ERDOĞAN KAYBEDERSE NE OLUR? Hem Erdoğan hem Kılıçdaroğlu ile çalışan İbrahim Uslu açıkladı

ERDOĞAN KAYBEDERSE NE OLUR? Hem Erdoğan hem Kılıçdaroğlu ile çalışan İbrahim Uslu açıkladı

İşte İbrahim Uslu'nun açıklamalarının başlıkları: Endişeli muhafazakarlar haklı mı? Rövanşizm olur mu, intikam yaşanır mı? Erdoğan kaybederse siyaseti bırakır mı? Kolalisyon dönemi mi başlıyor? İki liderin benzer yönleri neler?

Ömer ŞAHİN - Ankara

AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ardından CHP’ye danışmanlık hizmeti vermeye başlayan araştırmacı, siyasi iletişimci İbrahim Uslu ile Beş Çayı'ndaki söyleşimizin ikinci bölümünde “Erdoğan kaybederse ne olur?” sorusuna cevap arayacağız.
(Uslu'nun açıklamalarının İlk bölümü için lütfen linki tıklayınız)

Bu soruya verilen kimi cevaplar ürkütücü olduğu için oldukça önemli bir soru. Deneyimlenmiş bir olay değil. Belki ilk kez yaşanacak ve geçmişte nasıl bir refleks gösterdiği bilinmiyor. Herkesin bir tahmini var sadece.

Erdoğan ve AK Parti, yıllarca “milli irade” diyerek sandığı adres gösterse de son yıllarda yaşananlar muhalif kitleyi tatmin etmiş sayılmaz. Ondan dolayı azımsanamayacak bir kitle, “Erdoğan kaybedeceği seçime girmez, seçimi kaybederse ortalık yangın yerine döner, büyük gerginlikler yaşanır, koltuğunu kolay kolay bırakmaz vb” türü kaygı yüklü felaket senaryoları çiziyor.

2018 yılına kadar bütün seçimlerde Erdoğan ve AK Parti ile çalışmış olan İbrahim Uslu bu konuda ne düşünüyor?

Erdoğan kaybederse ne yapar?

Erdoğan kaybederse demokratik bir el değiştirme yaşanır. Bunun örneğini yerel seçimlerde gördük. Belediyeleri kendi elleriyle teslim etti. Sadece İstanbul’da tartışma yaşandı. Bu konudaki komplo teorilerine ihtimal vermiyorum. AK Parti’nin tek bir kası vardır o da milli iradedir, sandıktan aldığı güçtür. O kas çalışmadığı zaman diğerleri çalışmaz. Yargı, bürokrasi o gücün talimatına uyuyor.

Erdoğan kaybederse şüphesiz örneği olmayan yeni bir durum ile karşılaşacağız. AK Parti lideri Cumhurbaşkanlığı koltuğundan olurken milletvekili de seçilemeyecek. 20 yıllık iktidar döneminden sonra ilk kez muhalefete geçecek. Seçim ile birlikte Cumhurbaşkanlığını kaybetmiş, milletvekili de olamayacak olan Erdoğan ne yapar? Siyaseti mi bırakır? Aktif muhalefet mi yapar? AK Parti ANAP gibi dağılma sürecine mi girer?

Erdoğan kaybederse ne yapar? Bence bunu Erdoğan da bilmiyor. Öyle bir durum o zaman düşüneceği şeydir. Aslında önünde bir sürü strateji alternatifi olur. Onları o zaman müzakere ederler. AK Parti, ANAP gibi mi olur? Yüzde kaç ile kaybedeceği parlamentoda kaç alacağı, geçiş sürecinin ne kadar süreceği gibi faktörler devreye girer. Kıl payı kaçırdıysa başka bir şeydir Ecevit’in başına geldiği gibi yüzde 1’e düşerse başka bir şey olur. Bunları görmeden peşinen tartışmak doğru olmaz. Kehanete girer, bizim işimiz kehanet değil.

Rövanşizm olur mu? Endişeli muhafazakarlar haklı mı?

Bir de madalyonun öbür yüzü var. Erdoğan ve AK Parti’nin kaybetmesi halinde ne yapacağı kadar muhalefetin özellikle seçim zaferi kazanmış bir CHP’nin ne yapacağı da ayrı bir tartışma konusu. AK Parti’ye karşı “devri sabık” yaratıp intikam duygusuyla mı hareket edecekler? Başörtüsü, imam-hatip gibi alanlarda “kazanım” dedikleri hakları kaybedeceğinden kaygı duyan “endişeli muhafazakar” lar kaygılarında haklı mı? Muhalefet hatta CHP’li bir aday Cumhurbaşkanı olur, Meclis çoğunluğu da muhalefetin eline geçerse ne olur? O zaman iktidarı destekleyenleri nasıl bir Türkiye bekliyor? Kaygılarla bezenmiş soruları çoğaltabiliriz. Uslu, muhalefet bloğunun kazandığı takdirde ne yapacağına ilişkin de şu yorumu yapıyor:

İntikam duygusu ile işbaşına gelineceğine inanmıyor ve öyle bir durum görmüyorum. Türk siyasal geleneğinde rövanşizm yok. Dini kazanımlara da halel gelmez. Her şeyden önce 6’lı masanın 5’i sağ kökenli kabul edilen isimler. Bu korku siyaseti seçmeni konsolide etme projesinin parçası. “ Endişeli Muhafazakar “denilen kitle AK Parti seçmeni içinde var. Saadet, Deva, Gelecek tabanında yaşam tarzına müdahale kaygısı yok.

Sorunumuz yürütmenin iki başlı olması. Yeni Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkilerine sahip hükümet kuruluncaya kadar ülkenin akut sorunlarını yönetip çözmek ve sivil bir anayasaya öncülük etmek, hukukun üstünlüğünü tesis, demokrasi iklimi sağlama gibi önemli görevleri olacak.

Koalisyon dönemi başlıyor

İbrahim Uslu, siyasiler ve seçmenin ittifaklar sistemini sevdiğini ve bunu kolay kolay da bırakmayacağını düşünüyor. İttifakların adayların önüne geçerek sonuçlar üzerinde en belirleyici aktör haline geldiğini söylerken önümüzdeki seçimlerde de bunun devam ettirileceğine inanıyor. Cumhur ve Millet İttifakları’na katılan partilerin değişkenlik gösterebileceği gibi yeni ittifakların da söz konusu olduğuna işaret ediyor.

“İttifaklara dahil partiler için en büyük handikap ittifakın dağılması” diyen Uslu, şu ana değin tek başlarına hareket eden Ümit Özdağ, Mustafa Sarıgül, Muharrem İnce, Fatih Erbakan, Hüseyin Baş vb isimler için en büyük handikapın herhangi bir ittifak içerisinde yer almamak olacağı görüşünde

Cumhurbaşkanlığı seçiminin “referandum” gibi olacağını tahminen yüzde 15 gibi apolitik seçmenin yine sandığa gitmeyebileceğini vurgulayan İbrahim Uslu, artık tek parti iktidarının zor olduğunu ve parçalı bir parlamento yapısının bizleri beklediğinin altını çiziyor.

“Türkiye uzun süre koalisyonlarla yönetilebilir. Bugünkü seçmen eğilimlerine , oy dağılımlarına baktığımız zaman tek parti iktidarı mümkün görünmüyor”

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun benzer yönleri

İbrahim Uslu, İBB Başkanlığı ve Başbakanlığı döneminde 20 yıl boyunca Erdoğan için siyasi araştırma yaptı. Son 2 yıldır da CHP’ye çalışıyor. Dolayısıyla iki büyük rakip Erdoğan ve Kılıçdaroğlu ile yakın çalışmış bir isim. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu çalışılması kolay isimler mi? Birbirlerine benzeyen yönleri var mı?

“Benim gördüğüm ikisi de siyasi gerçekliğe sahip insanlar. Bizim işimizi yapıyorsanız karşınızdakinin rasyonel düşünmesi bilgiye değer vermesi önemlidir. İdealist, hayalperest büyük hedefleri olan insanları gerçekçi çizgide tutmak zor olabilir. İkisinde de bu özellikler var. Bu kritik dönemde etkili ve güçlü kalabilmelerini sağlayan özellikler bunlar. O yönüyle birbirlerine benziyorlar. Her ikisi de bilgiye değer veriyor. Argümanları anlatınca ikna oluyorlar. Buna çok şahit oldum. Nuh deyip peygamber diyen insanlardan değiller. Bilgiye değer veriyorlar. Her ikisi de not alır,yanlarında ajandaları vardır. Bu bile nezaketen dinlemediklerini gösteriyor, her ikisi de aktif dinleyicidir. İkisiyle de rahat çalıştım, sorun yaşamadım. “

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem