Prof. Dr. Sait Yılmaz

Prof. Dr. Sait Yılmaz

Post-Modern Güvenlik ve Yeni Dünya Düzeni

Ortaçağ’ın feodalitesi, kralları, kaleleri ve din baskısından sonra şimdi devlet, aile, kapitalizm, üniversite, sosyal refah, özgürlük ve kurtuluşun yani ‘modernite’nin de dönemi geçiyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumlar ve güvenlik anlayışı çağımızın güvenlik ihtiyaçlarına gittikçe cevap veremez hale gelmektedir. Artık, ulusal ya da uluslararası her seviyede güvenliği geçmişin anlayış ve kurumları ile sağlama imkânı zayıflamaktadır. 21. yüzyılın temel zorluğu çağdaş küresel güvenlik problemlerin kapsamı, ölçeği ve doğası ile uyumlu kuramsal bir çerçeve yokluğudur. Güvenlik olgusuna yeni yaklaşımlar şimdiye kadar geleceğe ilişkin umut verici bir çerçeve sunamamışlardır. Westfalia döneminin ulus-devlet düzenin yeniden çağın şartlarına uydurulması ihtiyacı üzerinde durulurken, büyük güçler uluslararası güvenlik sorunlarının çözümünde yorulmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya düzeninin temsilcisi olan uluslararası örgütler ise gittikçe daha fazla reform ihtiyacı içine girmişlerdir. 21. yüzyılın sürekli genişleyen gündemi ve derinleşen yapısı içinde çeşitlenen aktörleri yeni bir güvenlik yaklaşımını gerektirmektedir. Bu makalede; bu yüzyılın güvenlik sorunlarına yeni bir yaklaşım getireceği düşünülen ‘Post-modern güvenlik’ kavramı ve uygulaması ile ilgili öngörülerde bulunacağız. 

Post-Modern Dünyada Ordu ve İstihbarat
Batılı silahlı kuvvetler ile istihbarat teşkilatları arasındaki yakın tarihsel ve kurumsal ilişkilere bakarak, Post-Modern ordu üzerindeki tartışmalar istihbarat alanına kaydırıldı. Zaten iki yapıda modern, bürokratik devletin temsilcisi idi. Soğuk Savaş sonrası roller ve görevler askeri ve istihbarat kurumları için benzerdi. Ancak, istihbarat toplumu için tamamen orduya benzer bir bakış açısı ele alınamazdı. İki önemli fark vardı. Öncelikle iki kurumun ortaya çıkışı eş zamanlı değildi. Bugünün silahlı kuvvetleri, yüzyıllar öncesinden gelen bir kültürün göreceli bir evrimi idi. Modern Batı istihbaratı ise 20. Yüzyılın ortalarında doğmuştu. İkinci olarak, istihbaratın varlık nedeni bilgi/istihbarat üretimi olduğundan, Post-modernizm’in tanımladığı trendlerden çok daha fazla etkilenecekti. Çünkü bu trendler bilginin doğası ve bilgiye yönelik faaliyetlerin kurumsallaşmasında köklü dönüşüm gerektirmekteydi.
Bugün, tıpkı devlet ve ordu gibi istihbarat yapıları da Modernite’nin bir ürünüdür hatta diğerlerine göre daha geç bir üründür. Modern dönemde devletler, bürokratik ulus devletler haline gelmiş, sanayileşmiş ve kitlesel savaş kabiliyetleri edinmiştir. Soğuk Savaş boyunca modern Batılı istihbarat toplumunu, bir garnizon devlet içinde küresel gözetleme kabiliyetine sahip daimi bir istihbarat bürokrasisi temsil ediyordu. Bu istihbarat toplumu diğer modern devlet kurumları ve Kapitalist kurumların özelliklerini taşıyordu. Örneğin istihbarat üretimi bulunan çark konsepti, Fordist üretim modelinden alınmıştı. Çoğu istihbarat kurumlarının hiyerarşik ve bürokratik teşkilat yapıları, Weberyan bürokrasi modeline yakındı. İstihbarat toplumunun teşkilat ve faaliyetleri Soğuk Savaş’a özel jeopolitik ve teknik ihtiyaçlara göre düzenlemişti. Soğuk Savaş’ın istihbarat gayretlerine yön veren üç önemli özelliği vardı;
    - Algılanan tehdit daha çok ideolojikti ve ölçeği ile itibarı ile Sovyet hedefine yönelik süreç ve profesyonelliği öne çıkardı.
    - Hedefin katı ve askeri doğası nedeni ile istihbarat gayretleri gizli ve uzmanlaşmış toplama yöntemleri ile teknik askeri, bilimsel ve ekonomik emarelere yöneltildi.
    - Soğuk Savaş esnasında bazı sürprizler yaşansa da jeopolitik ortam öngörülebilirdi ve temel istihbarat görevi, SSCB’nin stratejik ve askeri varlıklarının izlenmesi ve öngörülebilirliğin belirli sınırlar içinde tutulması oldu. 

Post-Modern Güvenlik
21. Yüzyıl’ın ilk çeyreğinde, ulus-devlet ve güç mücadelesi merkezde kalmakla birlikte güvenliğin ve güvensizliğin daha geniş bir çerçevesi ortaya çıktı. Kötülerin küresel düzeyde iyiler kadar hızlı hareket etmesi, iş çevreleri ve hükümet dışı kuruluşlar gibi yeni aktörlerin etkinliğinin artması, güvenlik alanında yeni kurallar ve düzenlemelere olan ihtiyaç şeklinde belirlenebilir. Devlet içi ve devletlerarası ilişkilerdeki yetersizlikler yeni bir güvenlik anlayışını gerektirmektedir. Önümüzdeki 25 yıl içinde devletlerin ve sınırların en azından bugünkü gibi olmadığı post-modern bir dünyada ülkeler üstü kuruluşlara ve küresel bir güvenlik sistemine ihtiyaç olacaktır. Daha açıkçası bu yeni dünyada güvenliğin ana aktörü devlet değil, devlet-üstü yapılar olacaktır. Güvenlik küresel bir mesele olarak, tek bir merkezden yönetilecek kurallar çerçevesinde küresel çözümlerle “akıcı” bir şekilde sağlanacaktır. Post-modern güvenlik, kendine has bir küresel teşkilat ve görev tanımı içinde sorunlara önceden hazırlanmış kriz yönetim prensipleri çerçevesinde standart çözümler sağlayacaktır.
Dijital çağın tekno-kapitalist liberal ideolojisi, modern bilgi ve iktidar kodunu yeniden üretmekte, böylelikle devlet, aile, evlilik, okul gibi modern kurumların güvenirliği ve geçerliliğini sorgulamaktadır. Bu kurgular diğer yandan sömürü ve kuvvet tekeli gibi tarihi güç mekanizmalarını da gözden geçirecektir. Dijitalin nasıl bir mantıkla işlediği ve bu mantığın bireysel ve kolektif varoluşumuz üzerindeki etkilerini farklı perspektiflerden yorumlamak, dijital etrafında kapsamlı yeni bir toplumsal sistem kurabilmek gereklidir. Dünya saati olmadan yaşamın nasıl olacağı, insan yapımı saatlere tabi dünyayı değiştirmeye yönelik bir proje olarak, hayatın karmaşıklığını giderecek alternatif yaşam tarzları tasarlıyor. Zamanı saatlerin dışında söyleme, doğal saatler ile yaşayarak gündelik hayatın boğucu temposundan kurtulma, böylece saati prangaya vurma hedefleniyor. Olağan zamanın dışında bir yer; Saatsiz Devlet’te yaşayacağız.
Bugünün yapay zeka/süper zeka çalışmaları, Sanayi 4.0 konusunda yapılan atılımlar, günümüz makinelerinin akılları konusunda yeni düşünce biçimlerinin gündeme gelmesine yol açabilir. Muhtemelen yeni kuşak bir insan modeline geçiş aşamasındayız. Bu geçiş insanın kimliği, sosyal etkileşimleri yanında literatür ve eğitimden, iş ve sağlığa yaşam tarzında da kökten değişimlerin habercisi olabilir. Dijital ortam çevrimiçi bir dünyada tüm insanları birbirine daha yakından irtibatlayabilir. Bu dünya, akıllara aşırı iletişimin getirdiği anonimlik, büyük gürültü, post-panoptizm (yeni gözetleme biçimleri, büyük göz) gibi dijital gelişmeler yanında video kaydeden protez göz, saatte 40 km. hızla koşan biyonik bacak, drone ile pizza teslimatı, sağlığınızın uzaktan kontrolü (vücut ısısı, kan şekeri, kalp atışları vb.) gibi yeni teknolojilerle insan hayatını temelden değiştirebilir. Beden, insan-makine ve tekniğin birbirine eklemlenme ve dönüşme durumu kapitalizm kadar modern politika ve temsili demokrasi için de bir kriz kaynağıdır. Teknoloji aynı zamanda mutlak hükmedeni ve çaresiz hüküm altına alınanı, devletin egemenliğini ve vatandaşlığı da etkileyerek bir kriz konusu haline gelmektedir. 
Şimdi yeni bir çağın başındayız ve Batının üstünlüğü sona ererken, gelecek konusunda tahminler yapılıyor. Tüm uygarlık değerlerinin ve toplumsal yapının yerle bir olacağı dönemin yani sonun başlangıcındayız. Şimdilik bize düşen 2045’e kadar olan döneme iyi çalışmak; ulus-devlet yapılarımızı korurken, eşitsizlikleri gidermek, halkın refahını artırmak; sadece ülke çıkarlarına dayalı politikaların yanında küresel ısınma, terörizm gibi küresel tehditlere karşı evrensel çıkarları da koruyacak bir anlayış birliği ile küresel yönetişimi kuvvetlendirmek, böylece; geleceğin savaşlarını önlerken, kaynakların daha çok savunma dışı güvenlik konularına harcanmasını sağlamak ve bu alanlarda uluslararası işbirliğini artırmaktır. Sadece küresel güç eliti ile mücadele etmek yetmez. 2045’e kadar olan dönemde, uluslararası düzenin kurallarını, kapitalizme ve moderniteye alternatif bir sistemi kurgulayarak yeniden yazmalıyız. Bu yüzden, siyasi yetkilerin sınırlanması, zenginliğin daha eşit dağıtılması, devlet yetkileri ve gelirlerinin nasıl kullanılacağı ile ilgili yeni bir sosyal sözleşmeye, yeni bir devlet anlayışına ihtiyaç var. 
Makalenin devamı ve geniş versiyonu için;
https://www.academia.edu/82224522/Post_Modern_Güvenlik_ve_Yeni_Dünya_Düzeni

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR