Prof. Dr. Sait Yılmaz

Prof. Dr. Sait Yılmaz

Putin ve Rus halkının şifreleri...

1905 yılında Rus-Japon savaşı devam ederken, ABD Başkanı Theodore Roosevelt, Ruslar hakkında şöyle yazmıştı; “Siyah, sarı veya beyaz, hiçbir insan Ruslar kadar yalancı, ikiyüzlü, küstah, kısaca güvenilmez olamaz.”

Nükleer fizikçi J. Robert Oppenheimer ise 1951’de Ruslar için: “Barbar, geri kalmış, yöneticilerine her zaman çok az sadık kalmış bir halk ile başa çıkmaya çalışıyoruz” demişti.

Rusya, her zaman ekonomik yönü ile değil, güçlü askeri ve güvenlik yapısı ile kendini ortaya koymuştur. Rus liderleri rejimlerini korumak için halkın ve güvenlik aygıtının kontrolüne acımasız yöntemlerle de olsa büyük önem vermişlerdir. Bugün de değişen bir şey yoktur.

Putin’in küresel görevi ülkesindeki otoriter rejimin değiştirilmemesi, sanki bütün dünya ona karşı imiş gibi düşünüyor, bu düşünce yapısını bütün Rus toplumuna yansıtıyor. Önce bir sorun yaratmak istiyor, sonra bu sorunları sadece kendisinin çözebileceği bir duruma sokuyor. Bir düşman göstermesi gerekiyor, her zaman uygun bir düşman buluyor. Güçlü ama uzak bir düşman. Böylece ona düşman deseniz bile endişe duymanıza gerek kalmıyor. Suriye bilinçli olarak yaratılan problemlerden biri. Böylece başka bir şeyle değiştirebilecek. Ukrayna’daki heveslerini Rus askerleri canı ile ödüyor. İnsan hayatı onun için diğer insanların düşündüğü kadar önemli değil.

Putin’in “Vladimir sen kazandın” diyecek bir hükümete ihtiyacı var. “Kazandın, her şeyi doğru yaptın.” “Yeni dünya düzenini seninle kuracağız!” Putin’in kadroları ve istihbaratı bu işe yarar.

Rus ekonomisi çöküşte, giderek rekabetçiliğini kaybediyor, modern ürünler bütün üretim tabanında daha az yer alıyor. Eğitim kötüye gidiyor, Rusya’daki sanayiden dolayı eskisi gibi eğitime ihtiyaç duyulmuyor. Kimsenin bilime ihtiyacı yok, bir çöküş var. Ancak, ekonominin çökmesi rejimin temellerini ortadan kaldırmayacak.  Yaşam standartları düşerken Rusya dışındaki düşmanların saldırıları ve ekonomimize yaptıkları kötü şeylere dair propagandalar yapılıyor.

Bu makalede, Ukrayna’da savaş devam ederken, Putin’in ülke içindeki konumuna ve Rus halkının durumuna ilişkin bir resim ortaya koymaya çalışacağız.

Rus psikolojisi

Rusya’nın karakteri stratejik düşünmesi şekli ile doğrudan bağlantılıdır. Rus güvenlik anlayışı, tarihsel çerçevesi içinde büyük güç hayali olmadan yaşayamaz. Küçük bir elit tabakanın etrafında çöreklendiği otoriter yönetim, büyük çoğunluk olan halkı yanında tutmak için sürekli hayal, düşmanlar ve gurur okşayıcı zaferler üretmek zorundadır. Bu gerçek Rusya’nın başında Putin ya da başkası kim olsa değişmez. Rusyayı yönetenler halk içinden kişiler değildir, vatandaşların hakları umurlarında değildir, ülkeyi soktukları çatışmaların diğer sonuçlarını da düşünmezler, halkın refahını geliştirmek de çok önemli değildir. Onların için önemli olan yaramaz bir halkın üstünde kendi düzenlerini kurmaktır, bu düzeni kuranlar halka uzaktır. Bu durum, 13. yüzyıldan beri Rus yöneticilerin genlerinde vardır. Bu yöneticiler, yerel Slav nüfusun akrabaları değildi. 

Sovyetler Birliği’nin kabuğundan çıktığından beri Rusya dünyadaki yerini ve kimliğini arıyor. Kimlik konusu karışıktır ve bu arayışın hem jeopolitik ve felsefi hem de daha çok psikolojik boyutu bulunmaktadır. Rusya, bulunduğu coğrafyada kendini hep güvensiz ve yalnız hisseden, içinde bulunduğu sorunları ancak güçlü bir devlet ve lider ile aşacağına inanan bir kültüre sahip. Tıpkı Türkiye gibi tarih boyunca Batı tarafından hep istenmeyen “öteki” olan Rusya, şimdi büyük bir dönüşümün eşiğinde. Gorbaçov gibi Putin de Rusya’nın imajını değiştirmek ve ülkeye yeni bir yön vermek istiyor. Buna zorlayan nedenlerin başında Rusya’nın çürümekte olan devlet yapısı ve çok güvendikleri enerji kartının artık koz olmaktan çıkmaya başlaması geliyor. Ama asıl beklenti başka ve Putin, bu dönüşümün kaçınılmaz olduğunu çok iyi biliyor. Ukrayna Savaşı, Rusya coğrafyasında büyük bir dönüşümün habercisi. Rus halkı, Putin gibilere ne kadar daha sabır gösterebilir?

Rus halkı...

Çar döneminde Rusya’da doğan Lenin, tahta kulübelerde yaşayan köylüler ve resimlere dua eden Ortodoks kilisesinin temsil ettiği bir ülkede büyümüş ama Rusya’yı küresel proletaryanın birleşeceği bir ütopyanın merkezine koymuştu. Genel olarak Ruslar, doğası itibarı ile akıl dışı hareket eder. Kurumların açık seçik ekonomik programları yoktur. İşe alırken çok akıllı adaylar rahatsız eder. Maçoluğu, kabalığı, güçlü adam politikası gösterisini çok severler.

Birinci Dünya Savaşı’ndan beri Rusya’da düzenli şekilde doğum oranları ölüm oranlarının altındadır. Rusya, SSCB’nin dağılması ile nüfusunun üçte birini kaybetti, askeri gücü küçüldü ve etkinliği azaldı. Rusya’da 50’li yaşlarda olanların sayısı gençlerden fazladır. Rusya ekonomisi ile bir gün süper güç olabilir ama insan kaynağı olmadan hiçbir ülke küresel güç olamaz. Bu nedenle demografi daha fazla zayıflamadan Putin, Rusya’yı güçlendirmeye çalışıyor.

Ruslar milliyetçilik ve gururla yaşar. Tarih boyunca hep aç kalmış ve bastırılmış bir milleti yıllardır Batılıların yapmaya çalıştığı gibi açlıkla tehdit edemezsin. Büyük ve derin düşüncelere takılı kalmış Rus ruhu, Batının küçümsemesinin bitmesini ve takdire dönüşmesini bekledi. Doğu Roma Sezarlarının ve kiliseyi kuranların ardılı olan Çar, küresel bir adalet ve kardeşlik çağının başlatılmasında belirleyici rolü oynayacaktı. Bugünkü Rusya, eski imparatorluğunun yeni bir versiyonunu kurmakla meşguldür. Kafkasya’dan Orta Asya’ya Türk dünyası ile pek çok muhtemel çatışma noktası bulunmaktadır. Bu coğrafyada egemenlik, Rusya’dan bağımsız olmak anlamına gelmektedir. Öte yandan, Rusya, ne Çar döneminin sonunda ne de Sovyetler Birliği çökünce dağıldı. Bugün Rusya’yı oluşturan cumhuriyet ve otonom bölgeler ayrılmaya hazır değil. Yerel ekonomileri birbirine öyle bağlı ki ayrılmaları çok güç.

Putin, ülkede bir korku imparatorluğu kurmuş durumda, halkın gücü yok, enformasyon devletin sıkı kontrolünde ve muhaliflere hayat yok. Ülkede ortaya çıkan cılız muhalifler itibarsız ve genellikle Batının adamı olmaktan başka bir imajları yok. Batının istediği demokrasinin alt yapısı yok, özgürlükler ülke güvenliğine tehdit olarak görülüyor. İşin aslı halkın böyle bir beklentisi de yok. Federasyona bağlı bölgelerden de bir şey olmaz çünkü demokrasi ve özgürlük kültürleri yok, Moskova’ya oldukça bağımlılar. Ancak, Kafkasya, özellikle Çeçenistan ve Dağıstan her türlü olasılığa açık. Rusya, yetersiz demografisi ve tek metaya dayalı ekonomisi nedeni ile batacak. Halk gittikçe daha çok yoksullaşıyor ve önümüzdeki dönemde enerji gelirleri ve finansal sıkıntılar ülkeyi çok daha yaşanmaz hale getirecek. Rusya’daki kötüye gidiş Orta Asya ülkelerini de etkileyecek.

Makalenin devamı ve geniş versiyonu için;

https://www.academia.edu/73668342/Putin_ve_Rus_halkının_şifreleri

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR