Doğukan Devrim İpek | Türkiye'de darbe mi olacak?

Doğukan Devrim İpek | Türkiye'de darbe mi olacak?

'Ancak bundan sonra asker oluşumuz artık eskisi gibi başkalarının hırsı, şanı, şöhreti ve keyfi için değil; yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı korumak içindir. ' Mustafa Kemal Atatürk

Türkiye'nin üstünde iktidarın yaratmak istediği bitmek tükenmez bir 'darbe' hayaleti dolaşıyor.

İktidar için ekonomik göstergelerin iyi gitmediği, halkın alım gücünün düştüğü, kadın cinayetlerinin, hukuksuzlukların arttığı bir dönemde bu tartışmaların yapay şekilde dolaşıma sokulması yeni bir durum değil. Önce 15 Temmuz'a gidilmeden önce Balyoz Kumpas'ı sırasında iktidar gazetelerinin attığı manşetlere göz atalım...

HEPSİ FETHULLAHÇILARLA BİRLİKTE ORADAYDILAR

Yandaş gazetelerin, Fethullahçı yayın organları ile birlikteliği Balyoz Kumpas Davası'nın başından sonuna dek devam etti. Sonrasında manşetleri atanlar, sözde Ergenekon örgütü üstüne kitaplar yayınlayanlar kah AKP'den milletvekili oldular kah ekranlarda gazeteci(!) sıfatı ile halka parmak sallamaya devam ettiler. Kol kola yürüdük dedikleri halde ifadeye bile çağrılma tenezzülünde bulunulmadılar. 

darbe2.jpg

 

darbe3.jpgdarbe4.jpgdarbe5.jpg

Bu manşetlerin sonucunu ise 15 Temmuz'da halkın üstüne bombalar yağdıran Fethullahçı katillerle yüzleşerek gördük. Bu manşetleri atan kimse yargılanmadı. İktidar medyasından, o günlere dair tek bir özür gelmedi. 

BİTMEK BİLMEZ DARBE TARTIŞMALARI

15 Temmuz'dan sonra yaşanan süreçte 'darbe' hayaleti ilk kez 25 Şubat 2017'de darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın darbeye direnme çağrısını Türkiye'ye ulaştıran Hande Fırat'ın haberi ile gündeme geldi. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a yöneltilen eleştirilerden duyulan rahatsızlıkları yansıtmak amacıyla yapılan haber bir anda infiale neden olmuştu.

karargahrahatsiz2.jpg

'Karargah Rahatsız' başlığıyla çıkan habere iktidar tüm gücüyle yanıt verdi. 

Tartışmalar bitmeyecekti. Isıtılıp önümüze gelmeye devam edecekti.

2018'de iktidara yakın Takvim Gazetesi bu kez de 'FETÖ'nün umudu Kemalist Darbe' diyerek bir kez daha TSK'yı hedefe oturtuyordu.

takvim2.jpg

Yusuf Kaplan, darbenin 'Kemalistlerden' geleceğini şu sözlerle iddia ediyordu. 'Burada çok hayatî bir noktaya parmak basmış oluyorum. Darbe, laikçi, Kemalist şebekelerden gelecek... PKK, FETÖ darbede kendilerine verilecek uşaklık rollerini oynayacaklar seve seve, elbette. Devleti de, halkımızı da dikkatli ve teyakkuz hâlinde olmaya davet ediyorum. Allah, ülkemizi şer şirret güçlerin oyunlarından korusun, bize de basiret versin.'

darbe6.jpg

6 Şubat 2020'de İlker Başbuğ'un 'FETÖ'nün siyasi ayağı'na ilişkin, 2009 Haziran'ın da gece yarısı Meclis'ten geçirilen ve askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını getiren düzenlemeye parmak basması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletvekillerine talimat vererek dava açmalarını söyledi. Başbuğ'u darbecilikle suçlayan Erdoğan 'Bu boru göstermeye benzemez, parlamentonun hukuku boru ile sindirilemez! ifadelerini kullanmıştı.'

YİNE BAŞLAYAN TUHAF TARTIŞMA

Cumhuriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda 'Eğer Menderes, 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir'de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi. Çünkü erken seçim kararı almış bir hükümete karşı bir askeri darbenin gerçekleştirilmesi, açıkça milletin siyasi iradesine de vurulacak bir darbe olurdu.' diyen ve bir tespit yapan Başbuğ'a iktidar kanadından yine aynı 'darbecilik' suçlamaları geldi.

Balyoz Kumpasından bu güne kadar ordunun dinamikleriyle sistematik olarak oynayarak, Atatürkçü subayları hedef göstererek kendisine hayali bir 'darbeci' düşman yaratan, bir zamanlar Fethullahçı çeteyi güçlendiren iktidar, ekonominin ve dış ilişkilerin geldiği noktada ‘bize darbe yapacaklar’ argümanına tekrar sarıldı.

MENDERES DİKTATÖRLÜĞÜ

Aydınları hapislerde çürüten, Vatan Cephesi ile toplumu kışkırtan,bölen, 6-7 Eylül olaylarının baş sorumlusu, Cumhuriyet Gazetesini 10 gün süre ile kapatan Menderes baskı aygıtlarını sonuna kadar kullanarak iktidarda kalmayı hedeflememiş miydi? Birilerinin keyfi için tarihsel süreçleri mi inkar edeceğiz? Yine mi Cumhuriyet'i kapatmak istiyorlar?

Bu satırları yazarken bir açıklama da Milli Savunma Bakanlığı'ndan geldi.

'Peygamber Ocağı olarak da bilinen Türk Silahlı Kuvvetleri, binlerce yıllık şanlı tarihimizden süzülüp gelen milli, manevi ve mesleki değerleriyle aklın ve bilimin ışığında, Anayasa çerçevesinde, yasalar ve Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda, sıralı amir ve komutanların emir ve komutasında, milletinin emrinde, görevinin başındadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin ve milletimizin güvenlik ve bekasını hedef alanlara ve her kim olursa olsun millet iradesini hiçe sayarak anti-demokratik arayış içinde olanlara karşı mücadelesini azimle sürdürmekte kararlıdır.'

TEHLİKELİ 'DARBE' KAMPLAŞMASI

Her yıl sürekli oynanan darbe piyesinin son perdesinde artık Milli Savunma Bakanlığı topa dahil olmuş ve İlker Başbuğ'u hedef tahtasına oturtmuştur. İktidar, Kemalist darbeciler diyerek Cumhuriyet ile hesaplaşmak isteyenler fikirlerini ifade eden Fikri Sağlar'ı, sözlerinin yarısından fazlası kesilen Can Ataklı'yı ve tarihsel bir tahlil yapan Başbuğ'u aynı tartışmaya dahil ederek kamuoyunda mağduriyet yarattı.

ASKER SİYASETİN İÇİNE Mİ ÇEKİLİYOR?

Bir siyasetçinin açıklamalarına, bir gazetecinin kırpılan sözlerine ve görevi sırasında kumpasa uğrayıp 'terörist' muamelesi gören Başbuğ'a MSB'nin cephe almış olması başta ordu geleneklerinin kabul edebileceği bir durum değildir. Sonrasında ise demokrasi ile bağdaşmaz. 

MSB TARİKATLAR HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR?

Gece yarısı açıklaması ile bu tartışmalara dahil olan Milli Savunma Bakanlığı, ülkemizde yuvalanan tarikatlar hakkında da bir açıklama yapmayı düşünmekte midir? Yoksa Sayın Hulusi Akar, Atatürk'e 'firavun' diyen Pakdil'e gösterdiği hürmet gibi bu kez de tarikatları ve Cumhuriyet değerlerini hiçe sayanları görmezden mi gelmektedir?

DARBE OLACAK MI?

TSK tarihte ilk kez MSB'ye bağlanmıyor...Peki o halde MSB kendinden bu kadar emin ise ve TSK, Cumhurbaşkanının emrinde görevine devam ediyor ise o zaman bu tartışmalara niçin dahil oluyor? 

Türkiye'de bu tartışmalar yaşanırken rejim değişti. Türkiye'de bu tartışmalar hiç tükenmezken gazeteciler bir gecesini daha cezaevlerinde geçirdi. Atatürk Türkiye'sinin selası okundu. Hem fakirleştik hem tarikatlara teslim olduk. Bu tartışmaların Türkiye'ye bir getirisi yoktur. Aydınların görevi 'düşen' Türkiye'yi cesaret ile tekrar ayağa kaldırmaktır.

 

ABC Kritik