İki kere iki kaç olsun?

Bir arkadaşım önemli devlet kuruluşunun başkanıydı. Çok önemli işler yaptı. Kuruluşun kurumlaşmasını sağladı.

Yöneticiliğinin ilk günlerinde baş hukuk müşavirini çağırmış, bir evrak vererek,  “Buna hukuki bir rapor yaz da kurula sunayım“ demişti. Aldığı cevap, “Lehte mi aleyhte mi olsun” olunca, arkadaşım gülümsemişti.

O gittikten sonra, “Bu arkadaşla ne yapacağımı bilmiyorum. Alıştırmışlar. İki kere iki kaç eder diye sorsam kaç olsun istiyorsunuz deyip duruyor” demişti.

İsmet Paşa da, “Bir işin olmasını istiyorsan, Fethi’ye -Çelikbaş’ı kastediyor- talimat ver, olmasını istemiyorsan, Fethi’ye havale et” derdi.

Bu iki anıyı niye anlattım. Bilmiyorum, benzerlik var mı, yok mu size bırakıyorum.

Seçilen ancak mazbataları İktidar Partisinin itirazları nedeniyle verilmeyen ana muhalefet partili Belediye Başkanları, kimi zaman tehdit edildi, kimi zaman “çoğunluk bizde, bütçeyi çıkaramazlar” denilerek korkutulmak istendi.

Biliyorsunuz, İlçe, İl seçim kurullarının dışında bir de Yüksek Seçim Kurulu var. Hani gece yarısı toplanıp, İstanbul İl Seçim Kurulu’nun  kararını AKP lehine değiştiren. Sanki İstanbul İl Seçim Kurulu yasal olmayan, hukuksuz bir karar vermiş gibi.

Bazı il ve ilçelerde AKP’nin yaptığından daha yasal olduğu iddia edilen muhalefetin itirazlarını da reddeden aynı YSK…

Talimat mı aldı, yoksa, biri“ İki kere iki kaç eder?” diye mi sordu, veya içlerinden mi geldi bilemem.

Sonuçta CHP sözcüsü Faik Öztrak’ın belirttiğine göre; AKP’den gelen her isteğe olumlu bakan, muhalefetin taleplerine ret cevabı verdiren, 2014’te verdiği kararın aksi kararlar aldıran bir YSK Başkanı.

Baskı altında mı kaldı, İnönü’nün Fethi Çelikbaş’a yaptığı gibi havale mi edildi, talimat mı verildi bilinmez.

İstanbul ve Ankara'da Belediye Başkanlığı seçimleri için yapılan uygulama akla bu olasılıklardan hepsini getiriyor. Getiriyor da, havale eden veya talimat veren kim. Yoksa içinden mi geliyor AKP’yi kollamak?

Bir kaç söz de AKP’ye.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, YSK henüz sonuçları açıklanmadan “Atı alan Üsküdar'ı geçti” denildiğinde muhalefet sesini çıkarmamıştı. Şimdi, İstanbul Belediye Başkanlığı'nı kazanan Ekrem İmamoğlu, “ Seçildim” deyince neden bağırıp çağırıyorsunuz.

Tutanakta muhalefet şerhi vermediğiniz halde, neden itiraz edip, ortalığı birbirine katıyorsunuz.

Yani, siz kazanınca Millet iradesi, oluyor, kaybedince hile.

Bu hile nasıl olacak!

İktidar,YSK Başkanının ve üyelerinin görev sürelerini seçimden hemen önce uzattı. Demek ki, YSK üyelerinden memnunlar. İl ve ilçe seçim kurullarının başkanları hakim. Bunlarda hukukçu devlet memurları.

Sonra sayım sırasında sizin iki sandık müşahidiniz var. MHP müşahitlerini de ekleyin. Hile nasıl olacak. Bu adamlar kör değil herhalde. Olsa olsa sandıkta ufak tefek yanlışlıklar olabilir.

Seçimden üç gün önce, “ Türkiye'de seçim güvenliği vardır” diyecek, hile hurda olmayacağını ilan edeceksiniz, muhalefet kazanınca ''şaibeli seçim” olacak.

Buna ne denir bilemiyorum. Daha sorulacak soru çok.

Hele şu itirazlar sonuçlansın YSK kararını versin ondan sonra daha rahat yazacak konuçıkar.

Bu arada, CHP belki de tarihinde ilk kez sandıklara budenli sahip çıkıyor. Demek ki, önlem alınca, örgütler çalışınca, çalıştırılınca oluyormuş.

CHP, “Oyum boşa gidiyor” düşüncesi ile sandığa gitmeyen seçmeni ikna edip, bu seçimdeki gib iönlem alırsa, oyunu önemli oranda arttıracaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar