Politik iletişimde bildiğini okuyanlar…

Politikacılar, artık iletişim faaliyetlerine ciddi yatırımlar yapmaktadır. Hal böyle olunca politikacıların çevresi kendine sosyal medyacı, iletişim uzmanı, journalist etiketi verenlerle doldu. Bu konuyu böyle ifade etmek zorundayım. Zira net bir mesleki tanımı olmayan, mundar edilmiş meslek grupları bunlar… Herkesin kendine bu etiketleri bir gecede bahşetmesi mümkün.
***
Dolayısıyla kurum ve kuruluşların iletişim birimleri sürekli bir sirkülasyon halinde; iletişimle alakası olmayan ancak kendisini bir şekilde öyle lanse etmiş kişilerin biri geliyor, öbürü gidiyor bu birimlere… Mesela kurum ve kuruluşların hukuk, muhasebe, insan kaynakları departmanlarında bu tür sirkülasyonlar yokken iletişim birimleri genelde cadı kazanı gibidir. Bu cadı kazanında en çok haşlanan da işi gerçek anlamda iletişimci olanlardır... Yani iletişimin “uygulamalı bir bilim” olduğunu kabul edersek gerek sektörel gerek akademik anlamda iletişime ciddi emek veren kimselerdir bu haşlananlar…
***
Gerçekler böyleyken, Ali Saydam’ın ifadesine atıf yapmakta fayda var. İletişim tartışmalarına yer verdiği “Algılama Yönetimi” kitabında, iletişim sektöründe “herkes bildiğini okumalı, bilmediğini değil” diyor…
***
Herkesin bildiğini okuması… İlk bakışta negatif bir anlamı çağrıştırsa da buna hasret kalmış olabiliriz aslında. Zira bilmediğini okumak kişiye, kurum ve kuruluşlara ciddi zararlar vermektedir. Bir şeyi bil ve onu oku, bilmediğini değil demek istiyor Saydam… Üzerinde düşünülmesi gereken bir nokta…
***
Her enkazın kaldırılması mümkün. Ancak iletişimin enkazını toplamak uzun yıllar alabiliyor… Dolayısıyla iletişimin doğru kişilerin elinde olması hayati önem taşıyor. İletişimde bilmediğini okumak; telafisi zor, ciddi kazalara yol açınca işi toparlamak daha fazla para ve zaman israfına yol açıyor… “Sirkülasyon” da cabası…
***
Politikacılar, iletişimin gücünün farkına vardı. Ancak bir yerde bir şeyler eksik kalıyor hep. Bilmediğini okuyanların iletişim sektörünü avucuna aldığı bir ortamda ne kadar farkındalık sahibi olursan ol bu eksiklik devam edecektir.
***
Erdoğan, iletişim sürecinin artık algı yönetimi süreci olduğunu bilen, fark eden bir lider. Çünkü 20 yıldır doğru iletişimcilerle çalışmaktadır. Birkaç örnek hariç “çantacı” iletişimcilerle pek işi olmadı. Dolayısıyla birçok politik çıkışının algı temelli olduğunu anlamak gerekmektedir. Yıllardır yaptığı bir şey var Erdoğan’ın… Eksik, başarısız olduğu konularda algıları gölgelendirmek… Bu durum iletişimde “spin doctor” olarak da tanımlanmaktadır. Artan gıda fiyatlarından zincir marketleri sorumlu tutması “spin” konusunda verilecek örneklerin en somutunu temsil etmektedir herhalde. Tabii bugüne kadar muhalefetin de bu tür algı gölgelendirme yöntemlerine düşen bir pozisyonda olduğunu ayrıca söylemek gerekir. Düşmeseler zaten yöntem başarılı olmazdı…
***
Mağduriyet yaşayan çay ve fındık üreticilerinin gözünü iktidara çevirdiği bir zamanda Erdoğan’ın Ordu’da yaptığı “Terzi Fikri” çıkışı meseleyi bir anda bambaşka noktaya taşıdı. Gündemde ne çay ne fındık kaldı… Sosyal medyadan ufak bir ölçümleme yapınca muhalefetin de günlerdir bu konuyu tartıştığını görmekteyiz. Ne diyelim… Gelmeyin artık şu oltalara… Erdoğan bildiğini okuyor da 20 senedir bunu anlamış olmak gerekmez mi artık?
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR