Hüseyin Çelik’ten 17-25 Aralık yorumu: Antenlerimi kapattım

 

Ortalık toz duman… Şu sıralar gündemi eski AK Partili siyasetçiler belirliyor…

Konu bu kez ne yeni siyasi partiler, oluşumlar ne de yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi… Dolayısıyla gazetecilik açısından kulisler ve perde arkasında yapılan görüşmeler bir anlam ifade etmiyor. Çünkü her şey çok net, berrak…İfadeler bir o kadar açık…

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Gazeteci Altan Sancar’a net konuştu. 17-25 operasyonuyla ilgili "Dosyamda ne varsa, hem tapeler hem teknik takip doğrudur, hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur” dedi.

Bayraktar, eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek’i işaret ederek, “Benim çocuklarımdan tutuklanan olmadı. Benim dosyamdan kimse tutuklanmadı. Dosyamda Cemil Çiçek, yalvardı onlara. Çiçek de beni sevmez, Erdoğan’ın adamı olduğum için. Çiçek, ‘Erdoğan dosyasını buna sokmayın, bu ayıptır. Onların dosyası başka, bunun dosyası başka’ dedi. Ama beni de o dosyanın içine soktular. Ama ben kimseye bir şey demiyorum. Kimde hakkım varsa, helal olsun” ifadelerini kullandı.

Cemil Çiçek’in Bayraktar’a cevabı da bir o kadar netti:

“Bayraktar ‘benim günahım yok’ demek istemiş. Ama ben kimsenin gerekçesi olmam. Bu dosyalar Yüce Divan’a gitmeliydi. Gitseydi ve bir karar çıksaydı, bugün bunlar konuşulmazdı. Yüce Divan’da müspet ya da menfi bir karar çıkacaktı ve daha sağlıklı sonuçlanacaktı.”

AK Parti kurucusu ve eski milletvekili Kemal Albayrak’ın açıklaması ise konuyu bir anda bütün AK Partililerin meselesi haline getirdi. Albayrak, “İtirafçılık dönemi başladı. AK Parti’nin yüzde 90’ı itirafçı olacak” diye konuştu.

Son olarak eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bakanların yüce divana gönderilmesiyle ilgili oylamada iktidarla birlikte muhalefette de fire verildiğini açıkladı.

***

Ben de soluğu bir heyecanla Hüseyin Çelik’in yanında aldım. Hüseyin Bey, entelektüel kimliğiyle AK Parti’nin önemli bir simasıdır… Partinin kuruculuğunu üstlenmiş, dört dönem milletvekilliği görevlerinde bulunmuş, bakanlıklar yapmış bir isim ne de olsa…

“Gündemi pek takip etmiyorum. Antenlerimi kapattım, kitap yazıyorum” dedi. “Hiç mi takip etmiyorsunuz” diye sordum “duyuyoruz tabii bir şeyler” yanıtını verdi.

Ne diyelim… Sayın Bakan inzivaya çekilmiş anlaşılan… Belki bir gün geniş bir vaktinde kendisiyle kapsamlı bir söyleşi yapıp konuyla ilgili fikirlerini alırız…

ANKARA’NIN PAVYON TEBLİĞCİSİ

Hayırların Fethi Derneği adıyla faaliyet gösteren tarikat mensupları İstanbul’daki pavyonları dolaşarak “Mevlamız dünyaya getirdi bizi, istiyor ki kulluk edelim onlara. Bilmeliyiz ki Kur’an var, sünnet var, o kadar sıkıntı çekilmiş. Bize yemesi kaldı artık. Her şey hazırlanmış pişirilmiş bize yemesi kaldı sadece” demiş. Pavyoncuları dine yönelmeye davet eden tebliğciler, medyada epey yer aldı.

***

Ankara’da yerel bir gazetede yazarlık yaparken Ankara pavyonlarıyla ilgili sert bir yazı yazmıştım. Şu meşhur pavyon belgeselini de epey eleştirmiştim… Yazının ardından pavyonculardan tehdit almış, meydan dayağı yemekten son anda kurtulmuştum.

Sözlerimin arkasındayım. Çünkü pavyonlar “keriz silkeleme” mekânları haline gelmiştir. Daha önemlisi başkentle gereksiz bir şekilde özdeşleşerek kentin dünyadaki imajına da ciddi zararlar verdiğini düşünüyorum.

İşin şakası bir tarafa bir tebliğci de değilim elbette…

Konuyla ilgili ilahiyatçı Cemil Kılıç’ın tespiti çok değerli:

“Tarikatçı tebliğciler eğlence yerlerine gidip insanları dine davet ediyorlarmış. Peki, aynı hak eğlence yerlerindekiler için de var mı? Yani eğlenceciler de camilere, tarikatlara gidip kendi yaşam biçimlerinin propagandasını yapabilirler mi?”

Doğru söze ne hacet…


 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR