Alfalık herkese lazım

Gündüz kuşağı programlarında ne hikâyeler gördük, dinledik. Aldatma, ihanet, dolandırma ne ararsan var. Alt sınıfların özel hayatlarında yaşadığı bunalımların, bu kadar çarpıcı bir gerçeklik üzerine inşa ve ifşa edilmesini hiçbir zaman doğru bulmadım. Çünkü aynı medya, üst sınıflardan gelen insanların çarpık ilişkilerini çok başka tonlarda inşa ederken ya da o çarpık ilişkilere hiç değinmezken yıllardır hep gariban halkın özel hayatlarını izletip durdular millete… Öte yandan Nadira Kadirova, Rabia Naz gibi masum isimler söz konusu olduğunda o gündüz programlarının yiğitliklerine hiç rastlayamıyoruz. Bırakın bu konuların programlarda derinlemesine işlenmesini, basit bir haber içeriğine bile yayın yasaklarının getirildiğine şahit oluyoruz… Sanırım güç sahiplerinin onuru çok narin olacak ki yüz kızartıcı eylemleri ustalıkla hasıraltı edilebiliyor… Halkın onuru ise kim kimi boynuzladı, kim kimi terk etti hikâyeleriyle gündemdeki yerini almaya devam ediyor…
***
Kanaatimin böyle olması bu programlarla ilgili bazı gözlemler yapmama engel teşkil etmez. Anlaşılan o ki toplumda aldatma ve aldatılma durumları epeyce fazla…. Elbette bireysel anlamda bunun yarattığı bir yıkım olacaktır. Ancak yine kişisel gözlemimi aktaracak olursam buna maruz kalan kadınların sanki erkeklere göre daha güçlü durduklarını söylemeden geçemeyeceğim. Televizyonlarda ağlayan, kendini yerlere atan, “bırakma beni ne olur, geri dön” diye feryat eden erkeğe denk geldiğimiz kadar kadınlara rastlamıyoruz. Kestane diyarı Zonguldak’tan selam gönderen abimizin rahatlığı hariç tabii… O da zaten yanlış anlaşıldığını, aslında çok duygusal biri olduğunu söyledi. Bu programlara çıkan erkekler daha çok barışma ve geri döndürme motivasyonuyla orada bulunurken kadınlar da intikam ve rezil etme amacıyla çıkıyor gibi. Bu noktadan hareketle de kadınların erkeklere göre daha güçlü bir imaj çizdiğini söylememiz mümkündür…
***
Dün yine ATV’de garip bir hadiseye tanıklık ettik. Karısı Pideci Gökhan’a kaçan adamı izledik. Şimdi Allah kimsenin başına vermesin tabii de… Birinin arkasından bu kadar ağlamak ve kendini yerlere atmak kişinin öz saygısını tarumar etmiyor mu kardeşim be? Kaldı ki bunu canlı yayında yapıyorsun bir de… Erkeklerin biraz alfalığın denizlerinde kulaç atması gerekiyor son tahlilde.
***
Kadınlara rol biçip bir kalıba sokmaya çalıştığımız kadar bunu erkeklere yapsaydık bambaşka bir toplum olabilirdik… Alfa olmak… Son dönemde çok sık duyduğumuz bir kavram. Karşı cinsle olan münasebetinde alfa olmak denilince meseleyi şöyle özetleyebiliriz. İstenilmediğin yerde durmamak, prensip sahibi olmak, kırmızı çizgilerini çekmek gibi birçok alfa tavırdan bahsedebiliriz. Mesela alfa bir erkek ne birinin arkasından salya sümük ağlar ne de reddedildiği için birine şiddet uygular… Alfa bir erkek öz saygısını bilen, değerinin farkında olan, kendini sürekli geliştiren ve böyle durumlarda önündeki maçlara bakan kişidir. Alfa bir erkek kendisine olan talebin farkında olan, özgüven sahibi erkektir. Bu biçilen rolün temeli ne geleneksel kalıplara bağlıdır ne de sosyoekonomik bir faktöre… Tamamen kişinin öz saygısına hitap eden bir durumdur. Zira kendisine saygı duymayan birinden, başkasına saygı duymasını bekleyemeyiz. Türkiye’deki erkek probleminin temeli biraz buraya dayanmaktadır.
***
Türkiye’deki siyasetçi ve yönetici probleminin temeli de biraz buraya dayanmaktadır aslında... İstenilmeyen yerde durmak, koltuklardan kalkmamak, beş dönem, altı dönem bir havuzun başını tutup oyuncaklarını vermeyen çocuk konumuna düşmek gibi alfa tutumdan uzak birçok emare sayabiliriz. Genelde akıbet pek hayırlı olmaz burada da… Gündüz kuşaklarındaki örnekler bir tarafa siyasette de böyle hazin örnekler çoktur. Siyaset tarihi bir şeyi tadında bırakmayan yöneticilerin efsane olmakla kestane olmak arasında mekik dokumasından ibarettir. Bunun son örneği de Metin Feyzioğlu olmuştur. Hiçbir yönetici hırs ve ihtiraslarına yenilip bu durumlara düşmemelidir. İktidarından muhalefetine sözüm meclisten dışarıdır tabii… Kıssadan hisse çıkarmak da yine alfaların yapabileceği bir iştir zaten… Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar