Anlat nedir genç olmak...

Bir devrin bittiğini kabul etmek; bazen olgunluk bazen aklı selimlik çoğu zaman da zaruriyettir. Öyle ya da böyle... Kabul etmek zorunda kaldığın bir gerçek, kaçınılmaz bir sonuçtur. Her kabulleniş aynı zamanda vazgeçiştir elbette. Vazgeçişin ise görkemli bir şölen ya da hüzünlü bir çöküş hikayesi olup olmaması da tamamen hayata bakışla ilgilidir. 
*** 
Futbolseverler bilir. Bir zamanlar bu memlekette görkemli jübileler yapılırdı. Futboldan emekliye ayrılan kişilerin son maçı olan jübilede; alkışlar, gözyaşları, minnet duyguları hakim olurdu. Son dönemde futbolda bu jübileler görülmez oldu. Nedendir bilinmez, bu durum belki de bir zihniyetin dışa vurumuydu... Kadir kıymet bilmemek denilebilir... Futbolcuların emekliye ayrılmak istememeleri, bir milyon fazla kazabilmek için alt ligte de olsa oynamaya devam etmek istemeleri olabilir... Yaşlandıklarının farkına varmamak olabilir... Devirlerinin bittiğini kabul etmemek olabilir... Elbette birbirinden farklı varsayımlar  sıralanabilir...
*** 
Futboldaki bu durumla memleketteki genel gidişat arasında bir bağlantı kurulabilir mi bilemem... Ancak gel gelelim bir devrin bittiğini kabul edip etmemek tamamen kişinin olgunluğuyla ilgilidir. Kim bilir bu yazıyı yazan ben, ileride neler olurum. Belki yaş haddini geçirmeyi bekleyen, okuluna bile gitmeyen bir profesör. Belki bir sivil toplum kuruluşunun başına çöreklenen, koltuktan kalkmak bilmeyen yaşlı bir başkan. Belki de entrika dünyasının yılmaz bir temsili olarak uslanmaz bir politikacı... Ne olursam olayım bu yazı burada kalsın ki ileride gözüme sokasınız. Öyle ya bu memlekette en çok ahkam kesenden korkacaksınız... Hey yavrum hey...
*** 
İster sokak röportajlarında gençlere çemkiren huysuz bir amca... İster milyon dolarlık medya plazalarında keyif çatan, üstüne bir de genç tokatlayan Muharrem Sarıkaya... Örnekler fark etmez... Devrinin bittiğini kabul etmeyen her kişinin kaçınılmaz sonu rezil olmaktır. Ama abuk bir davranışla ama gözlerden hızla düşmeye başlayan bir prestijle bu hüsran er ya da geç yaşanır.  Devrinin bittiğini kabul etmek şu hayattaki belki en olgun davranıştır. Bu olgunluktur zaten bir insanı ölümsüz kılan, hatırlarda bırakan... Nerede devrinin bittiğini kabul etmeyen bir kişi varsa orada kuşak çatışması vardır. Dikkat ediniz... Ben böyle bir insan olup da gençlerle çatışmayan birine rastlamadım. Ama sokakta iyi bir gelecek isteyen gence karşı çemkiren ihtiyar... Ama yeni gelen genç bir memura, stajyere burun kıvıran kıdemli bir şef... Devrinin bittiğini kabullenme olgunluğu taşıyan kişi genç insanlara karşı daha yardımsever ve anlayışlı oluyor her nedense... İlle emeklilik dilekçesi vermeye de gerek yok son tahlilde... Dedik ya bu bir olgunluk, aklı selimlik, bir zihniyet göstergesidir. Devrinin bittiğini kabul etmek çoğu zaman kulağa hüzünlü bir makam gibi gelse de görkemli, saygıyı hak eden bir veda biçimidir. Özellikle gençlerin derin karamsarlığa kapıldığı şöyle bir dönemde onları aşağılayan insanlara kızarken üstüne dövmeye çalışanına rastlamak pes dedirtmiştir. Kabul edin artık bitti sizin devriniz... 
Zülfü, ne güzel demiştir oysa:

Sisli bir kent, puslu akşam
Camlarına yaslanmada
Odada sen bir başına
Kaygılarla kuşatmada

Söyle canım, söyle bana
Anlat nedir genç olmak

Her akşam bu yalnızlıkta
Öksüz bir kuş havalanır
Kanat çırpar karanlıkta
İnsanlardan yaralanır

Söyle canım, söyle bana
Anlat nedir genç olmak

Paylaşma bu yalnızlığı
Düşlerinin hızı ile
Türkülere dök içini
Öyle bin bir sızı ile

Söyle canım, söyle bana
Anlat nedir genç olmak


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR