Hüseyin İrfan Fırat

Hüseyin İrfan Fırat

Korona sebebiyle İş kazası, meslek hastalığına tutulmaktan sonra şimdi de hükmi şehadet

Diyanet İşleri başkanının insanlarımızın Koronavirüs sebebiyle ölmeleri koşulunda “hükmi şehit” sayılacakları açıklaması konunun sosyal güvenlik hakları boyutunu da tartışmaya açtı. Çünkü bilindiği üzere ecelen vefat, iş kazasına uğramak, vazife malulü olmak, şehit olmak sosyal güvenliğimiz bakımından yasalarda farklı karışıklıklar bulmaktadır.

Covit-19 ortaya çıktığından beri görevi nedeniyle enfekte olanların, bu nedenle rahatsızlanmaları ve/veya yaşamlarını yitirmeleri koşulunda bu durumun çalışma hayatımızı ve sosyal güvenliğimizi düzenleyen yasalar çerçevesinde iş kazası ve meslek hastalığı tanımı içinde yer alıp almayacağı da tartışılıyor.

Bu konuya farklı yönlerden yani özel sektör ve kamu çalışanları açısından bakmak gerekiyor. Çünkü kamu ve özel sektör çalışanlarının sosyal güvenliklerini düzenleyen yasalar çeşitli farklılıklar içeriyor.

Önce İş kanununa tabi işçiler açısından bakalım. Sosyal Güvenlik yasamızda konuyu düzenleyen madde aynen aşağıdaki gibidir;

“ Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,  meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaydır.”

Yasa metninden de anlaşılabileceği gibi asıl mesele çalışanın işyerinde (iş için işyeri dışında olmak da dâhil) ve yürütülmekte olan işle ilgili olarak bedenen veya ruhen zarara uğramasıdır. Dolayısı ile de gerek işyerine gidip gelirken servis araçlarında, gerekse işyerinde enfekte olanların iş kazasına uğramış olacaklarının kabulü tartışmasızdır. Keza yüksek Yargıda benzer bir olayla ilgili verdiği kararında bu olguyu teyit etmektedir. Karar özeti aşağıdaki gibidir;

“ Somut olayda, tır şoförü olan davacı murisinin 26.11.2009 tarihinde davalı işveren tarafından Ukrayna'ya sefere gönderildiği,11.12.2009 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı, Adli Tıp Kurumu raporunda, H1N1 virüsünün kuluçka süresinin 1-4 gün arasında değiştiği, murisin 13.12.2009 tarihli hastaneye başvurusunda belirttiği şikâyetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu taktirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının bildirildiği, buna göre davacı murisinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna'ya yapılan sefer sırasında bulaştığı yukarıda belirtilen rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.” (Yargıtay 21. hukuk dairesi e:2018/5018, k:2019/2931)

Şimdi konunun diğer tarafına bakalım yani kamuda sağlık çalışanı olup ta görevleri sırasında enfekte olanların durumlarına. 5510 sayılı yasanın 47. Maddesi vazife Malulü tanımına yer vermektedir. Buna göre;

“ malullük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir.”

Düzenleme kamu çalışanları açısından da gayet açık aslında. Özetle kamuda Sağlık çalışanlarının bu illetle savaşırken enfekte olmaları koşulunda vazife malulü sayılmaları ve ilgili yasa çerçevesinde işlem görmeleri gerekeceği son derece açık ve net.

O halde Diyanetin bu fetvasından sonra şimdi ortaya yeni bir tartışma konusu daha çıktı.

O da şu; Koronavirüs sebebiyle vefat edenler (hükmende olsa) şehit sayılır iseler geride kalan yakınlarına kamuda görev şehidi olanların yakınlarına tanınan özlük haklarının aynının verilmesi gerekmez mi ne dersiniz?

Sağlıcakla kalınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR