Yeni Çıkanlar | 22 Ekim 2018

Yeni Çıkanlar | 22 Ekim 2018

ABC Kitap''a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor. 

YENİ ÇIKANLAR

Andrew Bennett, Nicholas Royle

EDEBİYAT, ELEŞTİRİ VE KURAMA GİRİŞ

Çeviren:Deniz Tekin

Ayrıntı Yayınları

Sayfalarını “Başlangıç” ile açan ve “Son” ile bitiren bu kitap; bilinen unsurlardan (“karakter”, “anlatı”, “yazar”) biraz daha alışılmadık olan unsurlara (“sırlar”, “haz”, “hayaletler”) uzanan çeşitli konuları barındırıyor. Bennett ve Royle, soyut “izm” kavramlarına bel bağlamak yerine, karmaşık fikirleri doğrudan edebi eserlerle örneklendirerek onları başarılı bir biçimde izah ediyor. Böylece sözgelimi Jane Eyre eserlerinin okunması, aynı zamanda ırk farklılıkları hakkında farklı düşünme yolları açarken; edebiyat ve gülme tartışmasında ise Chaucer, Raymond Chandler ve Monty Python'a da atıfta bulunuyor.

 

Her bölümü ilave okuma rehberiyle sona eren kitapta ayrıca sözlükçe ve bibliyografi de var. Kitabın dördüncü baskısı; hayvanlar ve çevre hakkındaki iki yeni bölümü içine katacak şekilde güncellenirken, okurlara yardımcı olacak bir web sitesi de okuma ve yazma hakkında indirilebilir bölümler sunuyor.

Çoğunlukla sıkıcı ve göz korkutucu biçimde teorik görülen bir alana yeni bir soluk getiren bu kitap, okurların hem okuma hem de çalışma edebiyatının heyecan verici olanaklarına kayıtsız kalmamasını sağlayacak...

 

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

 

 

Frederick C. Beiser

HEGEL’DEN SONRA

1840-1900 YILLARI ALMAN FELSEFESİ

Çeviren:Soner Soysal

Hil Yayınları

“Felsefedeki normal dönemler, felsefenin belirlenmiş ve uzlaşılmış bir tanımının olduğu, filozofların kendi disiplinlerinin ve onun içerdiği görevlerin doğası hakkında genel bir mutabakata sahip oldukları zamanlardır. Devrimci zamanlar ise, böyle bir tanımın olmadığı, felsefeye ilişkin çelişen kavramsallaştırmaların olduğu zamanlardır. Bu tanımlara göre, geç on sekizinci, erken on dokuzuncu ve geç yirminci yüzyıllar normal zamanlardı. Bununla birlikte, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı devrimciydi. Çünkü bu dönem belirlenmiş ya da uzlaşılmış bir felsefe tanımının olmadığı, disipline ilişkin çelişik birçok kavramsallaştırmanın olduğu bir dönemdi. Filozoflar, kendilerine, kendi disiplinleriyle ilgili en temel soruları sordular: Felsefe nedir? Ampirik bilimlerden nasıl farklılaşır? Neden felsefe yapmalıyız?”

“İdealizm çağı”nın Hegel'in ölümüyle sona ermesinden sonra on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısındaki Alman felsefesinin bir gerileme ve durgunluk dönemine girdiğini iddia eden hakim görüşe karşı, Frederick Beiser, döneme has anlaşmazlık ve çatışma ortamının yüzyılın ikinci yarısını ilk yarısından daha ilginç kıldığını somut örneklerle gözler önüne seriyor. Elinizdeki kitap, açık ve canlı bir üslupla yazılmış, Hegel sonrası Alman felsefesine dair her düzeyden okur için temel bir kaynak.

 

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

 

 

Ken Kesey

GUGUK KUŞU

Çeviren:Duygu Akın

Nemesis Kitap

“Bu dünya… güçlülerin dünyası arkadaş! Var oluş ritüelimizin temelinde, güçlünün zayıfı yutarak daha da güçlenmesi yatıyor. Buna göğüs germeliyiz. Doğrusu da bu zaten. Doğal dünyanın bir kanunu olarak kabul etmeyi öğrenmeliyiz bu gerçeği. Bir tavşan bu ritüelin içindeki rolünü kabullenir ve kurdu güçlü beller. Kurt yakınındayken tavşan kendini savunmak için sinsileşir, korkaklaşır, atikleşir, kendine delik kazar ve saklanır. Böylece sebat eder ve hayatını sürdürür. Yerini bilir. Kurda asla ve asla meydan okumaz.

Akıllılık olur mu hiç öylesi?

Söylesene, olur mu?”

Amerikalı yazar Ken Kesey'nin en önemli eseri kabul edilen ve aynı isimle sinemaya uyarlandığında büyük ses getiren Guguk Kuşu, en kısa tabirle, bir düzene başkaldırma hikâyesidir. Akıl hastanesindeki mahkûmlar onca yıldır kendilerine dayatılan düzeni açıkça sorgulamaya başladıklarında her şey hızla değişime uğrayacaktır...

“Muhteşem bir ilk roman… İnsanın içindeki iyilik ve kötülüğe dair sağlam, samimi bir hikâye… Kesey'nin bu kitabı, orta düzeyde kültürlü bir toplumun ‘kurallarına' ve bunları dayatan görünmez ‘hükümdarlara' karşı atılan bir başkaldırı çığlığı niteliğinde.”

 

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

 

 

Ahmet Taner Kışlalı

SİYASAL SİSTEMLER-SİYASAL ÇATIŞMA VE UZLAŞMA

Kırmızı Kedi Yayınevi

Altan Öymen: Ülkemizin çok büyük bir değeriydi. Anısı hiçbir zaman aramızdan ayrılmayacak. (Gazeteci, CHP Genel Başkanı)

Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel: Kışlalı da diğer şehitlerimiz gibi ölmeyecek ve aksine verdiği unutulmaz hizmetlerle daima kalbimizde yaşayacaktır. (Dışişleri Bakanı)

İmren Aykut: Hiçbir kötü teşebbüs Türkiye'yi çağdaşlık hedefinden uzaklaştıramayacaktır. Sevgili Kışlalı'nın düşüncelerinin daha da güçlendiğini düşünüyorum.
(Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)

Saffet Arıkan Bedük: Sayın hocam, devlet, siyaset ve bilim adamı olarak verdiğin eserler unutulmayacak; ideallerin mutlaka yaşayacaktır. (Milletvekili)
Prof. Dr. Ziya AktaŞ: Yolumuz senin yolun. Sonumuz? Ne gam! (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı)

Erinç Yeldan: Senin ve senden önceki onlarca, yüzlerce devrim şehidinin ışığı hep kalbimizde yaşayacak. (İktisatçı)

Prof. Dr. Ahmet Saltık: Ne acı ki, aydınlanmanın tarihi hep kan ve gözyaşı dolu. Dilim varmıyor demeye ama sen boşuna ölmedin, öldürülmedin. Ölümün, ülkemiz aydınlanmasına yaşamın kadar katkılı bile!

Doğu Aktulga: Sevgili Kışlalı, huzurunda selama duruyorum. 

 

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

 

 

Manuel De Landa

YENİ BİR TOPLUM FELSEFESİ:ÖBEKLEŞME KURAMI VE TOPLUMSAL KARMAŞIKLIK

Çeviren:Sercan Çalcı

Kolektif Kitap

Yeni materyalizmin temsilcilerinden Meksikalı filozof, sanatçı, çağımızın özgün düşünürlerinden Manuel De Landa, Yeni Bir Toplum Felsefesi'nde ufuk açıcı bir toplumsal ontoloji geliştiriyor.

Toplumsal süreçleri “birey” ve “toplum” benzeri şeyleştirilmiş genellikler bakımından düşünmeyen, aynı şekilde mikro ve makro olmak üzere iki sabit düzeyde gerçekleştiği fikrini altüst eden bir yeni ontolojidir bu. Kitapta tanımlanan gerçekçi toplumsal ontoloji, kişilerden devasa ulus-devletlere dek çeşitlilik barındıran toplumsal varlıkları, tarihsel süreçler aracılığıyla inşa edilmiş öbekleşmeler biçiminde ele alıyor. Her ne kadar Fransız düşünür Gilles Deleuze'ün öbekleşme kuramından hareket etse de, bu yaklaşım onun zorluklarını ve eksikliklerini irdeleyerek genişleten ve onu bir adım öteye taşıyan, toplumsal gerçekçiliğin kusurlarını bertaraf etmeye imkân tanıyan “yeni bir öbekleşme kuramı”nın temel fikirlerini ve kavramlarını barındırıyor. Bu kitabın ekseninde Deleuze'ün yanı sıra, Max Weber, Fernand Braudel, Michel Foucault, Pierre Bourdieu, Erving Goffman gibi düşünürler de yer alıyor.

Yeni Bir Toplum Felsefesi özgün olduğu kadar derinlikli bir modern toplum analizidir; en önemlisi de indirgemeciliğe, özcülüğe ve şeyleştirmeye kökten bir karşı çıkıştır.

 

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

 

 

İLHAM VEREN CUMHURİYET KAHRAMANLARI

ÖNCÜ KADINLAR

Kırmızı Kedi Yayınları

“Sevgili çocuklar ve gençler,

Sizler bu ülkenin geleceğisiniz. Büyük önderimiz Atatürk, cumhuriyeti sizlere emanet etti. Bizler zor şartlarda ama onun kurduğu cumhuriyet sayesinde şanslı büyüyen bir nesiliz. Savaştan bizi kurtaran ve bize çağdaş bir ülke yaratan Atatürk sayesinde, Batı'nın 100 yılda sağlayamadığı ilerlemeyi biz 10 yılda yaptık. Cumhuriyet sayesinde kızlar istedikleri mesleği seçebildiler, kadınlarımız dünyanın her yerinde çok başarılı işler yapıyor. Her meslekten gurur duyduğumuz çocuklarımız var.

Artık sıra sizde, sizler de bu ülkenin gurur duyduğu kadınlar ve erkeklerden biri olacaksınız. Bu kitapta hayatını okuyacağınız kadınlar, cumhuriyetin yetiştirdiği çok değerli isimler. Onlar sizin kadar geniş imkanlara sahip de değillerdi ama başardılar. Çünkü yılmadılar ve çok çalıştılar. Umarım size örnek olurlar.

Sevgili çocuklar; sevdiğiniz işi yapın, çok çalışın, çok okuyun, bilimin yolundan ayrılmayın ve cumhuriyete sahip çıkın...”

- Muazzez İlmiye Çığ

 

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

Chuck Palahniuk

UYDURMA BİR ŞEYLER

Kafanızdan Silip Atamayacağınız Hikayeler

Çeviren:Damla Karadeniz

Ayrıntı Yayınları

Amerikalı kült yazar Chuck Palahniuk'un Uydurma Bir Şeyler'de bir araya gelen 23 hikâyesi unutulmayacak, kolay sindirilemeyecek tarzda bir evren çiziyor: Yalnızlığa gömülmüş ve kendi dillerini yaratmak zorunda kalmış karakterler, kapatıldıkları okullar ve “sağaltım” merkezlerinde hayatta kalmaya çalışan çocuklar, iş ve pazarlama dünyasında sattığı ürünle özdeşleşmeye çalışırken en yakınlarına ve kendine yabancılaşmış yetişkinler... Küçük burjuva hayatını kasıp kavuran gizemli salgınların, çöl komünitelerinin ve beden manipülasyonunun sınırlarında gezinen, aynı zamanda kendini de eleştiren yıkıcı bir dil var bu kitapta. Bu sarsıcı hikayeler okuru Palahniuk'un kurduğu, “güvenlik” vaat etmeyen etkili bir yüzleşme deneyimine davet ediyor. Uydurma Bir Şeyler, kendimiz hakkında uydurduğumuz dünyaya tedirgin edici bir bakış...

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

William Collis Spackman

ESİR BİR İNGİLİZ DOKTORUN KUTÜLMARE ANILARI

Çeviren:Derin Türkömer

İş Bankası Yayınları

İngiliz ordusunun 1914'te Basra'yı işgaliyle Osmanlı topraklarına başlattığı harekât, 1915'te Tümgeneral Charles V. F. Townshend komutasındaki 6. Hint Tümeni'nin Bağdat'a ilerleyişiyle devam eder. Aynı dönemde bu tümene bağlı 48. Savaş İstihkâm Taburu'nun doktoru olarak görev yapan William C. Spackman, içinde yer aldığı Mezopotamya harekâtını, İngiliz ordusunun Kûtülamare'de Halil Paşa tarafından kuşatıldığı ve teslim alındığı 29 Haziran 1916 tarihine kadar gün gün kaydeder. Bu tarihten sonra, Osmanlı ordusuna esir düşen hasta ve yaralı esirlere bakmakla görevli bir savaş esiri olarak Bağdat ve Musul'da bir yıl geçirir.

Görevi nedeniyle dolaşım serbestliğine sahip olduğu için bölgedeki yaşamı ve yerli halkı detaylı bir şekilde gözlemleme fırsatı bulur. Bir seyyah gibi yaklaşarak, gördüğü yeni yerleri ve insanları renkli bir üslupla kâğıda geçirir. Notlarında, savaşın sonlarına doğru gönderildiği Anadolu'daki Kedos (Gediz) esir kampından İngiltere'ye dönüşüne kadar yaşadıklarını da anlatır. Dr. Spackman'in bu süreçte tuttuğu günlüklerden ve notlardan yola çıkarak yıllar sonra bir araya getirdiği anılarıyla, savaşın korkunçluğuna ve trajedilerine rağmen yer yer nükteli bir dille okuyucuya savaşın farklı bir yüzünü anlatıyor. Kûtülamare ile ilgili resmi askeri kayıtların dışında, cephe gerisinde yaşananların ele alındığı az sayıdaki eserden biri olan Esir Bir İngiliz Doktorun Kûtülamare Anıları, bu özelliğiyle de Büyük Savaş'ın az bilinen yönlerine ışık tutuyor.

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

Kolektif

BEN İSTERSEM

Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar İçin İlham Veren Öyküler

Doğan Egmont Yayıncılık

Hayal kurmayı sever misin? Sence hayallerin gerçeğe dönüşebilir mi? Nobel ödüllü bir bilim kadını, evrenin sırlarını keşfeden bir astronot, adını tarihe yazdıran bir sporcu, melodileriyle kalplere dokunan bir müzisyen, kelimeleriyle nesilleri büyüten bir yazar, dünyayı karış karış dolaşan bir gezgin olabilir misin? Evet, olabilirsin! Yeter ki iste! Bu öyküler sana ilham verecek; seni cesur, güçlü ve yaratıcı olmaya, hayallerinin izinden yürümeye davet edecek!

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

Kolektif

OKUMA ÜZERİNE YAKIN OKUMALAR

Çeviren:Olcay Mağden Ünal

Delidolu Yayınları

Çünkü okumak asla sadece okumak değildir!

Okuma Üzerine Yakın Okumalar; Zadie Smith'ten Tim Parks'a, on bir farklı yazar, yayıncı, akademisyen ve araştırmacının okuma üzerine kaleme aldıkları yazılardan oluşan çok katmanlı bir derleme.

Okumayı seven, okumanın insana neler kattığını anlatmakta kimi zaman zorlanan her yaştan kitapseverin ilgisini çekecek bu zihin açıcı kitap, okuru kendi okuma serüveni üzerine düşündürürken yönelttiği sorularla görüş alanını genişletiyor.

 

Delidolu'nun kurmaca dışı kitaplar koleksiyonunda yerini alan Okuma Üzerine Yakın Okumalar, dizinin "Okumak" başlıklı alt temasının da üçüncü halkası.

"Metnin varlığı sessiz bir varlıktır, bir okur tarafından okunana kadar sessizliğini korur. Metin, ancak hünerli bir çift göz kâğıdın üzerindeki işaretlerle buluştuğunda hayat bulur. Yazılan her şey, okurun cömertliğine bağlıdır."

İnsan hikâyelere ihtiyaç duyar. Kendi yaşam hikâyesini kurarken bireysel varoluşuna anlam kazandırmak, kendini tanımak, insan olarak sınırlarını, zihnin derinliklerini keşfetmek ister. Öteki yaşam deneyimlerini, başka zihinlerin kuytularında saklananları, bütünüyle yalnız olup olmadığını merak eder. İyi kitaplar, bu çetrefilli yolda kişiye yoldaş olduğu gibi incelmiş bir zevkin, hayal gücünün, maceranın, güzelliğin, düşünsel özgürlük ve derinliğin de kapılarını açarlar.

Okuma Üzerine Yakın Okumalar'da; okumanın ve edebiyatın hayat kurtarıcı ve ilham verici yönleri, entelektüel gelişime ve ruhsal duruma etkileri, bilişsel olarak zihinlerimizi nasıl dönüştürdüğü, okuma esnasında beynimizde neler olduğu, dijital çağda değişen okuma biçimleri gibi esaslı meseleler; kişisel deneyimler ve bilimsel araştırmalardan yola çıkılarak irdeleniyor.

“Bir kitap, her okurun zihninde yeniden yazılır ve her okurun zihnini kendi eşsiz yoluyla yeniden yazar.”

 

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

 

 

 

 

 

 

ABC Kitap