Ali Kaya Soysal

Ali Kaya Soysal

80'LERDEN BİR ÖYKÜ

Sene 2015 , Beşiktaş yönetimi İstanbul Hilton Hotel de yeni yapılacak stadın tanıtımını yapıyor, yemekli ve içkili olunca banket salonu hınca hınç dolu haliyle..Başkan Fikret Orman'ın havası yerinde ve gururlu doğal olarak o gece, ortaya konulan dev stad maketini bizlere detaylarıyla anlatıyor..

Hoş bir ortam özetle..


Bir ara gözüm salonun ücra bir köşesine takıldı ve aşina iki kişi gördüm, Eşber Yağmurdereli ve Suavi..İkisiyle de tanışmışlığım yok, ama takdir eder, severim..Ayakta bistro masada içkilerini yudumluyorlar, kadehimi alıp oraya yöneldim..Kendimi tanıttım ve" katılabilir miyim?" dedim, buyur edildim ,tanıştık ve başlığıma neden olan, ömrüm boyunca unutamayacağım sohbet başladı..

"Sizleri yıllardan beri takip eder severim, ancak Beşiktaşlı olduğunuzu bilmiyordum, sevindim" deyince Eşber Yağmurdereli, ki biliyorsunuz görme engellidir, "yaş kaç arkadaşım" dedi..59 dediğimde "o zaman kardeşim diye hitap edeyim ,ben nasıl Beşiktaşlıyım anlatayım sana" diye müthiş öyküye başladı.

Bu arada Eşber Yağmurdereli'yi tanırsınız mutlaka, ama tanımayanlar için belirteyim, kendisi sol görüşlü şair, senarist, öykü yazarıdır..

Gerisini O'nun dilinden anlatayım sevgili ABC okuyucuları dilerseniz;

" Ben belki biliyorsun hayatımın büyük bölümünü hapislerde geçirdim..12 Eylül sonrası yine ikinci adresimde, yani mapusdayım Mamak da..Her gün işkenceye tabi tutuluyorum, ne öğrenmek istiyorlarsa..O akşamda Ankara da Beşiktaş ın maçı var Gençlerbirliği ile..Aklım maçta, transistörlü bir radyom var gardiyanlardan gözüm gibi sakladığım..

Akşam maç saatini beklerken korktuğum başıma geldi ve demir kapı gıcırdayarak açıldı ve daimi işkencecim üsteğmen içeri girdi,,Kendisine ( yahu bu akşamı ertele , Beşiktaş ın maçı var, sonra gel) dedim..Üsteğmen bana ( ne sen Beşiktaşlı mısın) dedi..(doğma büyüme ) yanıtımdan sonra (bekle hemen geliyorum) diyerek dışarı çıktı..Ben radyo kanalını ayarlarken birkaç dakika sonra kapı yine gıcırdadı, ben hiçbir şey göremiyorum tabi, ancak sesleri duyuyorum..

Üsteğmen erlere emir veriyor, (şuraya kurun, ayarlayın) diye..Ben şaşırmış halde bekliyorum, birden Tansu Polatkan ın sesini duydum, naklen yayına başlayan..Komutan kardeşim TV getirmiş koğuşuma..Benim gözlerimin görmediğini bilmiyor musun yahu diye düşündüm bir an içimden, ama olsun iyi niyetli besbelli.

Maçı izlerken, pardon ,dinlerken, üsteğmenin nidalarından onunda Beşiktaş lı olduğunu anladım..Maçın son dakikalarında Feyyaz bir gol attı ve maçı 1-0 kazandık..Maç bitince komutan kazanmanın sevinciyle bana sarıldı ve şu sözleri sarf etti..

(ağabey bundan sonra bu koğuşta sana kimse elini süremez, aksi olursa haberim olsun)...

İşte ben böyle Beşiktaşlıyım derken " gözyaşlarına boğulduğumu görmüyordu, ama hissediyordu eminim..
Bu tatlı anlatı o kadar uzun sürmüştü ki salon neredeyse boşalmıştı, boş bardakları toplamaya gelen komiye bize 3 kadeh daha getirir misin? dediğimde ( boşver kardeşim çocukları yormayalım, başka zaman umarım) dedi ve bastonunu açarak Suavi'nin koluna girmesine izin vermeden çıkışa yöneldi..

Umarım , bir gün karşılaşırız Eşber ağabey..

Ve umarım bu satırları okursun..

Selam ve saygılar sana yiğit adam...

Önceki ve Sonraki Yazılar