3 Temmuz ve 3 maymun

Yargıtay, şike davasında verilen beraat kararlarını onadı. 3 Temmuz 2011’de başlayan yargılama süreci tamamen sona ermiş oldu.
***
3 Temmuz, aradan geçen bunca zamana rağmen bazı kesimler tarafından anlaşılamamış gibi gözüküyor. Mesele ateşli bir taraftar grubunun meselesinden ibaret gibi görüldükçe anlaşılacak gibi de gözükmüyor. Anlayamayanlar bir tarafa da... Meselenin özünü aslında adı gibi bilenlerin üç maymunu oynaması daha fena. Oysa 3 Temmuz başından sonuna futbolun Fenerbahçelilik kimliği üzerinden dizayn edilmeye çalışıldığı açık bir siyasal mühendislik sürecidir. Anlamayana, anlayıp üç maymunu oynayana söylenecek tek şey “İlhami Abi sen söyle ben başka bir ilde miyim?” demek olacaktır herhalde. Öyle ya maruz kaldıkları her türlü şiddeti en iyi Fenerbahçeliler bilir.
***
O dönemde Kadıköy’de maç izlemek yürek işiydi. Memurların fişlenme korkusuyla maça gitmediği bir dönemden bahsediyoruz ne de olsa... 12 Eylül atmosferinde çocuklarını “olaylar var” diye üniversiteye göndermeyen aileler gibi maça göndermeyen aileler bu dönemde olmuştur. Zira polis dayağı ya da biber gazı yenilmeyen maç herhalde yok gibiydi. Hepsinden nasiplenmiş biri olarak kişisel gözlemimi hafıza tazelemek amacıyla aktaracak olursam özellikle “Cemaat dışarı”, “O.Ç. F. G.” diye tezahürat başladığında “oğlum susun bari bu maçta dayak yemeyelim” diyenler bile oluyordu. Kirli siyasi hesapların yapıldığı o dönem Fenerbahçeliler için azap yılları olmuştu.
***
Gazete manşetlerinde, televizyon programlarında milyonlarca Fenerbahçe taraftarı teröristlikle ima ediliyordu. Suçları ise bu kirli sürece itiraz etmekti. At izinin it izine karıştığı günümüz siyasal ortamında bunları tekrarlamak, hatırlatmak önemli. Zira birilerine göre bütün günahlar son üç beş senede baş gösterdi. Öncesinde her şey güzeldi. Fenerbahçe’nin lime lime edildiği, Ali Tatarların intihar ettiği zamanlar da buna dahildir.
***
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un açıklamaları da bu minvalde değerlendirildiğinde oldukça önemlidir. Futbol camiası, gazeteciler, siyasetçiler bu açıklamaya destek vermeyecekse bu ülkede artık daha fazla konuşmaya da gerek yoktur. 3 Temmuz sonrası yaşananlar, hedeflenenler buz gibi ortadadır. Ali Koç’un açıklamaları bir yol ayrımını da ifade ediyor. Kamuoyunun takdirinedir...

“10 yılda o kadar çok şey yaşandı ki, önce taraftarlarımıza ve sonra tüm Türkiye'ye hatırlatmakta fayda var. Bu camianın, başkan Aziz Yıldırım önderliğinde nasıl kenetlenerek camiasını ipten aldığının müthiş bir hikayesi vardır. Sayın Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu ve diğer 16 kişiye geçmiş olsun diyorum. Özellikle de Fenerbahçe camiasına geçmiş olsun diyorum. Fenerbahçe camiası o günlerde çok yalnız bırakılmıştı. Sportif ve mali olarak çok iyi olduğumuz günlerdi ancak yapılanlardan sonra yapayalnız ve dimdik ayakta durdu. Başka camialarda olsaydı bizim gibi duramazlardı. Camiayı ayırırlardı. Fenerbahçe bunu yapmadı, birbirine sıkı sıkıya bağlı kaldı. Bu camia 7'den 70'e müthiş bir mücadele verdi. Fiziki bir mücadele verdi. Statta, sokakta, Silivri'de mücadele verdik. Hakkımızı savunduk. Yeri geldi dayak da yedik. Masumiyetimiz hukuk nezdinde de kanıtlanmıştır. Kimse lamı cimi etmesin. Bazı kesimlerin bir karar vermesi gerekiyor. Terör örgütüyle mi yoksa devletle mi yan yana olacaklar? Karar vereceksiniz. Söz konusu Fenerbahçe olunca öyle, söz konusu Ergenekon vs gibi konular olunca böyle olamazsın. Diğer kulüplerin Fenerbahçe'ye teşekkür etmesi lazım. Eğer örgüt Fenerbahçe'yi ele geçirebilseydi, belki de bu durum diğer kulüplere de sirayet edecekti. Biz daha fazla nefret tohumları ekmek istemiyoruz. Bu olay sosyolojik olarak camialar arasında, halk arasında büyük tahribatlar yaratmıştır.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR