Üstünlük duygusu ve öğrenciler

Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilk uygulamalarından biri öğrencilerin üstünlük güdülerine önem vermektir.

Psikiyatrist Alfred Adler, insanın tüm motivasyonunun kaynağı üstünlük çabası elde etme olarak adlandırdığı tek ve temel güdüyle açıklanabileceğini belirtmektedir. Adler’e insanın yaşama yoğun eksiklik duyguları ile başladığını belirmektedir. Bu duygular evrenseldir ve bu nedenle normal sayılmalıdır. Adler, insanların psikolojik ya da sosyal yetersizliklerinden kaynaklanan öznel aşağılık (yetersizlik) duyguları da ödünleme çabası içinde olduğunu belirtmiştir. Başka bir ifade ile üstünlük duygulanın karşılanması herkes için önemli olduğu kadar öğrenciler açısından da önem taşımaktadır. 

Adler, aşağılık (yetersizlik) duygularının, insanların kendilerini geliştirme, gelişme ve yetkinlik çabalarının kaynağı olduğunu belirmektedir. 

Her insan gibi öğrencilerimizin üstünlük güdülerinin karşılanması giçin fırsat yaratılmalıdır. Bu sürecin sürdürülmesi öğretme-öğrenme süreci için önem taşımaktadır. 

Bu nedenle öğrencilere düşüncelerini sınama fırsatı verilmelidir. Yine, grup sürecine ağırlık veren öğretim yöntemlerine öğrenciler katılmalıdır. 

Ancak, öğrencinin duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri konusunda bazı olumsuzluklar bulunuyor. Çünkü, eğitimde öğretmen merkezdir anlayışı halen hüküm sürmektedir. Yine bazı yerlerde kalabalık sınıflar öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini sınırlandırmaktadır. 

Diğer taraftan, öğrencinin gizil güçlerini ortaya çıkarmasına fırsat verilmesi üstünlük duygusunun karşılanmasına yardımcı olabilir. Bunun için görsel sanatlara, müzik ve sporla ilgili derslere önem verilip yine ders sayıları artırılabilir. Ancak, okullarda bu tür derslerin son derece kısıtlı olduğunu görüyoruz. 

Uygar toplum yolunda ve önem arz eden hususlardan biri öğrencilerimizin üstünlük duygularının karşılanmasıdır. Bugün bir ölçüde dışa bağımlılığımız öğrencilerimizin üstünlük duygularının karşılanmasına bağlanabilir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR