Prof. Dr. Sait Yılmaz

Prof. Dr. Sait Yılmaz

Güney Kafkasya ve Türk Dünyası gelişmeleri

Türkler, Sünni veya Şii değildir; 
Türk, Türk’tür,
 
başka bir ismi veya kolu yoktur.

Küresel jeopolitik hızla bir büyük dünya savaşına giderken, Avrasya’da süper güç ve bölgesel güç karışımlı alt güvenlik bölgelerinde yeni oluşumlar ve dengeler belirmeye başlıyor. Henüz kırılmayı beklenen en önemli fay hattı Karadeniz ile Doğu Türkistan arasındaki Kafkasya ve Orta Asya. Kafkasya ve Orta Asya’da belirmeye başlayan yeni güvenlik ortamının iyi bir analizini yapmadan Avrasya’nın geleceğini okuyamayız. Güney Kafkasya’da ise Ermenistan başbakanı Paşinyan, Kasım 2020’de imzalanan ateşkes anlaşması şartlarını uygulamakta isteksiz davranıyor ve İran onu yoldan çıkarmaya çalışıyor. Bütün bu gelişmelerin Çin ve Orta Asya’dan gelen ve Kafkasya üzerinden Karadeniz ve Avrupa’ya gidecek ulaştırma hatları ile de ilgisi var. Önceki makalemizi geniş bir özet yapabilmek için tamamen Kuzey Kafkasya’daki gelişmelere ayırmıştık. Bu makalede ise; Güney Kafkasya gelişmeleri ve Azerbaycan-Ermenistan görüşmelerinde tıkanan konulara, Türk Dünyası ile ilgili gelişmelere odaklanacağız.

Güney Kafkasya gelişmeleri

Kafkas tarihi ve sorunları öylesine karmaşıktır ki, siyasi kararların verilmesi ve bölge analizi için gerekli detayların anlaşılması özel bir uzmanlık gerektirmektedir. Güney Kafkasya bölgesi, gittikçe daha dinamik bir döneme giriyor. Bu durum, bölge içi faktörler kadar büyük jeopolitik hesapların bir parçası olarak Karadeniz ve Orta Asya’daki gelişmelerin bölgeye yansımaları ile de ilgili. Bir yandan Kafkasya üzerinden geçecek yeni ulaştırma hatlarının sağlayacağı fırsatlar konuşuluyor, diğer yanda ise eski düşmanlıklar ve beklentilerin canlanması için yeni gelişmeler yaşanıyor. Güney Kafkasya’nın üç ülkesi Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan gelecekleri için bir tarihi kavşak noktasındalar.
Güney Kafkasya’daki üç küçük ülke (Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan) halen büyük güçlerin etkisi ve baskısı altında milli bağımsızlıklarını ve dış politika önceliklerini koruma gayreti içindeler. Her biri farklı bir dış politika odaklanmasına sahip. Gürcistan; Amerika yanlısı, Ermenistan; Rusya yanlısı, Azerbaycan ise büyük güçler arasında daha dengeli bir yaklaşımla daha çok Türkiye ile yakın bağlar içinde. Rusya, hayati olarak gördüğü Kuzey Kafkasya bölgesine üçüncü tarafların müdahil olmasına karşı çıkıyor. 
Ekim-Kasım 2020’deki Dağlık-Karabağ Savaşı sonrası, bölge için en çok konuşulan konu Avrupa ve Asya arasında planlanan kıtalararası altyapı ve ulaştırma projeleri. Ancak, Dağlık-Karabağ Savaşı sonrası Azerbaycan ve Ermenistan ilişkileri henüz istikrara uzak. 
Türkiye, Hazar havzası ve Asya’ya bağlayacak karayolu, demiryolu ve enerji hatlarıyla ilgili hayallerini mümkün kılmak için Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Türkiye, Rusya ve İran’ın katılımıyla altılı forum (3+3) önermişti. Güney Kafkasya için 3+3 (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan + Rusya, Türkiye, İran) arasında 2020 yılında başlatılmaya çalışan görüşmelerin ilk toplantısı Gürcistan’ın katılmak istememesi nedeni 10 Aralık 2020’de 3+2 formatında yapıldı.  
Tiflis, Kremlin’e güvenmiyor, Abhazya ve Güney Osetya sorunu ile 2008’den beri yollar ayrılmış durumda ve tıpkı Ukrayna gibi o da Rus tehdidine karşı NATO ile denge kurmak istiyor. Zengezur bağlantısıyla birlikte Türkiye-Ermenistan sınırları açıldığında Gürcistan bu ayrıcalıklı pozisyonunu yitirecek. Gürcistan bir diğer kaybı Ermenilerin gemi ulaşımında Poti ve Batum limanları yerine Türk limanlarına yönelmesiyle yaşayabilir. Güney Osetya üzerinden Rusya Federasyonu’na giden Kafkasya otoyolu ve Abhazya üzerinden giden demiryolu açılması Gürcistan’ı teselli edebilir ama o hatlar “ayrılıkçılık-bağımsızlık” tartışmasına sıkışıp kalmış durumda. Altılı ortaklık için Gürcistan’ın 2008 savaşı sonrası Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıyan karardan dolayı Rusya ile bozuk olan ilişkilerini düzeltmesi de gerekiyor.
Tiflis 2008 yılında Fransa başkanı Sarkozy arabulucuğunda Medvedev ile yapılan anlaşmalara uymadığı için Ruslara güvenmiyor. Moskova ise Gürcülerin yeni dinamikleri dikkate alması gerektiğini söylüyor. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavros, AGİT toplantısında bölge için güvenlik kriterinden değiştiğinden bahsettikten sonra Gürcistan’ın Kafkasya’daki tüm ülkelerin çıkarlarına saygı göstermediğini söyledi. Bunların Ruslar için havuçlardı, ardından Cenevre görüşmelerinde sopayı gösterdiler; halen (tıpkı Lugansk ve Donetsk gibi) Kremlin tarafından kontrol edilmekte olan Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığı için garanti istediler. Bugüne kadar özerklik pazarlığında olmalarının nedeni, Gürcistan’ın NATO’ya girmemesi için pazarlık konusu olmasıydı. 
Ruslar, Ukrayna (Kırım, Donbass) ve Gürcistan’da (Abhazya ve Güney Osetya) işgal ettiği yerleri ilhak etmek için önce Ruslaştırıyor. Bunun içinde Rus pasaportu dağıtıyor. Avrupa Birliği, Rusya’nın Ukrayna ve Gürcistan’da dağıttığı pasaportları tanımayacağını açıkladı.
Ruslar, Abhazya’da turistik mesire yeri Dacha bölgesini ilhak etmek istiyor ama hem Abhaz halkı hem de Gürcüler protesto gösterilerinde bulunuyor. Özetle, Ukrayna sahillerinden sonra Ruslar, Gürcistan kıyılarında da toprak edinmek istiyorlar. Ruslar, Karadeniz kıyılarına yayılırken sırada Türkiye de olabilir. İşin aslı, Ruslar; sözde NATO’nun genişlemesine karşı çıkarlarını koruma hikâyesi anlatırken, toprak kazanma, topraklarını genişletme derdindeler. Kırım ve Donbass’tan sonra sırada Abhazya ve Güney Osetya’yı da ilhak edebilirler. Daha geniş listede Moldova, Baltık ülkeleri ve Kazakistan da var.
Rusya’nın Güney Kafkasya’daki rolü Kasım 2020’ye göre çok daha karmaşık hale gelmiş durumda. Etki sahasında Türkiye ve Batı ile rekabet etmek zorunda. 
Dağlık-Karabağ konusuna gelecek olursak; Aliyev barış sürecinin hızlandırıldığını ve artık çalışma gruplarının toplanıp barış metnini yazmaya geçmesi gerektiğini belirtti. Fakat Rusya da boş durmuyor. Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova 6 Ekim’de Moskova’nın barış için önerilerini Eylül’de Erivan ve Bakü’ye ilettiğini belirtti. Putin ise 7 Ekim’de Bağımsız Devletler Topluluğu'nun gayri resmi zirvesi kapsamında Paşinyan ve Aliyev’i ağırlayarak arka bahçede gardiyanın kim olduğunu hissettirdi. 

Koridorlar ve ulaştırma hatları ile ilgili gelişmeler

Ermenistan başbakanı Nikol Paşinyan 3+2 toplantısına (zaten diğer seviyelerde ele alınan) Karabağ sorununun tartışılmaması şartı ile katıldı. Ermenistan, Rusya’ya ihracatının büyük kısmını Kuzey Osetya’daki Kazbek–Yukarı Lars’a bağlanan tarihi Gürcistan Askeri Yolu üzerinden yapıyor. Paşinyan Ermenistan’ın bölgesel ulaşım hatlarıyla ilgilendiğini ve formüller üzerinde uzlaşılması gerektiğini söylüyor.
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki en önemli sorun sahası; Azerbaycan iki ülkenin toprak bütünlüğünün tanınmasını isterken, Ermenistan’ın hala Karabağ’ın statüsünü masada tutmak istemesi. Bunun dışında üç önemli sorun daha var;

    (1) Sınırların belirlenmesi; 30 yıldır Ermenilerin kontrolünde kalan bölgenin sınırları belirlenmemişti.
    (2) Ulaştırma hatlarının açılması.
    (3) Mayınlar, esirler ve kayıp kişiler gibi insani sorunların çözümü.

Barış anlaşmasının şartları için Azerbaycan tarafı bir çalışma grubu kurdu. Azerbaycan-Ermenistan sınırının belirlenmesi için bir uluslararası komisyon kurulması gündemde iken Ermenistan başbakanı Nikol Paşinyan, Karabağ’ın statüsünü gündeme getirdi. Bu Azerbaycan için toprak bütünlüğünün reddedilmesi anlamına geliyordu. Paşinyan, diğer yandan Azerbaycan ile Nahçivan arasında (Zengezur Koridoru’ndan) demiryolu inşasına olan tutumunu değiştirdi. Daha önce demiryolunu destekliyor ama ona paralel otoban karayoluna karşı çıkıyordu. Devletlerin sınırlarının belirlenmesi ve karşılıklı tanınması ise ilişkilerde yeni bir sayfa olacak. 
    Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanmakta olan trendler şu şekilde;

  •     Ermenistan Kasım 2020’de imzalanan ateşkes anlaşmasını uygulamakta isteksiz davranıyor. Ancak bu ağırdan alma Azerbaycan tarafında hışım yaratıyor.
  •     Ülkeler yapacakları pazarlık konusunda kendi kamuoylarının baskısı altındalar. 
  •     Kasım 2020’den sonra tekrar Rusya’ya sarılan Ermenistan bir yandan Batı ile flört ediyor ama güvenmiyor.
  •     Azerbaycan da Rusya’ya yanaşmış durumda.
  •     Azerbaycan diğer yandan Türkiye, AB ve ABD ile yakın bağlarını koruyor.

2020’den bu yana en somut gelişme, Karabağ’ı Ermenistan’a bağlayan Laçin koridoruna alternatif olarak yeni bir yolun inşa edilmesinin ardından geçen ay Laçin’in Azerbaycan’ın kontrolüne geçmesiydi. Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 11 Ocak 2021'de Moskova'da Rusya lideri Vladimir Putin'in arabuluculuğunda ulaşım bağlantılarının yeniden kurulması yönünde mutabakat sağlamıştı. 26 Kasım 2021'de konu Soçi'deki üçlü buluşmada tekrar ele alınmıştı. 
Ulaşım hatlarının açılmasından da Ermenistan şunu anlıyor; Azerbaycan kuzeyden Tavuş ya da güneyden Zengezur üzerinden Nahçıvan’a mevcut altyapıyla ulaşabilir. Buna karşın Ermenistan da Erivan-Tiflis-Bakü-Rusya demiryolunu ve İran’a erişim için Erivan-Nahçıvan-Culfa demiryolu ya da otoyolunu kullanabilmeli. Ermenistan güzergâh seçiminden çok yolların statüsü üzerinde duruyor. Daha önce Paşinyan, “Azerbaycan'ın Ermenistan’ın egemen toprakları üzerinden Nahçıvan’a ulaşım imkânı olmalı, bunu kabul ediyoruz. Buna mukabil Ermenistan’ın da Azerbaycan toprakları üzerinden Rusya ve İran’a ulaşımı olmalı” demişti. 

Azerbaycan-Ermenistan sınır sorunu ve Karabağ’ın statüsü tartışmaları

Aliyev barış sürecinin hızlandırıldığını ve artık çalışma gruplarının toplanıp barış metnini yazmaya geçmesi gerektiğini belirtti. Fakat Rusya da boş durmuyor. Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova 6 Ekim’de Moskova’nın barış için önerilerini eylülde Erivan ve Bakü’ye ilettiğini belirtti. Putin ise 7 Ekim’de Bağımsız Devletler Topluluğu'nun gayri resmi zirvesi kapsamında Paşinyan ve Aliyev’i ağırlayarak arka bahçede gardiyanın kim olduğunu hissettirdi. 
Ekim 2022’de Çekya başkentinde Azerbaycan, Ermenistan, Fransa ve ABD Konseyi arasında yapılan görüşmelerde taraflar 1991 yılındaki sınırların tanınması ve toprak bütünlüğü konusunda anlaştılar. Ermenistan’ın isteği üzerine ABD sivil gözlemci görevi sınırın Ermenistan tarafında kurulacak. Henüz sahada tüm sorunlar çözülmüş değil ve taraflar kendi istedikleri şekilde çözmeye çalışıyorlar. Genel izlenim, Ermeniler kontrol ettikleri topraklarda Rus rolünü azaltmak istiyorlar. Erivan’ın yeni Batı yanlısı kâğıt üzerindeki anlaşmaların ötesine geçmek, bir şeyleri geri almak istiyor. Bu yüzden, ara sıra çatışma günleri oluyor. Genelde sessiz duran İlham Aliyev ise konu (Laçın ve Zengezur) koridorlara gelince sesini yükseltiyor. 

Harita 1: Dağlık Karabağ’da Son Durum
harita.jpg

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Mart 2021’de Azerbaycan’ın Ermenistan’a ilişkilerin normalleşmesine ilişkin 5 maddeden oluşan belge gönderdiğini bildirmişti. Bu belgede, devletlerin karşılıklı olarak birbirlerinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü, uluslararası sınırların dokunulmazlığını ve siyasi bağımsızlığını tanıması, birbirlerine karşı toprak iddiası bulunmadığının karşılıklı olarak teyidi ve gelecekte böyle bir talepte bulunulmayacağına dair yasal taahhüt alınması yer alıyor. Erivan’a göre Karabağ’ın statüsü ve sınırlar üzerine uzlaşma olmadan temel ilkeleri kabul ettim demenin bir anlamı yok. Aliyev ise artık Karabağ diye bir sorunun kalmadığını savunuyor. 
Özetle, Kasım 2020 ateşkes anlaşması uygulanamıyor. Maddelerle ilgili yorum ve çıkarımlar birbirine zıt. Anlaşmada ulaşım yollarının açılmasından bahsedilirken Azerbaycan bunu Zengezur üzerinden Nahçıvan’a bir koridor olarak ele alıyor. Erivan ‘koridor’ ifadesini egemenliğin devri ve Ermenistan topraklarını kesilmesi olarak görüyor. Ve böyle bir şeyin olamayacağını vurguluyor. Aliyev özellikle Karabağ konusunda “Ermenilerin ne statüsü, ne bağımsızlığı, ne de özel ayrıcalıkları olacaktır” diyor. 
Makalenin devamı ve geniş versiyonu için;
https://www.academia.edu/90658103/Güney_Kafkasya_ve_Türk_Dünyası_gelişmeleri    

Önceki ve Sonraki Yazılar