Aşkın ve siyasetin taktikleri

Yazımı yazmak için bilgisayarı açtığımda ekranın sağ alt köşesinden bir bildirim geldi. Sevgili Netflix yayına giren dizi ve filmlerle ilgili arada hatırlatmalar gönderir böyle… İlgimi çeken bir şey olursa izlerim ben de…
***
Bu kez gelen hatırlatma “Aşk Taktikleri” adlı bir filme aitti. Son dönemde bu taktikler üzerine youtube üzerinden içerik üretimi yapan kadın ve erkek kanalları revaçta olunca “neymiş bakalım bu film” diye merak ettim… Açıkçası farklı bir “taktik” yoktu. Söylenenler her “aşk uzmanı” tarafından tekrarlanan klişelerdi. 
*** 
Özel hayatlarımızda ciddi kaoslar yaşadığımız bir gerçek. Bunun iki nedeni olsa gerek. Ya toplumun önemli bir kısmı hâlâ bu taktiklerden bir haber ya da herkes “aşk uzmanı” olduğundan taktik savaşlarıyla ömür tüketiyoruz. Zaten film de iki aşk uzmanının birbirlerine karşı uyguladığı metotlar üzerine kurgulanmış. Uzun süredir düşündüğüm bir konuydu bu. Kadın ve erkek en doğru taktikleri uyguladığında ortaya mutlu bir ilişki mi çıkar yoksa Malazgirt Meydan Savaşı mı?
*** 
İlk buluşmada sergilenecek tutumla başlar bu taktikler… İlişkinin giriş, gelişme ve sonuç evrelerinde en taktisyen davranan kazanan taraf oluyor. Her aşk hikayesinde yanan ise genellikle taktisyenliği beceremeyenler oluyor. Dolayısıyla bu kadar aşk hezimeti yaşayan olunca, tecrübeli insanlar da “aman bu hataları yapmayın” diye koçluğa soyunuyor. Anlaşılır tarafı var şüphesiz. Çünkü etrafımız deyim yerindeyse ilişki özürlüleriyle doldu. Buraya kadar tamam. Peki ya sonra? Soruyu tekrarlamakta fayda var. Kadın ve erkek en doğru taktikleri uyguladığında ortaya mutlu bir ilişki mi çıkar yoksa Malazgirt Meydan Savaşı mı?
*** 
Filmin başında yer alan bir replik en can alıcı noktaydı bence. “Bir kadını etkilemek ona ürün satmakla aynı şeydir” diyordu arkadaşlarına esas oğlan… Kadın da farksız değildi. Benzer yaklaşımları o da sergiliyordu. Beyazperde’den alıntıdır, üşendim filmin konusu yazmaya: “Erkekleri çözdüğüne inanan Aslı ile kadınları anladığını düşünen Kerem'in hikâyesini konu ediyor. Aslı, adını saklayarak ilişkiler hakkında yazdıklarıyla oldukça popüler olan, bir moda tasarımcısıdır. Reklamcı olan Kerem ise kısa süreli ilişkiler yaşayan, kadınları çözdüğüne inanan çapkın bir adamdır. Aşka asla inanmayan Aslı ile Kerem, bir diğerini kendisine âşık etmek için iddiaya girer ve bunun için çeşitli taktikler uygulamaya başlar. Bu süreçte yaşadıkları türlü tesadüfler ve komik olaylar onları birbirine bağlar.”
***
Biri reklamcı diğeri moda tasarımcısı… Şaşırdık mı? Hayır… Zira her konunun pazarlama yöntem ve tekniklerine dayanması size de sinir bozucu gelmiyor mu? Aşk da mı be kardeşim? Evet, maalesef aşk da… 
*** 
Cuma değil, salı günü yayımlanan yazımda siyasal iletişimle ilgili şöyle bir paragraf vardı:

“İkinci Dünya Savaşı’nın ardından popüler hale gelen pazarlama yöntem ve teknikleri siyaseti de tesiri altına aldı. Gelinen noktada kontrolden çıkan pazarlamacılık atmosferinde siyasetçi de maalesef yozlaştırmıştır. Ancak siyasetçi kendisini bir sabunla eşdeğer görmemelidir. Tüketiciye pazarlanan bir sabun kötü çıktığında öyle ya da böyle piyasada tutundurulur. Ancak kişiliği erozyona uğrayan bir siyasetçinin siyasi arenada tutunması çok zordur. Siyasetçi için en değerli iletişim stratejisi ise her koşulda insan kalabilmektir şüphesiz. Boş verelim o hokkabazlıkları…”

*** 
İlişkilerde de temel motivasyon insan kalabilmek olmadıkça hezimet yaşayacağımız bir gerçek. O yazıda Hannah Arendt’e atıf yapmıştık, bu yazıda da ünlü filozof Ayşe Hatun Önal’a yapalım. Taktiklerden kırılıyoruz ama mutlu olamıyoruz. Taktiklerden sıkılıyoruz ama el ele tutuşamıyoruz… Biraz dokundurmuş olduk ama öyle gerçekten de…
Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle… 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR