• Yeni Çıkanlar | 24 Şubat 2020

    ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için “Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı” listelerini oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

    YENİ ÇIKANLAR

     

    Ian McEwan

    BETON BAHÇE-İLK AŞK, SON AYİN

    Çeviren: Figen Birgül

    Yapı Kredi Yayınları

    Çağdaş İngiliz edebiyatının başarılı isimlerinden, Man Booker Ödüllü Ian McEwan’dan bir roman ile bir hikâye derlemesi: Beton Bahçe ve İlk Aşk, Son Ayin.

    McEwan Beton Bahçe’de annelerini kaybeden kardeşlerin daha dışarıdaki dünyaya bile hazır değilken nasıl kendi dünyalarına çekildiklerini anlatıyor. Dört kardeşi kuşatan bir ölümün ve yıkımın izlerini okura aktarırken huzursuzluğun ne boyutlara varabileceğini gösteriyor.

    Kısa, etkileyici, kimi zaman korkutucu hikâyelerden oluşan İlk Aşk, Son Ayin derlemesinde ise insanların gözünü kapamak istediği acı gerçeklere dikkat çekiyor. Can sıkıntısının insanı cinayete sürükleyebileceğini, gençlik meraklarının ne sonuçlar doğurabileceğini, dayanılmaz yalnızlıkların insanın en kötü dürtülerini nasıl uyandırabileceğini gözler önüne seriyor.

    “McEwan öyle bir yeteneğe sahip ki aynı anda hem tuhaf hem olağanüstü olabiliyor.”

    – Boston Sunday Globe

    “McEwan, olağanüstü bir korku sihirbazı.”

    – Village Voice Edebiyat Eki

    “Beton Bahçe özgüvenli, ustalıklı bir teknikle yazılmış, merak uyandıran bir eser.”

    – Observer

    “Beton Bahçe gizemli ve etkileyici… Gerçek bir kurgu dehası dokunuşu.”

    – The Times

     

    232 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Ülkü Tamer

    BEN SANA TEŞEKKÜR EDERİM

    Kırmızı Kedi Yayınları

    Daha ilk şiirlerinden itibaren kendi sesini bulmuş şairlerden biridir Ülkü Tamer.

    “Baştan itibaren İkinci Yeni’nin önemli gelişme halkalarından biri de o oldu… En soyut atılımını bile çok yalın bir dille yapan bir şairdir o… Kısa şiirlerinin çoğu karnaval bileti gibidir, sevinçle doludur; uzunları ise hemen hemen her zaman trajik öğelerle çalışır,” diyordu Cemal Süreya, Ülkü Tamer ve şiirini anlatırken…

    “Şiir her gün yeniden başlar” diyen Tamer’in kendi seçtiği şiirlerden oluşan Ben Sana Teşekkür Ederim bir taraftan Cemal Süreya’nın sözlerini ispatlarken bir taraftan şairin poetikasını yansıtıyor.

     

    152 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Slavoj Zizek, Alenko Zupancic

    HEGEL VE FREUD

    Olumsuzlamadan Dürtüye

    Çeviren: Erkal Ünal

    Encore Yayınları

     

    Hegel ile psikanaliz arasındaki bağ şurada yatar: Asla psikolojik olmayan, net anlamıyla bir öz-bilinç psikanalize göre bir nesnedir konumumun farkında olmadığım yanlışlığını açığa vuran bir tik, bir semptomdur o. Örneğin, yanlış bir şey yaparım ve onu yapmaya hakkım olduğunu kendime bilinçli bir şekilde söylerim; gelgelelim, bana esrarengiz ve anlamsız gibi görünen kompülsif bir edim, ben farkında olmadan, suçumu “kaydeder”, suçumun bir yerlerde işaretlendiğine tanıklık eder.

    – Slavoj Žižek

    Hegel’in “soyut olumsuzlama” Freudcu “Bu, benim olmadığım şey” cümlesiyle uyum içindedir. (Örneğin, “Ben seni aşağılamak isteyen kişi değilim.”) Hattâ diyebiliriz ki, her iki durumda da, bir Belirli Varlık’ın olduğu şey, belirlenimi için olmadığı şeye bağımlıdır. … Kısa yoldan söylersek: Olmadığım, olmadığımı söylediğim şey, beni yalnızca olumsuz olarak değil, aynı zamanda doğrudan, kendi gücüyle de belirler. Bir bakıma, olmadığımı söylediğim şeyin kendisiyim.

     

    120 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Maurice Blanchot

    KAFKA’DAN KAFKA’YA

    Çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu

    MonoKL

     

    Monokl’un kırmızı serisinde Maurice Blanchot Kafka okurları için olağanüstü bir yapıta imza atıyor ve Kafka’yı hiç görülmedik bir halde okurunun karşısına çıkarıyor.

    Yazmak gececil şeydir; kendini karanlık güçlere bırakmak demektir, aşağıdaki bölgelere inmek, kendini saf olmayan kucaklaşmalara teslim etmektir. Bütün bu ifadeler Kafka için dolaysız bir hakikati barındırır. Karanlık büyülenmeyi, arzunun iç karartıcı parıltısını, her şeyin radikal ölümle son bulduğu geceleyin zincirlerinden boşanan şeyin tutkusunu çağrıştırır. Peki, aşağının güçleriyle neyi anlar Kafka? Bunu bilmiyoruz. Ama git gide, canlı şeylere susamış ve her türlü hakikati güçten düşürmeye muktedir olarak, sözcükleri ve hayaletimsi bir gerçekliğin yaklaşmasıyla sözcüklerin kullanımını birbirine bağlayacaktır. İşte bu yüzden son yıl arkadaşlarına yazmayı dahi neredeyse bırakacak ve özellikle de kendinden söz etmeyecektir: “Doğru, hiçbir şey yazmıyorum ama gizleyecek bir şeyim olduğundan değil. Her şeyden önce, bunu kendime son yıllarda stratejik nedenlerle bir yasa bellediğim için, sözcüklerime de mektuplarıma da güvenmiyorum; kalbimi pekâlâ insanlarla paylaşmayı istiyorum ama sözcüklerle oynayan ve onu dilleri sarkık, mektupları okuyan hayaletlerle paylaşmak istemiyorum.” Dolayısıyla sonucun kesin bir şekilde şu olması gerekirdi: artık yazmamak. Oysa sonuç bambaşkadır: “Benim için yazmak en zorunlu ve en önemli şeydir.” Ve Kafka, bizlere bu zorunluluğun nedenlerini göstermekten, hatta onları farklı mektuplarında yinelemekten geri kalmadı: eğer yazmayacak olursa delirecekti. Yazmak deliliktir, onun deliliğidir ama bu delilik onun aklıdır…

    Kendinden kaçmayı isteyerek kendi saplantısına daha da batan kör uyanıklığıyla edebiyat; eğer varoluş varoluştan çıkma olanaksızlığıysa, varlık her zaman varlığa geri itilen şeyse, dipsiz derinlikte olan şey çokta dipteyse, hâlâ uçurumun temeli olan uçurumsa, kendisine karşı çarenin olmadığı çareyse, varoluş saplantısının tek tercümesidir.

    MAURICE BLANCHOT

     

    240 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Alfred Edward Taylor

    PLATON-BİLGİ RUH VE DEVLET

    Çeviren: Cengiz İskender Özkan

    Fol Kitap

    Bu kitap, Batı felsefesinin kurucu düşünürlerinden Platon’un hayatı ve felsefesine kısa bir giriş yapma niyetindedir.

    Platon, İÖ. 427 yılında, büyük Peloponnesos Savaşının başlarında doğdu. 81 yıllık ömrüne bugün dahi felsefe tarihinin şah eserleri sayılan Diyaloglar’ını miras bıraktı.

    Platon’un, hocası Sokrates’le ilişkisi ve çevresi, idealar teorisi, Syrakusa deneyimi; bilgi kuramı ve diyalektik anlayışı; psikoloji ve kozmolojisi eserde ele alınan konulardandır.

    Antikçağ ve Platon uzmanı, İngiliz felsefeci Alfred Edward Taylor’ın bu değerli çalışmasını, Cengiz İskender Özkan’ın çevirisi ile sunuyoruz.

     

    120 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Hermann Hesse

    HERMANN LAUSCHER

    Çeviren: Kamuran Şipal

    Yapı Kredi Yayınları

    Hesse’nin henüz yirmi yaşında kaleme aldığı Hermann Lauscher (Hermann Lauscher’den Kalan Yazılar ve Şiirler) bir tür “kendini arayış” olarak değerlendirilebilir. Hesse, sonrasında “gençlik günahı” diye nitelediği kitabının ilk baskısına (1900 sonu) yazdığı Önsöz’de Hermann Lauscher’de yer alan metinlerin gizemini şu sözlerle açıklar: “Hermann Lauscher ismi bu kitapla ilk kez kamuoyu önüne çıkıyor. Lauscher’in yabancı bir isimle basılan yazıları, fazla geniş sayılmayacak belli bir okur kitlesince çok iyi bilinmektedir. Ne yazık ki bu dünyadan göçüp gitmiş yazar, sırrını açıklamamı ve ölümünden önce basılmış yazılarını kendisine mal etmemi yasaklamış bulunuyor.”

    “Acı kavrayış, kavrayışsızlıktan iyidir ve kim bir kez kendini gözlemleme ve itiraf etmenin tehlikeli yoluna girmişse, beklenmedik ve üzücü de olsa, sonuçlarına katlanmalıdır.”

    Yıllar içinde Lauscher’e ne zaman bir göz atayım desem, çıkarıp atmak ya da değiştirmek istediğim pasajlarla karşılaştım, örneğin Günlük’ün başındaki Tolstoy üzerine kaleme alınmış, gençliğe özgü, kibirli, aptalca sözler… Ne var ki gençlik portremde geçmişe dönük tahrifat yapma hakkına sahip olduğumu sanmıyorum…

    Hermann Hesse, 1933

     

    120 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

    Kurt Vonnegut

    ÜLKESİZ BİR ADAM

    Çeviren: Algan Sezgintüredi

    April Yayıncılık

     

    Ocak 2007’de Vonnegut Ülkesiz Bir Adam için “Bu yazdığım son kitap olacak,” dedi. Üç ay sonra hayata gözlerini yumdu.

    “Hayallerinde Vonnegut’la yaşamış tüm okurlara: Karşılaşsaydınız göreceğiniz Vonnegut buydu.”

    – Usa Today

    Vonnegut yapmayı en iyi bildiği şeyi yapıyor: Kendi Olmak. Vonnegutluk.

    Ülkesiz Bir Adam’da dâhi yazar sanat, seks ve politika üzerine introspektif bir performansa girişiyor.

    Gelecek günlerin olası senaryolarına dair esprili, isabetli ve keskin gözlemler bunlar.

    Vonnegut’la henüz tanışmamış okurlar için bir merhaba, sadık takipçileri için bir el kitabı.

    Algan Sezgintüredi çevirisiyle yeni çağın Vonnegut usulü güncesi:

    Ülkesiz Bir Adam.

    “Vonnegut bir hatırat yazacak olsa ancak böyle bir metin çıkardı ortaya.”

    – Los Angeles Times

    “Tıpkı Mark Twain gibi, Kurt Vonnegut’un sıradışı metninin mizah dozu yüksek, zekası keskin… Ülkesiz Bir Adam çok eski bir dostla saatler süren bir sohbet gibi.”

    – The New York Times Book Review

    “Her zamanki Vonnegut işte.

    Eğlence acıyla, umut umutsuzlukla, mizah ciddiyetle beraber.”

    – Chicago Tribune

     

    120 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    G.L. Marvel

    ASİ DELİKANLILARA UYKUDAN ÖNCE HİKAYELER

    Çeviren: Bengi De Sa Matos Paixao

    Kara Karga Yayınları

    Ressamlar, müzisyenler, dansçılar, sporcular, yazarlar, aşçılar, aktivistler, kaşifler, mucitler, bilim insanları…
    Pelerin ya da kılıca ihtiyaç duymadan süper kahraman haline gelen 50 çocuğun ilham verici öyküleri.
    Alan Turing – Albert Casals – Albert Einstein – Albert Espinosa – Andre Agassi – Antoine de Saint-Exupéry – Barack Obama – Bill Gates – Bobby Fischer – Charles Darwin – Che Guevara – Dalay Lama – Félix Rodríguez de la Fuente – Haile Gebrselassie – Harry Houdini – Harvey Milk – İkbal Mesih – Isaac Newton – Jacques Yves Cousteau – Jamie Oliver – John Lennon – Jules Verne – Kelvin Doe Kílian – Jornet Leonardo Da Vinci- Lili Elbe – Lionel Messi – Louis Braille – Ludwig Van Beethoven – Mahatma Gandhi – Martin Luther King – Mesud Hasani – Nelson Mandela – Nikola Tesla – Oskar Schindler – Paul Poiret – Pedro Duque – Primo Levi – Rudolf Nureyev – Roald Amundsen – Sebastião Salgado – Shigeru Ban – Stephen Hawking – Steve Irwin – Steven Spielberg – Tenzing Norgay – Usain Bolt – Vicente Ferrer – William Shakespeare – Wolfgang Amadeus Mozart

     

    152 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Mahmut Şenol

    BAY KONSOLOS

    H2o Kitap

     

    Okyanusların ötesinde adaların çok olduğu bir coğrafyada, artık hiçbir yerde olmayan bir ülke. Bir zamanlar gerçek olmuş bir düş, bir “Yokya!” O hayali devletin, Akdeniz’de, bize çok tanıdık gelecek ama adı sanı ağza alınmayan, yaşlı Prens Albert’in her seferinde uğradığı bir sahil kasabasındaki diplomatik anlamı bilinmeyen tuhaf elçiliği.

    Bu ilginç diplomatik görevini kırk yıldır yürüten Bay Konsolos. Sadece elçiliğin değil tüm kasabanın Bay Konsolos’udur o: Yerini kimsenin bilmediği, gidip gelmediği, varlığı yokluğu sorgulanmayan bir “mandalina cumhuriyeti”nin diplomatı, kasaba sahnesinin başrol oyuncusu. Kimsenin yadırgamadığı gerçek, herkesin toplu olarak gördüğü bir düştür bu sahne.

    Bay Konsolos siyaset ve diplomasi dünyasındaki her gelişme için devlet liderleri ve kurumlarına yazdığı mektuplarda; verdiği davetlerde kasabadan sıkı dostlarına söylevlerinde kullandığı diplomatik ve felsefi dili elçilik çalışanlarından, postacıdan, trafik polisinden hatta komşu binadaki dondurmacının oğlundan bile esirgemez. Karşılık da görür: İster bir boyacı olsun isterse belediye başkanı, kasabadaki hemen herkes bu düşsel dünyanın gerçek tiratlarının yaratıcılarıdır ―Bay Konsolos’tan azıcık esinlenmiş olsalar bile.

    İnsan kaçakçılarının eseri bir mülteci krizine Bay Konsolos’un yaptığı diplomatik müdahale sonrası düş biter, gerçek belirir. Sadece o değil tüm kasaba sahnenin dışındadır artık. Ama beliren gerçeğin kendisi de bir düştür. Öyle bir düş ki geçmişe ait bir anda “yarın” yapmış olduklarını anlatan bir adamın düşü.

     

    288 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Richard Brautigan

    KÜRTAJ

    Çeviren: Sanem Öge

    Sel Yayıncılık

    Richard Brautigan, Kürtaj’da aşk ve özgürlük arayışının damga vurduğu ’60’lı yılların Amerika’sına; her şeyin mümkün ve epey gürültülü olduğu hareketli zamanlara götürüyor bizi.

    San Francisco’da, “Amerikan yazınının istenmeyen, lirik ve lanetli örneklerini”, asla okunmayacak ve kabul görmeyecek kitapları bir araya getirmek üzere kurulan bir kütüphanenin gönüllü memuru, sığındığı münzevi hayattan geri dönülmez biçimde kopmanın eşiğindedir. Bu esnada bedeninin hapishanesinden ve eşsiz güzelliğinden kurtulmak isteyen Vida’nın beklenmedik ziyaretiyle dünyası allak bullak olur. İkili arasında tetiklenen aşk, yeni çifti, kaçınılmaz zorunlulukların etkisiyle Meksika’ya doğru sürükleyecek tir.

    Beat Kuşağı’nın efsanevi yazarı Brautigan’dan, özgün olduğu kadar tuhaf, karamsar olduğu kadar mizah yüklü bir yol hikâyesi.

     

    144 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Osamu Dazai

    İnsanlığımı Yitirirken

    Çeviren: Hüseyin Can Erkin

    Sel Yayıncılık

     

    Japonya’nın en çok okunan romanlarından İnsanlığımı Yitirirken’de Osamu Dazai, savaş sonrası Japonya’sının boğucu atmosferinin toplumdaki izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında giderek yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini aktarmak için teşrih masasına kendini yatırıyor.

    Gündelik yaşamın acı veren detaylarını ve yıkıcı anların uğultusunu tüm yalınlığıyla kâğıda dökerek yarattığı bu anti-kahramanla, Japonya’nın genç aydınlarının Batı ile geleneksel kültür arasındaki sıkışmışlığını resmederek, bireyciliğin ve toplum karşıtlığının “salgın” gibi yayıldığı bir coğrafyada varoluşçuluk tohumları serpiyor.

    Duygular hırpalanarak siliklenirken, dünyanın gerçekliğini yitirişini aktaran Dazai, dünyevi hazlar peşinde iyileşmeye çalışırken daha da parçalanan Yozo karakterinde cisimleşen evrensel sancının yansıdığı satırlarla yazın dünyasında ölümsüzleşiyor.

    Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin…

     

    109 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ