‘in sağlık sistemi son 40 yıldır yeni-liberal politikalardan zarar gördü. Fakat sistem hala ayaktadır ve halkın kurumlara güveni yüksektir. Yine yayında belirttiğim gibi İsveç sistemi kimseyi ortada bırakmamaya önem verecek şekilde dayanışmacıdır, İsveç halkı da dayanışmacıdır. Bu anlamda hükümet de dayanışmayı teşvik ediyor. Mesela muhalif partinin belediyesinden diye kimsenin dayanışma çabasına engel olunmuyor. İsveç’te AKP yanlısı kurumlar bile sağlık personeline pizza getirmek ve yaşlıların alışverişlerine yardım etmek gibi ufak tefek dayanışma hareketleri yapıp sosyal medyalarında duyuruyorlar. Bu konuda AKP yanlısı UID İsveç adlı kurumun Facebook sayfasına bakılabilir. Hükümetin hastalığı politik istismar malzemesi ettiğine tanık olmadım, muhalefetten bu konuda şikayete de rastlamadım.

“İsveç koronaya karşı kendine özgü bir strateji uyguluyor, etnik ayrımcılık yapılmıyor, İsveç kurumları ve halk dayanışmacıdır ve ayrıca Emrullah Gülüşken şikayeti konusunda hayli ilgi görmüş”, ifadeleri, söylediklerimin özünü oluşturuyordu. Yayında Emrullah Gülüşken’in Sağlık Bakanı’yla ve AKP ile ilişkisi hakkındaki bazı duyumları ilettim. Bunların duyum olduğunu da belirtmeye çalışmıştım. Olay tazeydi ve gerek sosyal medyada gerekse konuşmalarda çok yoğun bilgi akışı vardı. Bir kez de dilim sürçtü ve ölümler hakkında 2200 sayısı yerine 1200 sayısı demişim. Bunlar düzeltilebilecek konularda ve hemen arkasından bu hatalar düzeltildi. Konuşmalarımın özü, AKP medyasında çıkan yanlış haberlere karşılık İsveç sistemi hakkındaki bilgilerimdi.

Yayının ardından küfür ve tehdit salvosu başladı. Saldırı giderek A-Haber ve onunla bağlantılı kanallar vasıtasıyla bana Hamza Yalçın üzerinden zarar vermeye vardı. Benim Odak Dergisi ile bağım da gündeme getirildi. Hamza Yalçın AKP’nin çok eleştiriyor göründüğü 28 Şubat darbesi dönemindeki hukuk skandallarından birinde ceza almış olan sosyalist bir aydın ve yazardır. Geçtiğimiz yollarda hakkında AKP hükümetinin iftiralarıyla çıkarılan uluslararası aranma kararı incelenmiş ve kaldırılmıştır. Odak Dergisi, katkıda bulunmaktan onur duyduğum sosyalist bir dergidir. Kendim İsveç’te hem yüksek okul okuyorum hem de öğretmen olarak çalışan bir emekçiyim.

AKP ve MHP yanlılarının Almanya’da, Belçika’da ve Viyana’da muhaliflere karşı sindirme amaçlı saldırıları biliniyor. Benim ev adresim, dairenin sağda mı solda mı olduğuna varıncaya kadar sosyal medyada verildi. Bundaki amaç korkutmak ise bu amaçlarına ulaşamayacaklarını belirtmek isterim.

AKP Hükümeti şov yapmak için yanlış bir alan seçti. İsveç’te insanlar ortada kalmış değil ki AKP “Kimsesizlerin Kimsesi” rolü oynayabilsin. Onlar Avrupa’da yaşayan insanların ulusal duygularını istismar ediyorlar. İsveç’te yaşayan Türkiye kökenli insanlarımızın bir kısmı bir yandan yakınlarını İsveç’e taşımaya çalışırken diğer yandan da yaşadığı eziklik duygusunu bastırmaya ve geldiği ülke ile gurur duymaya çalışıyor. Bu çelişkili durum içinde propagandacıların tuzağına kolayca düşüyor. Sağlık Bakanı’nın Kululu olması propagandacıların işimi kolaylaştırıyor. “Bizim insanımız, Osmanlıyız, güçlüyüz” propagandası yapılıyor. AKP, İsveç’te Kulu kökenli göçmenlerin Türkiye kökenli nüfusun önemli bir bölümünü oluşturuyor olmasını kullanmak istiyor. Ülkeni seviyorsan onun kusurlularını cesaretle görmelisin ve yanlışları savunmamalısın. Ülkeye zarar veren yöneticileri korkmadan eleştirmelisin.

İsveç’te ölüme terkedilen Türk vatandaşının kurtarılması hikayesi tutarsızdır ve bana karşı girişilen linç kampanyası bundandır.

Önceki ve Sonraki Haberler
Son Dakika