Prof. Dr. Sait Yılmaz

Prof. Dr. Sait Yılmaz

Avrupa’da kültürel değişim ve Türkiye...

AB’nin temel kuruluş mantığına göre herkes Alman ekonomisine dönüşecekti ancak diğerleri Almanya’yı kendisine benzetmeye çalıştı. Para federalleşti ama yapı konfederal kaldı. Birliğin kuzeyindeki ahlak ve kültür, güneydekilerden farklı çıkınca mali disiplin sağlanamadı. Evin babası (Almanya) gerçekten çok kazandığı halde ailenin diğer üyelerine para yetiştiremedi çünkü güneydekilerde yolsuzluklar kaynakların israfına yol açtı. Küresel ekonomik kriz sonrası yani son on yılda ülkeler hayat standardını yükseltmek bir yana ancak hayatlarını sürdürecek kadar bütçeden pay alıyorlar. Gelinen aşamada Avrupa Birliği, büyük bir siyasi ve kültürel değişim içinde ve bunun birlik üyesi ülkeler kadar Türkiye için de önemli sonuçları var.

Değişen Avrupa kültürü...
Avrupa’daki kuzey ve güney ülkeleri arasında önemli kültür farkı var. Almanya’nın başını çektiği kuzeydeki ülkeler, güneydekilere göre gösterişten uzak (Protestan ahlakı) bir hayat ve müsamahasız bir çalışma disiplinine sahipler. 2009’da patlayan ekonomik kriz, güneydeki kültürün vurdumduymazlığı karşısında kuzeylileri dehşete düşürdü ve parayı elinde taraf kendi kültürünü dayatma yolunu seçti. Avrupa’daki kültürel değişim Almanya’daki ahlak anlayışı üzerinde etkili oldu ve bir değişim yaşanıyor. Eski Alman; ahlaklı, hak ve hukuka dikkat ederdi. Kanunların gücü insanları frenlerdi. Akdenizli yöneticilerin; yolsuzluğa yatkın, zeki olmayan ve vizyonsuz (amacın makam olduğu) yöneticiler olduğu görüldü. Artık Alman ahlakı değişim içinde; yeni Alman yönetici Akdeniz’in yolsuzluğunu kendine adapte ediyor ama bunu devlet için yapıyor. Çünkü Almanlar, sadece hukuktan korkar.

Alman kültüründeki asıl değişim ekonomide Dördüncü Sanayi Devrimi'ne (4.0) geçiş ile yaşanıyor. Dijitalleşme, devlet seviyesinde takip ediliyor ve şirketlerle tek tek konuşarak akıllı uygulamalar isteniyor yani manuel işlere son veriliyor. Üretilen her şey için dijitalleşme ve akıllı uygulamalar aranıyor. İnsanların ihtiyaçları tamamen dijitalleştiği ve hayatın akıllı uygulamalar ile kolay hale geldiği düşünülüyor. Artık Mercedes’in rakibi Ford ya da Volkswagen değil Apple ve UBER gibi akıllı uygulama adresleri. Arabayı daha çekici ve sürüş kabiliyetini geliştirmekten ziyade çok kullanımlı hale getirmek isteniyor yani artık müşterinin zevki yerine daha çok insan ihtiyacını karşılaması aranıyor. Örneğin akıllı-otonom (şoförsüz) araba; sizi işe götürdükten sonra çocuklarınızı okula sonra eşyalarınızı kuru temizlemeye bırakıyor ve gün boyu programlı işlerinizi yerine getiriyor.

Almanya, üretim ekonomisinde dördüncü döneme öncülük etmeye başlarken, Türkiye büyük ölçüde üretmeden ticaret ekonomisi ile yönetilmeye devam ediyor. Son yıllarda Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye bakışı da çok değişti. Avrupa halklarının %62’si Türkiye’nin üyeliğine karşı, elit kesimin ise %42’si üyeliğimizi ancak reformlar yaparsak destekliyor. Halkın %61’i, elit kesimin %71’i İslami giyinişin (özellikle kamuya açık yerlerde yüzün kapatılmasının) yasaklanmasını destekliyor. Halkın %56’si, elit kesimin %32’si Müslüman ülkelerden gelecek göçe karşı. Halkın %50’si Avrupalıların, Müslümanlar ile ortak bir yaşam tarzı olabileceğine inanmıyor. Yunanlıların %67’si Türkiye’nin AB’ye katılmasına karşı çıkıyor ancak bu oran gene de Almanya, Belçika, Fransa (%73) ve Avusturya’dan (%82) daha az.

Türk kültürü ile ilgili genellemeler...
Türklerin tarih boyunca değişmeyen ortak özellikleri arasında; maddi ve manevi sağlamlık, yüksek onur, askerliğe yatkın olmak, sözüne sadık kalmak, ırkçılığın yokluğu ve gözü peklik başta gelmektedir. Türklerin olumsuz özellikleri arasında çalışmadan kısa yoldan köşe dönmek, gösteriş ve şatafat düşkünlüğü, eski soy-sop tarzı örgütlenmenin sonucu olarak hemşehriyi, akrabayı, eşi-dostu, bizimkileri kayırma merakı bulunmaktadır. Kadercilik ve kanaat etme kültürü de çok çalışmanın önüne geçen faktörler arasında başta geliyor. Yapılan bilimsel çalışmalarda kullanılan temel toplumsal kültür kriterleri esas alarak, Türk kültürü ile ilgili aşağıdaki genellemeleri yapabiliriz;

- Eşitsizlik toleransı; Türklerde yüksek olduğundan hep önemli biri olma, hep bir büyük ve lider arama, hiyerarşi (müdür olma) merakı var.

- Belirsizlikten toleransı; Türklerde yüksek olduğundan belirsizliği sevmiyoruz, gelecek korkumuz hep var, girişim yerine biriktirmeyi seviyoruz. Garantisi daha yüksek olan bir işi, maaşı yüksek olana tercih ediyoruz.

- Bireycilik/kolektivizm; Türkler kolektivist olduklarından cemaat ve gruplaşma merakı, ‘sürüden ayrılanı kurt kapar’ anlayışı kültürümüzün bir parçası olmuş.

- Erkeksi/kadınsı; Türk toplumu sanıldığının aksine kadınsıdır (insancıl) yani genellikle akıl ve rekabetten ziyade ilgi, yakınlık, şefkat, duyarlılık peşindedir.

Sonuç yerine...
Türklerin yolu, Avrupa’nın en dış halkasında izole edilmiş bir ülke olmak değil, hak ettiği küresel konum içinde bir Türk birliğidir. Avrupalıların korktuğu budur ve bunu engellemek için özel statü anlaşması ile bizi yolumuzdan alıkoyacak arayışlar içindedirler. Son dönemdeki gelişmelere bakacak olursak;

- AB’de ne Gümrük Birliği’nin genişletilmesi ne de Türkiye ile ilgili yeni fasıllar açılması konusunda olumlu bir gelişme beklenmiyor. Balkanlarda Çin, Rusya Türkiye’nin etkisinin her geçen gün artmasının önlenmesi düşünülüyor.

- Yunanistan’da Türkiye aleyhine gelişmeler Ege, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de açıkça düşmanlık seviyesinde tavan yaptı ve bunda Türkiye’nin sessizliğinin de etkisi oluyor.

- Avusturya’nın Türkiye ile ilişkilerinin dondurulması ve görüşmelerinin kesilmesi talebi destek bulmadı ama Avusturya’ya destek verenlerin sayısı artıyor.

- İtalya’da hükümet değiştiğinden beri, iç politik nedenlerden kaynaklanan Türkiye karşıtlığı başladı.

- Irak’ta, Barzani’nin yaptığı referandum sonrası Batılılar, Kürtlerden paralı askerden başka bir şey olmayacağını gördüler. Bu olaydan sonra Irak’tan çekilip tamamen Suriye’ye odaklandılar. Suriye’de Esat’ın kendi bölgesi olmasını kabul etmeye hazırlar.

- Son aylarda İngiltere ve Almanya’nın yakınlaşmasının arkasında öncelikle bu ülkelerin istihbaratlarının Türkiye’deki seçim sonuçlarını öngörmesi var. ABD ile ilişkilerimiz de birden düzeldi, Amerikalı aileler İncirlik’e dönmeye başladı.

- Merkel aslında ne Türkiye’yi ne de Almanya’daki Türkleri seviyor ama Türkiye ile ters düşmek de istemiyor. Angela Merkel, Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye’yi savunurken, hizmetler ve tarım sektöründe Türkiye’ye olanak tanıyacak olan Gümrük Birliği’nin genişletilmesi anlaşmasına karşı çıkıyor.

- Yalnız kalan İngiltere’nin yeni stratejik ortak listesinde Türkiye de var. İngiltere, ABD ile stratejik ortaklığındaki özel konumunu Fransa’ya kaptırdı. ABD ve Fransa küresel işbirliği konusunda hızlı bir projeye giriştiler ve bu yüzden ABD ile olduğu kadar Fransa ile ilişkilerimiz gittikçe hassaslaşıyor. Bu projenin ne olduğunu ise başka bir makaleye bırakalım.

Makalenin uzun versiyonu için academia.edu.tr deki sayfamı ziyaret edebilirsiniz..

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR