Kuvvetler ayrılığı ve Parlamanterizm

Kuvvetler ayrılığı ve Parlamanterizm

Sami GÜNALYine, çoğunlukla her konuda olduğu gibi bilgi kirliliği ve yanlış şartlanma var. İrite edilmiş kavram olarak ortalıkta “Başkanlık'' algısı dönmektedir. Oysaki geçirilen teklifte sanıldığı ya da yanlış bir algılamayla...

Sami GÜNAL

Yine, çoğunlukla her konuda olduğu gibi bilgi kirliliği ve yanlış şartlanma var. İrite edilmiş kavram olarak ortalıkta “Başkanlık'' algısı dönmektedir. Oysaki geçirilen teklifte sanıldığı ya da yanlış bir algılamayla ifade edildiği şekliyle katiyeti surette hukuki anlamda bir “Başkanlık'' yok. Başkanlığa dair taşınan kaygıları fersah fersah aşan “Başkancı'' bir sistem getirilmek istenmektedir.

Halkoylamasına sunulma aşamasına gelen anayasa değişikliği teklifinin doğurduğu temel kaygı, “Kuvvetler Ayrılığı'' prensibinin yerle yeksan edilip “Başkancı'' bir diktatörlük tesisi ile rejim değişikliğine gidilmesidir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir husus var. “Başkanlık'' değil “Başkancı'' dedim. Kaygı, Başkanlık sisteminin yozlaştırılmış, bozulmuş hali olan, “Kuvvetler Ayrılığı''nı ortadan kaldıran “Başkancı'' bir sistemin ayan beyan geldiğinin görülüyor olmasındandır.

Bir sonraki yazımızın konusu olmakla birlikte Başkanlık ile Başkancı sistem farkına üstün körü bir değinmede bulunmak icap etmektedir.

“Başkanlık'' dediğimiz sistem, şekli ayrılıklar olmakla beraber “Kuvvetler Ayrılığı''nın var olduğu, yine parlamenter yapıya dayanırken; “Başkancı'' dediğimiz sistemse “Kuvvetler Ayrılığı''nın olmadığı, yetkilerin tek elde toplandığı devlet aygıtını/iktidarı ele geçiren kudretli şahıs-tek adam hükümranlığına dayalı antidemokratik ayarı bozulmuş bir rejimdir. Güney Amerika ve Afrika modeli, yaftalıdır.

Buna karşın demem o ki… Elbette başkanlığı da bir yurttaş olarak olası ret etmenizle beraber endişe duymanız gereken asıl doğru şey “Başkanlık'' değil, “Başkancı'' yönelimdir.

Şimdi, getirilmek istenen asıl -başkancı- sisteme doğru dikkatleri çekmek için “Başkanlık'' korkulacak bir sistem değildir, dedik diye şartlanmışlıkla bize karşı da burun kıvırılacaktır. Sabredelim… Sağlıklı bir şekilde tartışabilmek üzere öncelikle kavramları yerine oturtup konunun anlaşılabilir kılınması gerekiyor. Bunun için kavramlar üzerinden gidilmesi şart!

Kuvvetler ayrılığı söz konusu olunca, elbette gündeme gelecek diğer kavramlar vardır: Parlamenter Sistem, Başkanlık-Yarı Başkanlık, Başkancı Sistem.

Nedir Kuvvetler Ayrılığı ve Parlamenter Rejim?

Kuvvetler Ayrılığı, 1787 tarihli ilk yazılı anayasa olan ABD Anayasası ile uygulamaya konulan bir sistemdir. Bu tarihten sonra örnek bir model olarak ele alınıp demokratik rejimlerin izlediği tek yol olmuştur.

“Kuvvet'' olarak ele alınan unsurlar… Devletin organize ettiği üç ayrı erkin/faaliyetin birbirine müdahale etmediği… Ancak bir denge unsuru olarak işbirliği ve işbölümü halinde saygı çerçevesinde birbirlerini gözeterek yan yana giden… “Yasama-Yürütme ve Yargı'' organizasyonu/gücüdür. Özü şudur: Bu üçlü devlet organının, birbirlerinden ayrılmış olup herhangi bir çatışma içinde olmamalarıdır. Dayanağını, demokratik parlamenter rejim anayasalarından alır.

Başkanlık sistemi de kuvvetler ayrılığına dayanmaktadır ama yine de parlamenter sistem ile başkanlık sistemi tam olarak birbirine karıştırılmamalı, bunların ayırt edici şekli özellikleri vardır. Nasıl mı? Bunun cevabını yazı serimizin bir sonraki bölümünde detaylarıyla bulacağız. Öncelikle, ana yurdu İngiltere olan klasik parlamentarizme bir göz atalım.

Her cumhuriyet rejiminin kutsanamayacağı gibi, her parlamentolu rejime de sevinilemez. Çünkü parlamentosu olan her rejime parlamenter sistem denemez. Daha direk söyleyişle “demokratik sistem'' denilemez. Parlamento, parlamenter rejimin sadece gerek şartlarından birisidir.

Parlamentarizmde önemli olan şey, sistemin dayandığı ilkenin, anayasacıların “Yumuşak Kuvvetler Ayrılığı'' diye adlandırdıkları “Kuvvetler Ayrılığı'' prensibi olmasıdır. O zaman demokratik olacaktır. Siyaset bilimi ve anayasa hukuku açısından parlamentarizm, çoğulcu demokrasiye dayalı… Yasama ve Yürütme kuvvetleri arasında uyum ve işbirliğini düzenleyen ve karşılıklı dengelere dayalı bir sistemdir.

Parlamenter sistem, çok partili düzene dayanır. Parlamento serbest ve eşit oya dayalı seçimlerle oluşur. Devlet Başkanı/cumhurbaşkanı, parlamento üyelerinin direk oylarıyla seçilir. Görevi, yasama ve yürütme arasındaki uyumu sağlamaktan ibarettir.

Yürütme organı, devlet başkanı ve başbakanın başkanlığındaki Bakanlar Kurulu dediğimiz topluluktan oluşur. Yürütmenin başı, -şekli olarak- devlet başkanı/cumhurbaşkanı olmasına karşın; fiilen, hükümeti oluşturan büyük partinin genel başkanı olan başbakandır. Yürütme erki, Bakanlar Kurulu’nun elindedir. Yani, asıl güç, ikili yapı olan yürütme organının, parlamentoya karşı sorumluk taşıyan kanadındadır. O da hükümettir.

Bu sistem, devlet başkanlığının/cumhurbaşkanlığının tarafsızlığına ve sorumsuzluğuna dayalı olduğu gibi… Özellikle altı çizilmesi gereken husus, cumhurbaşkanının gündelik siyasetin dışında olmasıdır. Bu makamın yetkileri sınırlı olup sadece sembolik, temsili rolü vardır.

Sistemin temel felsefesi, güçlü parti ve başbakanlık sistemine dayalıdır. Devlet başkanları değil de parti liderleri önemlidir. Dolayısıyla çoğulcu demokrasiyi özgürce oluşturacak kamuoyu gücüne ve siyasal partilerin etkinliğine bağlı olan bir sistemdir.

Bu sistem, görüldüğü gibi devlet başkanlığı/cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık olmak üzere iki başlıdır. Fakat, yürütmenin iki başlı olması bir çelişki gibi görülmemelidir. Devlet başkanı, devlet ve ulusun birliğini temsil ederken; Başbakan ise siyasal ve yönetimsel sorumluluğu taşır. Nitekim bu çerçevede devlet başkanları vatana ihanet dışındaki eylem ve işlemlerinden dolayı sorumsuzdurlar. Bu da demek olur ki bu makam tarafsız olacaktır.

Parlamenter sistemde cumhurbaşkanının sorumsuzluğu söz konusu iken hükümet de sadece parlamentoya karşı sorumlu olmaktadır.

Sonuç itibariyle, tartışılan asıl güncel konu olan, değişiklik teklifiyle getirilmek istenenin “Başkanlık'' olup olmadığına karar verebilmek için öncülü/belirleyicisi olan gerekli kavramları yerli yerine oturtabildik sanıyorum.

Bir sonraki yazı çalışmamızda “Başkanlık'' konusuna gireceğiz.

*

Seri yazı çalışmamızın bütünlüğü açısından önceki yazılarımız ilgiye ve dikkate değerdir:

1) http://www.abcgazetesi.com/nereye-gitti-bu-entellektueller-42543h.htm

2)

Fatih’te iki grup arasında çıkan bıçaklı kavgada 1’i ağır 3 yaralı

ABC Kritik