Prof. Dr. Sait Yılmaz

Prof. Dr. Sait Yılmaz

Karanlık gündem..

Tarihin en ciddi kriz dönemlerinden birinin kavşağındayız. Etrafımızda sürekli birileri ölürken, hiç bitmeyecek aşı kampanyalarını beklemekten başka yapacak bir şeyiniz yok. Hâlbuki aşılar da çare değil, aslında ‘aşı’ da değiller çünkü ne mikrobu yok ediyor ne de bulaşmayı önlüyorlar. Tüm dünyayı işsizliğe, iflasa, aşırı yoksulluğa ve ümitsizliğe doğru gitmekte. Aslında bu makalede, büyük güçlerin karanlık gündeminden, ABD-Rusya-Çin çekişmesinin Ukrayna, Afganistan, Ortadoğu ve Afrika cephelerinin arkasında dönen oyunlardan, büyük hesaplardan bahsedecektik ama COVİD-19 ile ilgili gelişmelerin içinde kaybolmasını istedim. COVİD-19, güçlü finansal çıkarları olan elitlerin tüm dünyayı işsizlik, iflas ve ümitsizlik ortamına sürükleyerek tek dünya hükümeti kurma amaçlarına giden yolda bir giriş hikâyesi ve sadece başlangıç; “Büyük Başlangıç”. Dünya genelinde sokağa çıkma yasakları devam ederken, ekonomiler çökmekte ve bütün bunlar büyük plana yardım etmekte. Şu sıralar en önemli gündemleri zorunlu aşıyı ve dijital kimliği dayatmak yani ID 2020 projesinin hayata geçmesi. Ne demek istiyoruz, neler olmakta son bilgileri paylaşalım.

Yeni Toplum ve Ekonomi Mühendisliği

Pandemi dönemi, dünya genelinde temel insan haklarının engellendiği, tıp doktorlarına sansür uygulanan, ifade ve protesto özgürlüğünün sınırlandığı bir süreç içinde yürümektedir. Ulusal hükümetlerin gittikçe artan borç krizi ve bütçe açığı karşısında, karanlık bir döneme gitmekteyiz ve bu perde arkasında şimdi medikal derin devleti öne çıkaran küresel güçler var.

COVİD-19 aşısının arkasında kar etmek var. ABD, Temmuz 2020’de 100 milyon doz ısmarladı. AB ise 300 milyon doz alacak. Büyük Parma (Big Parma), Büyük Para demek ve bu paralar, yolsuzluk yani sizin vergilerinizle birilerinin fazladan cebinin dolması demek.

Nisan-Temmuz 2020 arasında süper zenginlerin gelirleri dört ayda 8 trilyon dolardan 10 trilyon dolara çıktı. Zenginliğin artmasında üç gelişme etkili oldu (Tablo 2);

(1) 20 Şubat 2020’de başlayan finansal kriz ile paranın, zenginliği ve finansal varlıkların yeni dağılımı yani el değiştirmesi.

(2) 11 Mart 2020’de başlayan ulusal ekonomilerdeki kapanma ve karantinaların yol açtığı şirket iflasları ve borsaların sağladığı fırsatlar (Kara Perşembe).

(3) Ekim 2020’de başlayan ikinci dalganın yarattığı iflaslar.

UBS raporuna göre şu anda dünyadaki 2.189 küresel milyarderin serveti 10.2 trilyon dolar. Bu rakam, UBS ve Forbes’e göre 2019’da 1.5 trilyon dolar idi.

Göz göre göre, ülkeleri yöneten liderler yetersiz kaldı. İnsanları evlerine kapatmaktan, ekonominin şalterlerini indirmekten başka çare bulamadılar. Bütün bunlar, kitlesel işsizlik, küçük ve orta ölçekli şirketlerin iflası, satın alma gücünün çöküşü, yoksulluk ve kıtlığın artması demek. Bunların küresel ekonominin yeniden yapılanmasındaki sonuçları ne olacak?

- Zenginliğin ve şirket sermayesinin kitlesel olarak toplanması,

- Ekonomi, ziraat ve sanayi üretimi de dâhil olmak üzere ekonomin tüm ana sektörlerinde küçük ve orta ölçekli teşebbüslerin istikrarsızlığı,

- Çalışanların haklarının ve ücretlerinin azalması,

- Küresel işsizlik,

- Dış borçların artması,

- Yeni özelleştirmeler.

Özetle, korona krizinin tetiklediği küresel darbe, yeni bir çağı, insan özgürlüklerini yok eden yeni bir uluslararası ekonomik düzeni temsil ediyor. Yeni tekno-totaliter rejimin yol haritası “akıllı iklim”, “sağlıklı dünya” gibi söylemlerle bizi tiranlar dünyasında zorla yaşamaya çağırıyor. Dünya Ekonomik Forumu içindeki teknoloji devi bu tiranlar, kendi gündemlerini Dördüncü Sanayi Devrimi içinde hayata geçirmek için dijitalleşme anahtar unsur olarak görülüyor ve altı ayrı alanda çalışıyorlar;

(1) Yapay zekâ.

(2) Uydular.

(3) Robotlar.

(4) Drone’lar.

(5) Eşyaların İnterneti.

(6) Sentetik yiyecekler.

COVİD-19 ile başlayan dönem büyük planın ilk adımı. Kırılmış ve bölünmüş, ekonomisi çökmüş ve korku içinde bir dünyaya hükmetmek istiyorlar. Teknolojileri bir araya getirerek fiziksel, dijital ve biyolojik sınırları ortan kaldırmayı hedefliyorlar. Robotlaşmış bu dünyada kalpler çalışmayacak, sevgi kaybolacak.

Aşılar..

Medikal Derin Devlet yani Big Parma’nın COVİD-19 mRNA (genetik özellikli) aşısı, onaylanmamış (acil durum kullanımı için izin verilmiş) ve deneysel yani tecrübi aşı. Önceki aşı denemelerinin hepsi başarısız oldu çünkü aşılanan hayvanların hepsi virüsten öldü. COVİD-19’da da benzer problemler var. Hayvan denemeleri by pass edildi. Klinik denemelerinde ise beklenen riskler nadiren oluşur.

Aşıların çoğu (Pfizer, Moderna, AstraZeneca, Johnson and Johnson (J & J) ve diğer bazıları) aslında gen terapisi yani insan genine gönderilen mesajdan ibaret. Aslında ‘aşı’ değiller, halk içinde böyle anılıyor. Aşı olması için (yasal açıklamasına göre) hem bağışıklık kazandırması hem de başkasına geçmesini durdurması lazım.

Aşı şirketleri kasasını doldururken, bir trende dikkat çekiliyor; virüs, salgın olmaktan yerelleşmeye (pandemiden endemiye geçiş) başladı.

Bütün dünyada COVİD aşısı konusunda tereddütler var. Bunların nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;

(1) Uluslararası kuruluşlara, hükümetlere ve ilaç şirketlerine olan güvensizlik.

(2) Virüsün %99.95 oranında yaşamaya devam etmesi. İlginç olan yapılan araştırmalar ABD ve İsveç’te bir yılda gripten ölen çocukların COVİD-19’dan ölenlerden fazla olduğunu gösteriyor.

(3) Bazı insanlar aşının güvenli ve etkili olduğunu düşünmüyor. Pfizer ve Moderna aşılarının %95 etkili olduğu söylense de ilaç şirketlerinden gelen açıklama sorgulanıyor.

(4) Belki de enfeksiyondan korunmak mümkün. Çoğu virüslerde vücut bağışıklık kazanır.

Bill Gates ve Çin Komünist Partisi..

Makalenin devamı ve geniş versiyonu için;

https://www.academia.edu/47731681/Karanlık_gündem_

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR