• Yeni Çıkanlar | 3 Şubat 2020

    ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için “Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı” listelerini oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

    YENİ ÇIKANLAR

     

    YENİ ÇIKANLAR

    Eugene Lonesco

    BEYAZ VE SİYAH

    Çeviren: Ayberk Erkay

    Yapı Kredi Yayınları

     

    Gergedanlar(1959), Sandalyeler(1952) ve Ders(1951) gibi oyunlarıyla absürd tiyatronun en önemli figürlerinden olan Eugène Ionesco, insanlar arasındaki iletişimsizliği, dilin saçmalığını ve davranışların basmakalıplığını her düzlemde aktarmaya çalıştı.
    Beyaz ve Siyah işte bu çabanın bir başka ürünü olarak resim ile yazının eşzamanlı ilerlediği bir yapıta dönüşüyor.

    “Resim yapmayı bilmeyi gerçekten çok isterdim şimdi: Göstermeye çalıştığım şey sahiden ölüm ve yaşam.”

    Ionesco insanın üstündeki örtüyü kaldırıyor ve temel güdülerini gösteriyor.

    – Vladimir Jankelevitch

    Zincirlerim çirkinlik, üzüntü, sefillik, yaşlılık ve ölümdür. Hangi devrim beni bundan kurtarabilir? – Eugène Ionesco

     

    72 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

    Andre Malraux

    ALTERBURG’UN CEVİZ AĞAÇLARI

    Çeviren: Tahsin Yücel

    Sel Yayıncılık

    Altenburg’un Ceviz Ağaçları’nı özgün kılan, yalnızca bir projenin değil, André Malraux’nun hâkimiyetini kanıtladığı bir türün, romanın da terk edilmesidir. Malraux bu eserinde yaşadığı her şeyi kurmacaya dönüştürerek kendi duygularını kâh anlatıcıya kâh babasına atfetmiş, kimi zaman da yerleri ya da tarihleri değiştirerek, yaşamını, okumalarını, anı ve tutkularını birer başkalaşım konusu haline getirmiş, kendi romanına vedasını böyle ifade etmiştir.

    “Altenburg’un Ceviz Ağaçları’nda, her bölüm değişiminde, dönem, uzam ve kişiler de değişir: İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında Fransa’nın uğradığı bozgundan Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman cephesi nde geçen bir olaya, Enver Paşa’nın düşlediği Turan’ın umut kırıcı görünümlerinden Nietzsche’nin sayıklamalarına atlarız. Ama zaman ve uzam içindeki bu atlamalar, yazarın dönüp dolaşıp yeniden geldiği sorunları, bu sorunlara getirmeye çalıştığı yanıtları daha iyi, daha çarpıcı bir biçimde yansıtmak amacıyla, özellikle seçilmiş bir yoldur sanki. Bu açıdan bakılınca, Altenburg’un Ceviz Ağaçları’nın Malraux’nun düşüncesinin en özlü ve en özgün anlatımlarından biri olduğu söylenebilir.”

    Tahsin Yücel

     

    181 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

    Orhan Tüleylioğlu

    50 MADDEDE SİYASİ CİNAYETLER

    Kara Karga Yayınları

     

    Türkiye, Cumhuriyet döneminin başından günümüze kadar birçok siyasi cinayete tanık oldu. Sebebi ne olursa olsun ülkenin birçok parlak zihninin yitmesine sebep olan bu cinayetleri, tüm detayları, arka planı ve sonuçlarıyla 50 maddede bir araya getirdik!

    Orhan Tüleylioğlu’nun kaleminden 50 maddede Siyasi Cinayetler etkileyici bir memleket panaroması çiziyor. Asteğmen Kubilay’dan Sabahattin Ali’ye, Doğan Öz’den Bedrettin Cömert’e ve Maraş Katliamından askeri darbe dönemlerine kadar siyasi cinayetlerin izinde bir zaman yolculuğuna çıkacak, böylece bugünün siyasi ortamını daha etkili bir şekilde yorumlayacaksınız.

     

    296 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Oktay Duman, Ufuk Bektaş Karakaya

    BENİM ADIM DİLAVER

    MEHMET FATİH ÖKTÜLMÜŞ KİTABI

    Ayrıntı Yayınları

     

    Mehmet Fatih Öktülmüş; Türkiye’de 1970’lerin ikinci yarısından itibaren kitleselleşip antifaşist bir karakter edinen siyasal mücadelede yerini almış yüzlerce devrimciden biriydi. 17 Haziran 1984 yılında Ölüm Orucunda hayatını kaybettiğinde arkasında övgüyle söz edilecek zenginlikte bir yaşam bırakmıştı; militan, alçakgönüllü, sempatik, karşısındakiyle sıcak ve kalıcı ilişkiler kurmasını bilen, hesapsız bir dava insanıydı.

    352 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Maxime Rovere

    SPİNOZA TAYFASI

    Bir Spinoza Romanı

    Çeviren: Osman Senemoğlu

    Kolektif Kitap

    Spinoza “hayatın geometrisini” nasıl resmetmiştir sorusunun peşinden giden bir roman.

    Maxime Revore’nin bütün yazınsal olanakları kullanarak günümüzde kaybolmuş bir evrenin “hakikatine” yaklaşma denemesi sayılabilecek romanı Spinoza Tayfası, modern akıl ve özgürlük mefhumlarının ortaya çıkışı kabul edilen 17. yüzyıl Avrupa’sında Benedictus Spinoza’nın evrenini şekillendiren gelişmeleri ve tartışmaları ayrıntılarıyla ele alırken, tarihin unutma eğiliminde olduğu fakat Spinoza’yı derinden etkileyen şahısların; anatomistlerin, şairlerin, aktivistlerin, Yahudi cemaatinin önde gelen isimlerinin filozofun yaşamında ve düşüncesinde oynadığı rolleri açığa çıkarıyor.

    Rovere, mektuplardan elyazmalarına kapsamlı bir arşiv çalışmasının ürünü romanında Spinoza’nın gündelik yaşamının derinliklerine o denli dalıyor ki felsefi olanla olmayan arasında, biriyle ötekinin yaşamları, fikirleri arasında oluşturulmuş sınırları bulanıklaştırarak filozofun dünyasını anlamaya, hatta anlamanın ne demek olduğuna odaklanıyor.

     

    496 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Kemal Tahir

    NOTLAR 7

    Roman Notları 1

    Topal Kasırga Darmadağın Olan Devlet

    İthaki Yayınları

     

    “Tarihsiz toplumların yazarları olmaz. Yazarlığa girişmiş kişileri bulunsa da bunlar büyük eserler meydana getiremez. Sanatçıların, son hesaplaşmada, dayandıkları güç tarihleridir. Milli tarihler sanatçılarla milletleri arasında kesin anlaşma köprüleridir. Tarihi bilmeyen kendini bilemez. Kendini bilmeyen içinde yaşadığı toplumu meydana getiren insanların cevherini bilemez. Gerçekçi yazar, insanlarının çeşitli olaylar karşısında nasıl davranacaklarını, neden böyle davranacaklarını en az yanılgıyla kestirmek gücünü tarihten alır. Tarihle ilgilenmek gerçek sanatçı ile sanatçı geçinen madrabazları birbirinden ayırabilmekte ciddi okurlar için de şarttır.”

    Kemal Tahir’in Devlet Ana’dan sonra yazmak istediği Topal Kasırga romanı için aldığı Notlar, tarih bilincinin ve geçmişi tüm çıplaklığıyla anlamaya çalışma çabasının bir yazar için ne denli mühim olduğunu gösteriyor. Kemal Tahir, toplumun reflekslerini önceden sezebilmek için tarihin bilinmeyenlerine doğru hassas bir kazı yapıyor bu metinlerde. Roman Notları 1 olarak yayımlanan bu ciltte yazarın tarihe ve edebiyata bakış açısının izlerini görmek mümkün.

     

    208 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Dilek Çolak

    SOLA: GÜNEY AMERİKA HATIRA DEFTERİ

    Tekin Yayınevi

    Binlerce ayak izinin tek başına toprağa bırakıldığı bu kitapta; işgal fabrikaları, işgal toprakları, barikatçılar, evsizler, kayıp anneleri, kayıp oğulları, kayıp kızları, dilenci ordusu, göçmenler, toprağın asıl sahipleri olan yerliler ve daha niceleri anlatılıyor. Parlak şehir ışıklarından, güneşli kumsallardan ve gösterişli alışveriş merkezlerinin serinliğinden çok uzakta yaşayanların gerçek hikâyeleri eşlik ediyor okura. Her türlü sömürüye, baskıya, yok sayılmaya, kaybedilmeye, işkencelere, hapislere, gözdağlarına, açlığa, işsizliğe, adaletsizliğe karşı koymuş Güney Amerika halkları bize kendi coğrafyamızın hikâyesini bir kere daha hatırlatıyor.

    “Biz çocuklarımızın ölümleri üzerine konuşmayacağız. Biz biliyoruz ki onlar toplama kamplarında şiddete maruz kaldılar. Dehşet verici işkencelere maruz kaldılar. Onları öldürdüler, uçaklardan denize atıldıklarını da biliyoruz. Bu nedenle, hiçbir zaman kişisel öykülerimiz ile ilgili konuşmadık. Çünkü hepsi benzer şeylere maruz kaldılar. Hepimiz direnmeliyiz! Çocuklarımızın adları için mutlaka mücadele etmeliyiz! Bizim mücadelemiz hâlâ bitmedi. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman! Biliyor musunuz niye? Biz çocuğumuzu dokuz ay karnımızda büyüttük. İşte bu bizim gücümüz, biz onları istiyoruz. Biz ne pardon denilmesini istiyoruz ne de onların unutulmasını.”

    Dilini bilmediğimiz insanlar bize bizi anlatırken, eski dünya ile yenidünya birbirine biraz daha yaklaşıyor.

     

    184 s.

    İstanbul 2020

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Osamu Dazai

    İNSANLIĞIMI YİTİRİRKEN

    Çeviren: Hüseyin Can Erkin

    Sel Yayıncılık

    Japonya’nın en çok okunan romanlarından İnsanlığımı Yitirirken’de Osamu Dazai, savaş sonrası Japonya’sının boğucu atmosferinin toplumdaki izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında giderek yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini aktarmak için teşrih masasına kendini yatırıyor.

    Gündelik yaşamın acı veren detaylarını ve yıkıcı anların uğultusunu tüm yalınlığıyla kâğıda dökerek yarattığı bu anti-kahramanla, Japonya’nın genç aydınlarının Batı ile geleneksel kültür arasındaki sıkışmışlığını resmederek, bireyciliğin ve toplum karşıtlığının “salgın” gibi yayıldığı bir coğrafyada varoluşçuluk tohumları serpiyor.

    Duygular hırpalanarak siliklenirken, dünyanın gerçekliğini yitirişini aktaran Dazai, dünyevi hazlar peşinde iyileşmeye çalışırken daha da parçalanan Yozo karakterinde cisimleşen evrensel sancının yansıdığı satırlarla yazın dünyasında ölümsüzleşiyor.

    Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin…

     

    109 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Taha Parla

    ZİYA GÖKALP, KEMALİZM VE TÜRKİYE’DE KORPORATİZM

    Metis Yayınları

     

    Türk siyasal düşüncesinin, hatta diyebiliriz ki Türk kamu felsefesinin temel eğilimi korporatizmdir. İster dayanışmacı ister faşist alt türleriyle olsun, bu eğilimin temel özelliği kapitalizme antiliberal bir teorik-ahlaki rasyonel sağlamaya çalışması ve Marksizm ile sosyalizme karşı olmasıdır.

    Korporatizm, toplumu birbirlerini uyum içinde tamamlayan organlardan, meslek zümrelerinden oluşan bir organizma olarak görür. Hem liberalizmin bireyciliğini, hem de sosyal sınıfların varlığını, sınıf çatışmasını ve emek-sermaye çelişkisini reddeder. Türkiye’deki aşırı ve ılımlı sağ akımlar ve partiler, silahlı kuvvetler, klasik Kemalistler, “Kemalist Sol” ve “sosyal demokratlar”, ama aynı zamanda belli ölçülerde bazı sol gruplar, sahip oldukları temel düşünsel kategoriler bakımından bu korporatist şemsiyenin altındadırlar; kritik siyasi karar anlarında, birbirlerinden farklıymış gibi duran bütün bu siyasi çizgiler arasındaki o şaşırtıcı uzlaşmaların nedeni de budur.

    Bu düşünce hattının en yetkin ve kaynak şahsiyeti olan Ziya Gökalp, çağdaşları ve ardından gelen kuşaklar tarafından özgün niteliğinden uzaklaştırılmış, sağa sola çekiştirilerek kendi hakikatinden koparılmıştır. Oysa eserleri bugün de dikkatle incelenmeyi hak eden bir özgünlüğe sahiptir. Taha Parla’nın klasikleşmiş kitabı bunu yapıyor: Hem Gökalp’in hakkını teslim etmeye, hem de onun düşünceleri üzerinden Türkiye’yi daha iyi anlamaya çalışıyor.

     

    216 s.

    İstanbul 2020

     

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

     

     

    Quentin Meillassoux

    BİLİMKURGU VE BİLİMDIŞI KURMACA

    Çeviren: Osman Şişman

    Yort Kitap

    Alain Badiou’nun takdire şayan öğrencisi Meillassoux bu küçük kitabında; Hume, Kant ve Popper’ın nedenselliğe dair fikirlerini bilimkurgu tahayyülü üzerinden, özellikle de Asimov’un “Bilardo Topu” öyküsüne odaklanarak tartışıyor.

    “Bilimdışı kurmacanın esas sorusu şudur: Bir bilimsel bilgiye prensipte erişimi olmayan, bu yüzden de doğa biliminin bir nesnesi olarak tesis edilemeyen bir dünya nedir; neye benzer?”

     

    62 s.

    İstanbul 2020

    KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ