CIA: Türkler için Kıbrıs şeref konusu

Bugünlerde KKTC'nin üzerinde yine kara bulutlar dolaşıyor.
'Kıbrıs'tan başka satacak bir şey kalmadı' iddiaları gündemde.

Kıbrıs Barış Hrekatı’nın 44’ncü yıl dönümünde iki tarihi belgeyi kamuoyunun dikkatine getirmek istiyorum.
(Barış İçin Oradaydılar- Yılmaz Polat )

Birincisi; Kıbrıs Barıs Harekatı'ndan sonra (20 Temmuz 1974) ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA'nın yayınladığı rapor.

CIA, 11 Nisan 1978'de Stephen Snow'a bir rapor hazırlattı.

Rapor, George Harris tarafından onaylanıp Beyaz Saray’a sunuldu.

CIA raporunda şu görüşlere yer verildi:

'Türkler, Kıbrıs konusuna esas olarak bir masraf ve çıkar karşılaştırmasıyla bakmıyorlar. Türkler için Kıbrıs, bir milli şeref ve taahhüt konusu olmuştur. Türkler 1974'te Kıbrıs'a müdahale ettikleri zaman, bunu; Kıbrıslı Türk soydaşları için duyduğu kaygıdan, Rum kışkırtmaları karşısında geri adım atmama kararlığından ve Rum kuşatması korkusundan yapmıştır. Türkiye, Kıbrıslı Rumların emniyetini garantiye aldıktan ve muhtemel bir Yunan darbesini önledikten sonra da yine Türk şerefi büyük ölçüde esas konu olmuştur. Bu kazançlar, Türk kanıyla kazanılmıştır ve Kıbrıs kısa zamanda Türkiye için de siyasi mücadelede önemli bir konu olma potansiyeline sahiptir.'

İkincisi; her zaman pazarlık konusu yapılmaya çalışılan, sanki 'taviz' vermek için alınmış gibi sürekli gündeme gelen hala yerleşime kapalı Rumca adıyla Varosha, Türkçe adıyla Maraş bölgesinin alınışıyla ilgili.

Harekattan önce otel ve kumarhaneleriyle Akdeniz'in Las Vegas'ı olarak bilinen Maraş'ı, Barış Harekatı'na 28'nci Tümen Komutanı olarak katılan babam Tümgeneral Osman Fazıl Polat, Genelkurmay'ın planında olmamasına rağmen emir dinlemeyerek komutanlık insiyatifini kullanıp aldı.

(Barış Harekatını yöneten komutanlar)

Tümgeneral Polat, "Harp Günlüğü"nde stratejik önemine değindiği Maraş'ın alınmasını şöyle anlatıyor:

"Tümenimize, Mağusa'nın Türk kesimi ile birleşmesi hedef olarak verilmişti. Bu şehrin yarısının ele geçirilmesini emniyet bakımından yeterli görmedim. Maraş kesimi dahil bütün şehrin ele geçirilmesini teklif ettim ve bu planı kendi inisiyatifimi kullanarak teklif ettiğim şekilde uyguladım. 15 Ağustos saat 15.00'te Mağusa varoşlarına vardık. Maraş'taki zengin dükkân ve evlerdeki altın, inci, pırlanta, saat, para gibi kıymetli eşyaları yağma etmişlerdi. Maraş'a ilk girdiğim zaman bu manzaraları bizzat gördüm. Bu arada bir kısım Barış Gücü askeri de bu yağmaya katılmışlardı.

Bizim zamanımızda yakalananlar var. Maraş'ı yasak bölge ilan ettim. Türk ve Rum kimseyi bırakmadım. Bu suretle her türlü yağmacılık ve talanın önüne geçtim. Bu hususu Rum temsilciler Meclisi Başkanı Klerides de televizyondan Rum halkına ilan etti.

Maraş'ı zengin turistik bölge olduğu için almadım. Her seviyedeki komutan kendisine üst komutanlıkça verilen hedefi ele geçirip bu hedef üzerinde kalmamalı. Bu hedeflerin savunulması için gerekli olan yakın arazi kesimine kadar ilerlemeli ve süratle bu hedefi uzaktan emniyet altına almalıdır."

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR