İdlib: Terörle mücadele mi, çatışma mı?

Suriye’nin İdlib kentinde son günlerde gerilim en yüksek seviyesine ulaştı. Suriye ordu birliklerinin ilerleyerek İdlib kırsalını tamamen ele geçirmeye yönelmesi AKP iktidarını ciddi olarak rahatsız etti. Binlerce askeri Suriye toprağına sokan Erdoğan açıkça savaştan kaçınmayacaklarını ifade etti. Suriye toprağına yapılan asker sevkiyatını ise yine Adana anlaşmasına ve Astana mutabakatına bağladı. Oysa her iki anlaşmanın hükmü kalmamıştı. Adana anlaşması terörizme karşı mücadeleyi içeriyordu ve bu çerçevede Türkiye’ye sıcak takip durumlarında Suriye topraklarına 5 kilometre girme hakkı tanıyordu. Astana anlaşması ile kurulan gözlem noktaları ise çatışmasızlığı sağlamak amacıyla sınırlı sayıda ve anlaşma ile Türkiye’nin Suriye topraklarına girme hakkı tanıyordu.

Her iki anlaşmanın da kapsamı AKP iktidarının Suriye topraklarına binlerce asker ve mühimmatla girmesine olanak sağlamıyor. Her anlaşmada da Türkiye’nin hareket alanlarını belirleyen ön koşulları var. Bu ön koşullar olmaksızın bu anlaşmalar dayanak gösterilerek Suriye topraklarına askeri olarak girmek uluslararası anlaşmalar gereği gayri meşrudur. Hukuksuzdur. Üstelik girilerek Suriye ordusuna ateş açılması, Suriye devletinin ve Rusya’nın cihatçı terör örgütlerine karşı verdiği mücadelenin engellenmeye çalışılması başlı başına anlaşmalarda ki niyetleri göstermesi anlamında sorundur.

İdlib sorunu nasıl çözümlenecektir? Bu kente yerleşmiş olan ve sayıları atmış bin civarında olan cihatçı terör yapıları nasıl yok edilecektir? AKP iktidarının gerçek niyeti nedir? Savaş mı istiyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son gurup toplantısında yaptığı konuşma da İdlib konusunda kullandığı ifadeler açık açık bir savaş ilanı gibiydi. Erdoğan Suriye’nin pek çok bölgesinde 10 yıla yakın bir süredir süren çatışmalarda hiç böyle bir tavra yönelmemiş, Suriye ordusu ile açık bir çatışmaya girmemişti. Her nedense İdlib konusunda aşırı ısrarcı davranmakta gerekirse Suriye ile savaşa girebileceğini dahi söyleyebilmektedir.

Türkiye’de ki iktidar çatışmasızlığı sağlamak amacıyla, anlaşma ile oluşturulan gözlem noktalarının arasına askeri yığınak yaparak bütün bir alanı kontrol etmeyi hedefliyor. Yani anlaşma ekseninden çıkarak açıkça İdlib’e bulunan cihatçı terör guruplarına güvenli bir alan yaratma peşinde. Gözlem noktalarının araları kapatılarak Suriye ordusunun kent merkezine doğra yaptığı operasyonlara engel olmayı amaçlıyor. Diğer bir ifade ile Türk askeri İdlib’e kalkan olarak mevzilendiriliyor.

Rusya Erdoğan’ın tavırlarından duyduğu rahatsızlığı değişik açıklamalarla dile getirdi. İdlib’de yürütülen operasyonun terör örgütlediğini hedeflediğini, terör ile mücadele olduğunu ifade ederek sivil bölgelerin hedef alınmadığını, terör gruplarına silah ve mühimmatın Türkiye’den gitmeye devam ettiğini ve bu durumunda terörle mücadeleyi engellediğin açıkladı. Rusya Türkiye’nin Astana da anlaşması gereği üzerine düşen görevi yerine getiremediğini ve terör yapılanmalarını silahsızlandıramadığını, bölgeden uzaklaştıramadığını ifade etti. Yani Türkiye’nin Suriye’deki müttefiki Rusya, AKP iktidarın İdlib konusundaki tutumlarından rahatsız olduğunu ve desteklemediğini açıkça orta koydu.

AKP iktidarı Rusya’nın bu tavrı sonrasında aynı duruşunu göstermeye ve Suriye ordu birliklerinin mevzilerine vurmaya devam edecek midir? Etmesi durumunda yoğunlaşacak bir çatışmada Rusya nasıl bir tavır alacaktır. Türkiye Rusya’yı karşısına almayı göze alacak mı?

Tüm bu soruların yanıtlarını çok yakında öğreneceğiz. Ancak görünen o ki, AKP iktidarı içerde kaybettiklerini bu tür savaş oyunlarıyla kazanmaya, iktidarını korumaya çalışmaktadır. İdlib konusunda ki ısrarının başkaca bir mantıklı anlamı yoktur. Suriye de savaşın bitmesi tüm bölge haklarının çıkarı iken ve savaşın bitmesi içinde İdlib kentinin cihatçı terör örgütlerinden temizlenmesi zorunlu iken bu ısrarın başkaca başka bir mantıklı nedeni bulunmamaktadır. Siviller ve göz gerekçesinin yapay bir gerekçe olduğu bu son süreçte net olarak ortaya çıktı.

AKP iktidarı bölgeyi felakete sürükleyecek adımlardan kaçınmalıdır. Suriye de barışın sağlanması halkların çıkarınadır. Başka ülkelerin topraklarında at oynatmayı meziyet sayanlar çok dikkatli olmalıdır. Kirli, yanlış ve mezhepsel Suriye politikasına son vererek, barışın ve huzurun yeniden sağlanacağı adımlar atılmalıdır. AKP’nin kirli Suriye politikasında ki ısrarı ülkeyi bedeli çok ağır süreçlere sürükleyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR