Yazar Lütfü Oflaz: ‘Her caminin karşısına bir kütüphane kurulmalı’

Yazar Lütfü Oflaz: ‘Her caminin karşısına bir kütüphane kurulmalı’

İslam ve sol, İslam ve bilim, İslam ve demokrasi buluşabilir mi toplantılarının düzenleyicilerinden yazar, düşünür Lütfü Oflaz Tele1’e konuştu.

İslam ve sol, İslam ve bilim, İslam ve demokrasi buluşabilir mi toplantılarının düzenleyicilerinden yazar, düşünür Lütfü Oflaz Tele1’e konuştu.

Yazar, düşünür Lütfü Oflaz’ın açılış konuşmasını yaptığı 1. İslam ve Sol Çalıştayı iki ay önce toplanmıştı. Büyük ilgi gören bu çalıştay siyasi görüşleri, yaşam tarzları birbirlerinden çok farklı siyasetçileri, ilahiyatçıları, akademisyenleri, yazarları, kanaat önderlerini bir araya getirmeyi başarmıştı. Yakın zamanda yine siyasi görüşleri, yaşam tarzları birbirlerinden çok farklı bilim insanları, ilahiyatçılar, yazarlar, kanaat önderleri 1. Uluslararası İslam ve Bilim Konferansı’nda bir araya gelip İslam ve Bilim, İslam ve Demokrasi gibi konuları tartışacaklar. Bu konferansın da açılış konuşmasını yapacak olan yazar, düşünür Lütfü Oflaz ile hem İslam ve Sol Çalıştayı ve hem de Uluslararası İslam ve Bilim Konferansı üzerine konuştuk.

-Lütfü bey; açılış konuşmasını yaptığınız 1. İslam ve Sol Çalıştayı’ndan sonra yine sizin açılış konuşmasını yapacağınız 1. Uluslararası İslam ve Bilim Konferansı yakında toplanacak. 1. İslam ve Sol Çalıştayı denildiğine göre, demek ki bunun ardından başka çalıştaylar da gelecek. Öncelikle ilki iki ay önce yapılan İslam ve Sol Çalıştayları hakkında kısaca bir bilgi verir misiniz?

- Birinci İslam ve Sol Çalıştayı bir araya gelmez denilen çevreleri bir araya getirdi. Hele de kamplaşmanın, kutuplaşmanın had safhaya vardığı günümüzde siyasi görüşleri, yaşam tarzları farklı olan çevrelerin temsilcilerini bir araya getirebilmek çok zor bir işti.

BİR ARAYA GELMEZLERİ BİR ARAYA GETİRDİK’

Üstelik İslam ve sol kelimelerinin bir araya getirilmesine bile sıcak bakılmadığı, itirazlar yapıldığı dikkate alındığında, İslamcılardan solculara kadar bir araya gelmez denilen çevrelerin temsilcilerinin, sözcülerinin aynı masada konuşmak üzere bir araya getirilmesi zorun da ötesinde bir işti. Onları 1. İslam ve Sol Çalıştayı’nda bir araya getirebilmek için hepsiyle ayrı ayrı görüştüm. Sağ olsunlar davetimizi kırmayıp bir araya geldiler. Bu çalıştayın konuşmacılarının hepsi de birbirinden değerli akademisyenler, ilahiyatçılar, yazarlar, siyasetçiler, kanaat önderleriydi.

İSLAM VE SOL ORTAK DEĞERLERDE BULUŞABİLİR’

Hepsi birbirinden değerli kişilerin konuşmacısı olduğu böylesine değerli bir çalıştayın açılış konuşmasını yapma, bu uzun yürüyüşü başlatma onurunun bana verilmesinden de fevkalade mutlu oldum.

-İslam ve Sol buluşması fikri sizde nasıl oluştu?

-Bakın ben sol fikirlerle, sosyalist fikirlerle, başka bir deyişle toplumcu fikirlerle delikanlı çağlarımda tanıştım. Emeği, adaleti, paylaşmayı, dayanışmayı önceleyen bu fikirlerin toplumda nasıl kök salacağına, nasıl serpilip yaygınlaşacağına kafa yormaya başladım. Buna da kafamdaki şu soruya yanıt arayarak başladım.

Türkiye gibi Müslüman bir toplumda Müslümanları hiçe sayarak, karşıya alarak sol fikirlerin kök salması, yaygınlaşması mümkün olabilir miydi? Bence olamazdı. Müslüman bir toplumda solun kök salmasını, yaygınlaşmasını isteyenler Müslümanları hiçe saymamalı, karşılarına almamalıydı. Kaldı ki bir insan inanış anlamında Müslüman olmasa bile, kültürel anlamda Müslüman olabilirdi. Çünkü bu ülkede Müslümanlık din olduğu kadar sosyolojiydi. Nesilden nesile geçen bir kültür biçimiydi.

-Sizce İslam ve Sol fikirsel olarak hangi noktada buluşabilir?

-Müslümanlık da sol da emeği, adaleti, paylaşmayı, dayanışmayı öncelemekte. Müslümanlık da sol da bencillik anlamında bir bireyciliği değil, toplumculuğu öncelemekte. Kapitalizmin “Altta kalanın canı çıksın” anlayışını değil, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” anlayışını benimsemekte.

İSLAM İLE BİLİM BULUŞABİLİR Mİ?

Öyleyse Kur’anı Kerim’i de Das Kapital’i de okuyup vahşi kapitalizme hep birlikte karşı çıkanlardan olunamaz mı? Öyleyse hep birlikte cüzdanın değil vicdanın sesine kulak verenlerden olunamaz mı? Dindarlar dindarlıklarından, solcular solculuklarından vazgeçmeden ortak değerler noktasında buluşamaz mı? Emek, adalet, paylaşma, dayanışma, toplumculuk gibi ortak değerler noktasında buluşamaz mı? Bunlar ve bunlara benzer değerlerin düşmanlarına karşı birlikte saf tutamaz mı?

Dindarlar ile solcular bunun nasıl gerçekleştirileceğine dair birlikte kafa yoramaz mı? Zaten İslam ve Sol Çalıştayları’nın amacı da bu sorulara birlikte cevap bulmak, bu konuda birlikte kafa yormaktır.

-Şimdi gelelim yakın zamanda yapılacak 1.Uluslararası İslam ve Bilim Konferansı’na… Kestirmeden sorayım; İslam ile bilim buluşabilir, bir arada olabilir mi sizce?

-İslam ile sol, İslam ile bilim, İslam ile demokrasi buluşabilir, bir arada olabilir mi? Bu soruların cevabı tartışa tartışa, araştıra araştıra bulunur. 1. Uluslararası İslam ve Bilim Konferansı’nda İslam ile bilim, İslam ile demokrasi buluşabilir mi gibi sorulara cevap aranacak. Ancak şu gerçek ki, bilimle buluşmayan, bilimsiz Müslümanların insanlığa faydası yok.

Müslümanlar bilimle de sanatla da buluşmak zorunda. Bakın bugün dünyamızda insanlığa faydalı olan, insanlara hizmet eden, insanların hayatını kolaylaştıran bilimsel, teknolojik buluşları gerçekleştirenler arasında Hıristiyanlar, Yahudiler, Şintoistler, Budistler, Deistler, Ateistler var. Ama Müslümanları ara ki bulasın. Müslümanların bundan üzüntü duyması, insanlığa faydalı olan, insanlara hizmet eden, insanların hayatını kolaylaştıran bilimsel, teknolojik icatları niye yapamıyoruz diye kafa yorması gerekmez mi?

BİLİMİN YOLU İBADETHANEDEN DEĞİL KÜTÜPHANEDEN GEÇİYOR’

Müslümanların bilim, teknoloji üretemediğimiz gibi, niye dünya çapında sanat ürünleri üretemiyoruz diye düşünmesi gerekmez mi? Geçtik bilim, teknoloji üretememeyi, bugün dünyada 1 milyar 700 milyona yakın nüfustan ve 63 ülkeden oluşan Müslüman aleminin toplam üretimi, 80 milyonluk Almanya’nın üretimini bile bulmuyor.

-Bunun nedeni ne sizce?

-Bakıyoruz da bilimde, teknolojide en ileri giden ülkelerin insanları en çok kütüphaneye giden ya da en çok kitap okuyan insanlar. İbadethaneye gittikleri kadar kütüphaneye de giden insanlar. Hatta ibadethaneye gittiklerinden daha fazla kütüphaneye giden insanlar. Ama gelin görün ki günde beş vakit camiye gider de yılda bir vakit bile kütüphaneye gitmez çoğu Müslümanlar.

HER CAMİNİN KARŞISINA BİR KÜTÜPHANE KURULMALI’

Ömür boyu dua okur da ömür boyu bir kitap bile okumaz çoğu Müslümanlar. Yine bakıyoruz da bilimde, teknolojide en ileri giden ülkeler, sanata en çok önem veren, sanat ürünlerine en çok ilgi duyan ülkeler. Beyinsel, sanatsal ürünlerin sergilendiği yerlere en çok gidilen ülkeler.

BİLİMİN YOLU İBADETHANEDEN DEĞİL KÜTÜPHANEDEN GEÇİYOR’

Bakıyoruz da bilimde, teknolojide en ileri giden ülkeler, hiçbir beyinsel üretimi yasaklamayan, günah saymayan ülkeler. İşte o ülkelerde insanlığa hizmet eden, insanların hayatlarını kolaylaştıran bilimsel, teknolojik icatlar yapılıyor. Müslümanların bu duruma bakıp ders alması gerekiyor.

-Sizin bu konudaki öneriniz nedir; Müslüman aleminin ne yapması lazım?

-Benim bu konudaki önerilerimden biri her caminin karşısına bir kütüphane kurulmalı. Ta çocuk yaşta başlayan yönlendirmelerle kitap sevgisi, kütüphane ilgisi Müslümanlara aşılanmalı. Türkiye’de yüz bin cami varsa yüz bin de kütüphane olmalı. Müslümanlar okuyanlardan, araştıranlardan olmalı. Müslümanların bilimsel ürünlere ilgisi ta çocuk yaşta başlamalı. Ne yazık ki Müslüman aleminde kütüphane sayısı da kütüphaneye gidenlerin sayısı da okuyan, araştıran sayısı da içler acısı.

Her caminin karşısına bir kütüphane kurulduğu gibi camilerin yanına sanat evleri de kurulabilir. Müslümanların sanatsal üretimlere, sanat ürünlerine ilgisi sağlanabilir. Müslümanların sanatla ilgisini de ta çocuk yaşta başlatmak gerekir. Unutulmasın ki bilimin, ilimin, sanatın yol göstericiliğine inanan insanların ülkeleri en ileri ülkelerdir. Böyle oldukları için Müslüman ülkeleri fersah fersah geçmişlerdir