Bu referandum da ne ola ki!

Bu referandum da ne ola ki!

Berk Yükselİşi fanatizme, uçlara hiç götürmeden, derli toplu yazmak lazım...Referandumda Tavrımız Ne Olmalı?Temel soru şu:Bir tek kişi sadece ama sadece bir kişi ki, ileride kim olacağı da belli değil;Bunca güç ile doğru...

Berk Yüksel

İşi fanatizme, uçlara hiç götürmeden, derli toplu yazmak lazım...

Referandumda Tavrımız Ne Olmalı?

Temel soru şu:

Bir tek kişi sadece ama sadece bir kişi ki, ileride kim olacağı da belli değil;

Bunca güç ile doğru kararlar verebilir mi?

Bu sistem bizi daha güvenli bir ülke mi yapar yoksa başa gelenin keyfine göre yön alan daha kırılgan bir ülke mi?

Unutmayalım sorulardır önemli olan cevaplardan fazla...

Sormaya, sorgulamaya devam edelim.

Dünya’da bu tip “ben yaptım oldu'' modeli başkanlık sistemleri hangi ülkelerde var?

Medeni ülkelerde olan başkanlık sistemlerinde sistemin sigortası birçok kurum da güce ortak değil mi?

O zaman biz ne yapmak istiyoruz?

Tüm bu gücü bir kişi etrafında merkezleştirmek bizi güçlendirir mi yoksa bir dizi hatalar zinciri olsa bizi felakete sürükler mi?

Neyin yanında neyin karşısında olduğunu bilmek için...

Önce soru sormak gerekir!

Sormaya Üşenmeyin!

550 milletvekili neden yetmiyor da 600 oluyor sorun?

“Nüfus arttı kişi başı temsil sayısı'' gibi komikliklere prim vermeden sorgulayın.

18 yaşında vekil sizce uygun mudur?

Olgunluk açısından liseyi bitiren gencimize firmamızı teslim ediyor muyuz? Yoksa bir süre olgunlaşmasını bekliyor muyuz sorgulayın?

Başkanlık ile Meclis seçimlerini aynı gün yapmak doğru mu sizce?

Gensoru, meclisin denetleme yetkisinden çıkarılacak, kulağa doğru mu geliyor?

Cumhurbaşkanı toplum için bir uzlaştırıcı rolünü bırakıyor, taraf oluyor. Nasıl mı?

Partisinin genel başkanlığına devam ediyor.

Bu zaten çok doğal mı yoksa zararları var mı?

Cumhurbaşkanı bir suç işlerse hakkında soruşturma açılması artık daha güç olacak.

Rakamlar ortada... Bu sizde hiç tereddüt uyandırmıyor mu?

Değişecek 18 Maddeyi de dikkatle okuyalım!

Radikal, tarafgir söylemle değil vicdanımıza danışarak okuyalım.

Yargıya, yürümeye, yasamaya bu kadar egemenlik başımıza bir iş açabilir mi?

Kontrol edilmeyen, sorumlu tutulması güç olan; bu kadar büyük bir güç, güç olabilir mi?

Böylesine pervasız bir kuvvet, güzellik üretebilir mi?

Farzediniz, o makama gelen birkaç kişi makamını iyi, doğru ve güzele kullandı...

Peki, ya sadece ama sadece birisi yanlışlarla dolu bir yönetim sergilerse...

Bunu tarih affeder mi?

18 maddeyi de okuyalım hem de tekrar tekrar okuyalım...

Tüm bu metin sizlerde, hiç endişe uyandırmıyor mu?

İleride pişmanlık duymamanız için okuyun, düşünün ve sorgulayın...

Neyin yanında neyin karşısında olduğunuzu bilin.

Parti gözlüklerinizi, kişilere adanmış hayatları, tüm aidiyetlerinizi bir kenara koyun ve...

En zor işi yapın!

Kendi kendinize düşünün, evlatlarınız yanınızda ise onların gözlerinin içine bakın...

Hangi gelecek onlar için aydınlık?

Kendinize mertçe, yalan söylemeden cevap verin...

Bu gücün ileride kimin eline geçebileceğini biliyor musunuz?

Yanıtlamaya çalışın.

Neyi istiyorsunuz, Neden istiyorsunuz, Peki, bundan on yıl sonrası?

Geleceğe ait sorular sormaya devam edelim!

Bu yönetim biçimi sizce bireysel özgürlük alanını genişletecek mi, daraltacak mı?

Yaşayabilmek soru sorabilmek ile başlar...

Ayağa kalkın ve sorun, kimseye değil kendi kendinize sorun.

Cevaplarınızı da siz kendiniz bulun.

Hazır cevaplar ile yetinmeyin, vicdanınıza da danışın.

Her insanın kendi özgün cevapları vardır, her sorun için iyileşmenin reçetesi de sizlerin bizzat içinizdedir.

Kendi ilaçlarınızı yaratın, durduğunuz yerin hakkını verebilmek için bilgi edinin ve bunu objektif olarak değerlendirin!

Hangi fikirde olursanız olun, asla kaderci olmayın, umudunuzu kesmeyin.

Kaybedenler, sadece yarı yolda geri dönenler

Ve ümitleri tükenenlerdir unutmayın!

Safları sıklaştırmak için çaba sarf eden tüm politikacıların söylemlerinden uzaklaşıp,

Sarih bir biçimde bir ülkenin, çocuklarınızın geleceğini oyladığınızı bilerek hareket edin.

Her konuyu ergen kavgalarına götüren,

Futbol tartışma programı kıvamına getirenlerden uzak durun!

Olmakta olana odaklanın...

Örneğin “Varlık Fonu'' kurulması...

Bir kişi istedi diye bunun gibi kararları almak kolaylaşsın mı?

Yoksa belli prosedürler uygulanıp denetlensin mi?

Varlık Fonunu ele alalım!

"Sınırsız" ve "Sorumsuz" "Varlık Fonu" için; önce nereye kullanacağını bilemediğin ve içinde yüzdüğün bir varlığın olacak. Örneğin petrol (Norveç, Suudi Arabistan) gibi...

Bütçen fazla verdiği için bu nereye saçacağını bilemediğin paralar ile geleceğe yatırım yapmak için çabalayacaksın...

Yoksa "Memleket zor durumda, satılacakları bir araya getirelim" diyemeyip

Onun yerine "Varlık Fonu kurduk" demek gibi bir durum söz konusu olur...

Her konuda okuyalım, araştıralım...

Sorgulamaya Devam Edelim!

Eğer rejim bu şekilde değişirse ve bir gün tekrar değiştirmek istenirse bu mümkün olabilecek midir?

Karpuz gibi ortadan ikiye yarılmış bir yapıda, bir diğerine “terörist'' diye bakmak bizi nasıl birleştirir?

Tarihte buna benzer adımları atmış toplumların sonları ne olmuştur?

Kontrolsüz gücü kontrol etmek çok güçtür!

İngilizce bir söz vardır: “Güç bozar, mutlak güç ise mutlaka bozar''

Sormalıyız kendi kendimize tekrar:

Bu kadar güç yanlış bir ele geçerse ne olur? diye...

Tüm ülkenin geleceği bizlerin omuzlarında!

İtaat edeceğimiz tek şey kendi aklımızın kararı ve kendi vicdanımızın sesidir.

Unutmayalım parti seçmiyoruz, geleceği şekillendiriyoruz.

Karar vermeden önce...

Ne diyordu büyük Atatürk 1923’te bir kere daha hatırlayalım:

“Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır. Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün olmayacaktır.''

Sizin mutluluğunuzu çalsalar bile gücünüz yettiğince iyimserliğinizi kaybetmeyin!

ABC Kritik