Çağlar Tekin: Erdoğan, Suriye’de terbiye ediliyor

Çağlar Tekin: Erdoğan, Suriye’de terbiye ediliyor

Geçtiğimiz hafta Suriye'nin El Bab bölgesinde, Türkiye, Suriye ve Rusya'yı doğrudan ilgilendiren çok önemli gelişmeler yaşandı. Rusya’ya bağlı savaş uçağından yapılan bombardıman sonucu, Fırat Kalkanı Operasyonu kapsamında...

Geçtiğimiz hafta Suriye'nin El Bab bölgesinde, Türkiye, Suriye ve Rusya'yı doğrudan ilgilendiren çok önemli gelişmeler yaşandı. Rusya’ya bağlı savaş uçağından yapılan bombardıman sonucu, Fırat Kalkanı Operasyonu kapsamında Suriye’de bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu 6 askerin yaşamını yitirdiği, 11 askerin de yaralandığı bildirildi. Aynı saldırıda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'nun çok sayıda kayıp verdiği söylendi. Bu olayın ardından, CIA yeni dönem Başkanı Mike Pompeo Ankara'yı ziyaret ederek hükümet yetkilileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü. Sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin Suriye'de yürüttüğü ''Fırat Kalkanı Harekatı’nın, El Bab’ın alınmasından sonra bitirileceği bilgisini verse de Erdoğan, bunun doğru olmadığını belirterek "nihai hedefimiz El Bab değil Rakka'dır" diyerek operasyonların Bab sonrasında da devam edeceğini ilan etmiş oldu. Sonraki gün, İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Suriye güçleri ile Fırat Kalkanı'nı yürüten TSK ve ÖSO arasında şiddetli çatışmaların yaşandığını duyurdu. El Bab özelinde yaşanan ve bütün Ortadoğu ve uluslararası güçleri ilgilendiren gelişmeleri Gazeteci Çağlar Tekin IMPNews'ten Ahmet Özyeter’e değerlendirdi. 

'TÜRKİYE, RUSYA İÇİN HİÇ BİR ZAMAN BİR PARTNER ANLAMINA GELMEDİ'

Rus hava saldırısını ve ardından Türkiye'nin yaptığı açıklamaları değerlendiren Tekin, "Türkiye'nin Rusya için hiç bir zaman bir partner anlamına gelmediğini" söyledi.

Rus dış politikasının, bölge gerçeklerine göre hareket etmeyi seçtiğini dile getiren Tekin, "Haliyle Sovyetler Birliği’nden günümüze bölgeyi iyi bilen ülke olması da burada önemli bir etken oldu" diyerek şöyle devam etti: "Rusya’nın Suriye savaşına ağırlık koyduğu günleri hatırlamak bile bunun için yeterli bir örnek. Öyle ki, geçmişte savaşın büyümesine sebep olabilecekken kimsenin ses çıkartamayacağı bir dönemi bekleyerek bölgedeki en önemli müttefikinin yardımına koştu."

Erdoğan'ın mevcut durumdaki sıkışmışlığının; Erdoğan'ı Putin için oldukça kullanışlı bir aktör haline getirdiğini ileri süren Çağlar Tekin, "Bu bir yandan Türkiye gibi bir ülkenin Erdoğan sayesinde teslim alınmasını, ABD-Suud-Katar ittifakının bölünerek etkisizleştirilmesini ve savaş suçlarına dair önemli delillerin ortaya dökülmesini sağladı. Ayrıca, Türkiye’nin kontrolündeki cihatçılar da şu an hem Suriye hem de Rusya için kullanılabilir hale geldi. Türkiye’nin teslim alınamaması halinde dökülecek kanın boyutu çok daha fazla olabilirdi. Sadece şu an İdlip’de yaşananlara baktığımızda dahi bunu rahatlıkla görebiliyoruz. Bir yandan Nusra Cephesi çatısı altında Türkiye’nin eskiden desteklediği cihatçılar, diğer yanda da Ahrar’uş Şam çatısı altında Türkiye’nin hala desteklediği cihatçılar iç savaş halinde. Ayrıca Türkiye’nin cihatçıları Bab’da IŞİD’e karşı da savaşıyor" diye konuştu.

'EL BAB OLAYI, DİPLOMASİ AÇISINDAN BİR GARABET'

El Bab'da yaşanan Rus hava saldırısını, "Türkiye’nin kendisine izin verilen sınırların dışına çıkması halinde, geçen hafta olduğu gibi sınırlar hatırlatılıyor" sözleri ile anlatan Çağlar Tekin, "teslimiyetin boyutu o kadar üst seviyede ki, Rusya TSK unsurlarını vurduğunda ilk açıklama Türkiye’den geliyor ve “Rusya bizi kazaen vurdu'' deniliyor. Bu, diplomasi tarihinde muhtemelen ilk defa olan bir garabet" diyerek şunları ekliyor: "Böyle bir açıklamanın Rusya tarafından yapılması beklenirdi şeklen de olsa. İşin daha vahim yanı da şu ki, Moskova’dan gelen ilk açıklama, 'Bu kaza Türkiye ile ilişkilerimizi bozmayacak' Buna benzer bir açıklamayı da Türkiye’nin yapması diplomatik olarak teamüllere uygundu. Ancak Moskova, Ankara’nın ne kadar dar bir alana sıkıştığını bildiği için hem vuruyor, hem de dalga geçiyor. Üstelik bunu ilk defa da yapmıyor."

Çağlar Tekin, hava saldırısının nasıl gerçekleştiğine ilişkin detayları şöyle anlatıyor: "TSK destekli ÖSO ve Ahrar gibi Kaide’ci gruplara bağlı cihatçı çeteler, Suriye Ordusu’na saldırıyor. Rus kaynakları, Moskova’nın böyle bir çatışma çıkmayacağına dair garantörlüğünden dolayı Suriye birliklerinin saldırıya hazırlıksız yakalandığını, 12 Suriye askerinin hayatını kaybettiğini ve 6’sının da ÖSO-TSK tarafından esir alındığını teyit ediyor. Rusya zaten TSK’yı bu sebeple vuruyor. Esir alınan Suriye askerleri ve esir alındıkları köy de boşaltılarak Suriye’ye teslim ediliyor."

DEYROZOR'A YÖNELİK BİR HAREKÂT BAŞLAYACAK'

'Suriye Ordusu’nun belirlenen sınıra vardığı açıklaması'nı doğrulayan Çağlar Tekin, "Suriye Ordusu şu an Bab ekseninden Deyr Hafir’e, yani Kuveyrs’in doğusuna doğru ilerlemeye başladı. Zaten Suriye Ordusu’nun öncelikleri arasında bu bölge yer almıyor" diyerek, Suriye Ordusu'nun olası planlarını şu sözlerle açıklıyor: "Öncelikle İdlip’de cihatçıların iç savaşının bitmesini bekleyecekler. Şu an o bölgede oldukça büyük bir cihatçı yığınağı var. Bu rakamın iç savaşla erimesi ordu için önemli. Cihatçılar olası bir ordu saldırısında iç savaşa kısmen ara verip yeni bir saflaşmaya girebilirler. Ordu bu süreçte büyük kentlerin çeperinde kalan cihatçıları temizlemeye öncelik veriyor. Ayrıca Musul Operasyonu'nun bitmesi ile birlikte Deyrzor’a yönelik de bir harekat başlayacak muhtemelen Palmira üzerinden. Bu bölgeye Irak üzerinden de Haşdi Şabi’nin taarruzu bekleniyor tabi. Kuzey Suriye ise İdlip iç savaşında cihatçıların hırpalanması ardından gerçekleşecek gibi."

'TSK, ÇİZGİYİ AŞTIĞINDA CEZALANDIRILARAK 'TERBİYE' EDİLİYOR'

'Türkiye’nin bundan sonra ne yapacağına' ilişkin sorumuzu yanıtlayan Tekin, "ne olacağı durumu artık Ankara'nın karar verebileceği bir boyutta değil" diyerek şöyle devam etti: "TSK, Suriye’de şu an Şam’ın ve Moskova’nın izniyle bulunuyor. Çizgiyi aştığında da cezalandırılarak “terbiye'' ediliyor. Suriye’nin hava sahasını Türkiye’ye kapatması bile tek başına TSK’yı hareketsizliğe ve çözülüşe iter. Zira ÖSO ve diğer Kaideciler Suriye unsurları değil. Bunların çoğunluğu paralı cihatçılar. Bab’ın alınmasını bu kadar geciktiren şey de ÖSO’nun sürekli olarak üstün kara ve hava ateş desteğine rağmen savaş alanında ilerleyememesi. Suriye unsurundan kastım da Suriye doğumlu olmamaları değil elbette. Bir ülkenin unsuru, parçası olmak ülke toprağının kadim zenginliklerinden bir kısmına sahip olmaktır. Suriye zengin bir toplumsal yapıya sahiptir. İnsan kalbi yiyen, katliam yapan, mezhepçi, gerici unsurlar tüm zorlamalara rağmen, 6 yıldır Suriye toprağına dökülen tüm kanlı tohumlara rağmen tutmadı."

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika gezisinden dönerken yaptığı, “Bab’dan daha ileriye gitmeyeceğiz'' açıklamasını bu hafta, “Menbiç ve Rakka''yı hedefleyen söyleri izledi. Erdoğan'ın söylemlerindeki bu değişikliğin nedenini sordugumuz Tekin, iki sebep olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Bir hafta içinde yaşanan gelişmelere bir bakalım. İki ana gelişme söyleyebiliriz. Bunlardan bir tanesi CIA yeni dönem Başkanı Mike Pompeo’nun Ankara ziyareti. Trump yönetiminin Türkiye’yi de Rakka operasyonuna katmak istediğini biliyoruz. İkinci gelişme de Rusya’nın Bab’da TSK’yı vurması ve aynı gün “PKK ve YPG’yi terör örgütü olarak görmüyoruz'' açıklaması. Zaten Rusya’nın terör örgütleri listesinde her iki örgüt de yer almıyor. Ancak bu açıklamanın zamanlaması da elbette, modern şekilde söylersek, manidardır."

'ANKARA, YPG İLE RAKKA'YA GİRER Mİ?'

ABD ve Rusya'nın, Türkiye’yi Rakka’da görmek istedigini vurgulayan Tekin,  Ankara’nın YPG’ye dair bu kadar keskin bir söyleme sahipken bunu gerçekleştirmesinin olası koşullarını şöyle değerlendirdi:

"Elbette gerçekleşebilir. Bunun için kimi adımlar gerekiyor elbette. Mesela ABD Suriye Demokratik Güçleri’nin Rakka Operasyonu'nda Arap ağırlıklı olduğunu söylemişti, bu söylem daha kuvvetli hale getirilebilir, her ne kadar doğru olmadığını bilsek de. İkincisi, PYD Menbiç’i TSK ve ÖSO’ya teslim edebilir. Bunu Bab Operasyonu esnasında da yaptığını hatırlatmak gerek tabi. PYD’nin de bunu kabul etmesi için hem ABD’nin hem de Rusya’nın elinde oldukça fazla kart var. Rusya’nın hazırladığı anayasa taslağı mesela. Üstelik Kürdlerin bölgedeki konumları ve Şam’ın burada cihatçıların ardından sahip olacağı etki de göz önüne alınırsa denklem daha da netleşir. Türkiye hem ABD’nin hem de Rusya’nın bir isteğini şu an reddedecek güçte değil. Sadece bu isteği referanduma giderken içeriye makyajla gösterme gayretine girmek zorunda. Önümüzdeki süreci haliyle belirleyecek olan artık bu denklem." 

GENEL