Endişeli seçmeni ikna etme rehberi

Sosyal bilimlerde ortaya koyulan bir kavram biraz popülerleşmeye başladığında bağlamından koparılma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Ve genelde de öyle olur. Bağlamından kopar gider… Bunun suçlusu meseleyi ortaya koyup kavramsal bir temele oturtanda değildir elbette. Kavramı, sosyolojik bir özne olmaktan çıkarıp tamamen gündelik siyasetin öznesi haline getirenlerdedir. Birincisindeki öznede ortak yaşam arzusuna yönelik kolektif bir çaba varken ikincisindeki öznede manipüle edilen, işine geldiği gibi kullanılan siyasal bir aksiyon vardır. İşte “endişeli modernler ve endişeli muhafazakârlar” da böyledir… Gelinen noktada bağlamından koparılmıştır. Bunun sorumlusu büyük ölçüde kavramları rastgele kullanan popüler medyadır. Popüler kültür öğelerinin eline düşen bir şeyin de amacından sapmaması pek mümkün gözükmemektedir. Mesele bu kadar popülizmin malzemesi haline gelince toplumdaki inandırıcılık boyutu da azalıyor doğal olarak…

***

O halde endişeli seçmen nasıl ikna edilir? Bunun bir yolu, yöntemi var mıdır? Varsa formülü kimdedir? Yoksa “Şu yolu izlerseniz endişeli seçmenin endişesini yok edersiniz” gibi öneri sunacak bir bilge kralda mıdır? Ya da akıllı bir danışmanın çizeceği siyasal iletişim stratejileriyle aşılacak kadar basit bir mesele midir? 

***

Örneğin CHP… Kendisine endişeli olarak sunulan muhafazakâr bir seçmen grubunu ikna etmek için ne yapmalıdır? Ki bana sorarsanız bugüne kadar fazlasıyla yapılmıştır. Hem de en marjinal hamle “Eski CHP” olarak adlandırılan bir dönemde olmuştur. Baykal döneminde çarşaflılara rozet takılmıştır. Var mıdır daha ötesi acaba? Peki sonuç çıkmış mıdır bundan? Hayır… Örneği bu kez şöyle verelim. Sağa açılan, muhafazakâr oylara talip olan “Yeni CHP” döneminde neler yapılmaktadır? Mesela Cihangir İslam’a CHP rozeti takıldı diye muhafazakâr oylar CHP’ye akmakta mıdır? Trabzon, Yozgat’taki seçmen “Ooo Cihangir Abi CHP’ye geçmiş hemen oy verelim” diyor mudur? İşin gerçeği şudur ki ne CHP’nin gerçek seçmen kitlesi buna inanmaktadır ne de oylarına talip olunan muhafazakâr seçmen nezdinde bir inandırıcılığı bulunmaktadır. Çünkü herkes bilmektedir ki bütün bunlar seçime yönelik hamlelerdir. Kimse kimse için ölüp bitmemektedir. Dolayısıyla endişeli muhafazakâr seçmenin gerçek düşüncesi de tamamen budur. Ne eksiği ne fazlası vardır… Öyle Erdoğan’ın eski seçim danışmanlarına milyonlar vermeye de gerek yoktur. 


***

Halbuki birçok araştırma toplumda muhafazakârlar ile sekülerler arasındaki kutuplaşmanın gün geçtikçe erdiğini ortaya koymaktadır. Kürt ve Alevi sorununun toplum nezdinde çözülme noktasına geldiğini daha geçen hafta Bekir Ağırdır Fatih Altaylı’nın programında ifade etti.  Dolayısıyla seçmenin birbiriyle bir sorunu yoktur, partilerle ve liderlerle sorunu vardır. İdrak edilmesi gereken en önemli nokta budur. Tekrar edelim… Toplumun birbiriyle sorunu yoktur, partilerle ve liderlerle sorunu vardır... Çünkü toplum 21.yüzyılda neyin sahte neyin gerçek olduğunu kavrıyor artık. Her şeyin bir gösteriden ibaret olduğunu çok iyi biliyor. Eski kalıplarla, eski siyasi usullerle kimsenin çantada keklik olmadığını en başta siyasilerin anlaması gerekiyor. 

***

Kimlikleri olduğu gibi kabul etmek, gündelik siyasetin öznesi haline getirmemek, ulaşılması gereken yüzde birkaç oyu alabilmek adına yapılan hokkabazlık gösterisine dönüştürmemek, farklı fikir ve kanaatleri sayısal verilere indirgememek, yalan söylememek, kolpacılık yapmamak, seçmeni aptal yerine koymamak… Liste uzar gider… İşte budur o rehber… Seçmenin endişelisini de endişesizini de ikna etmek buralardan geçer… Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR