Çizgi roman tadında derin devlet hikâyeleri çözüm mü?

90’ların çocuk ve gençleri için nostalji sayılabilecek epey güzellik var. Tasolar, Susam Sokağı, Çelik’in gel yârim ol şarkısı, saat dokuz on beş vapurunda onu gördüm karşımda, hiç zaman olmaz mı geri gelmez mi, Tüttü Fritti, benim adım Cemil ve daha niceleri… 
***
Bir de o dönemde siyasete ilgi duymaya başlayan gençlerin eline ilk aldığı kitaplar var tabii… Öyle ya hızlı zamanlar 90’lar… Binbaşı Ersever’in İtirafları, Behçet Cantürk’ün Anıları… Derken bir Susurluk olayı… Hemen ardından Reis, Bay Pipo, Efendi… Soner Yalçın’ın kitapları o zamanlar epey geliyor gizemli… Biz dünyayı yeni yeni tanımaya başlayan, siyasete ilgi duyan gençlerin zihninde çözülmeyi bekleyen onlarca soru işareti… Atlamalı, kovalamacı, derin mevzular o dönemde herkesin gündemi… Bizden önceki kuşak ise zaten olayların birebir içinde… Ben şimdiki Z kuşağına falan acıyorum… Askerden kaçmak için 40 takla atan dar paçalı nargileci tayfanın baba parasıyla arabalarına taktırdıkları çakarlı araçlarla derin devletçilik oynamalarına şahit oluyorlar… Eski kulağı kesiklerden bizim Yüksel Abi’nin deyimiyle “vursan yarısı boşa gidecek” tipler memleketin ayarlarıyla oynadıkları yetmiyormuş gibi bir de artistliklerinden yanlarına yaklaşılmıyor… Düşünsenize yeni kuşak bu tiplere maruz kalıyorlar… Biz yine iyiymişiz…  O dönemde derincilik oynayanların “âlemde” bir hatırları, geçerlilikleri varmış… Mantar tabancası sesi duysa topukları yağlayacak tipler asarız, keseriz edebiyatıyla bir de komando andını araklayarak gözdağı veriyorlar millete… Fesuphanallah… Ne günlere kaldık… 
***
Yanlış anlaşılmasın elbette… Devlet adına yapılan bazı hukuksuzlukları ballandıra ballandıra anlatıyormuşum gibi gözükmesin… Kim hukukun dışına çıkıyorsa adalet önünde hesabını versin… Dikkat çekmek istediğim yeni yetme tiplerin hokkabazlıklarının Z kuşağınca abartılmaması gerektiğiydi… Bugün varlar yarın yok onlar… Kolpacı kardeşim bunlar… Eğer yakın siyasi tarihi anlamak istiyorlarsa bahsettiğim dönemleri iyi irdelemeli gençler… İrdelemeliler ki bu ülkede bir daha hukukun dışına çıkılmasın… İrdelemeliler ki siyasete yeni ilgi duyan gençler bu hatalardan ders çıkarsın… İrdelemeliler ki bizden öncekiler gibi yapmasınlar, kendilerinden sonra gelen kuşaklara refah dolu bir ülke bırakılsın…
***
Eski MİT’çilerden Mehmet Eymür’ün röportajına bizim kuşak hiç yabancılık çekmedi dolayısıyla…  Anlatılanlar malumun ilamıydı… Aman canım diyerek hayret edilecek bir şey olmadı bizler için. Belki Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile ilgili söyledikleri, kendisine “ABD ajanı” demesi alışılagelmişin dışında bir şeydi… Zira herkes kendisini Rusçu bilirdi… Her neyse… Bu tartışmalar hiçbir zaman bitmez… Yakın siyasi tarihin gizemli yanları kolay kolay hafızalardan silinmez… Her dönem birileri çıkar bir açıklama yapar ve gündem değiştirilir… Aslolan bizler neler yapıyoruz bu ülkenin o eski karanlık dönemlere dönmemesi için… İktidarından muhalefetine hukuku üstün kılmak adına neler yapılıyor mesela? Adım adım iç çatışmaya götürülmeye çalışılan ülkemizde önleyici tedbirler alınıyor mu? Devlet tarafından karşı psikolojik harekâtlar yapılıyor mu? Örgütlenen Selefi güçler, sınırlardan kaçak göçek giren şaibeli kişiler takip ediliyor mu? Bir kuru sıkı patlamasıyla harekete geçerek ülkeyi kana bulayacak yapılar araştırılıyor mu? İktidar görevini yapıyor mu? Muhalefet demokrasinin kendilerine verdiği denetleme hakkını ne kadar kullanıyor? Ya değilse bizim kuşağın çizgi roman tadıyla okuduğu derin devlet işlerini temcit pilavı gibi önümüze getirmek hiçbir şey değiştirmiyor. Herkesin bildiği şeyleri sürekli tekrarlamak değildir iktidarın da muhalefetin de görevi… Bir daha o karanlık günlerin yaşanmaması için gereğini yapmaktır… Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR