Kurt komşusunu yer mi?

Atasözleri çoğu zaman, konuşmalarda ve metinlerde yararlandığımız, anlatımı güçlendirici ve pekiştirici unsurlardır. Örneğin, Rusya-Ukrayna kriziyle ilgili yazdığımız bir yazıda “Kurt komşusunu yemez” dediğimizde aslında bir deneyimi de ortaya koymuş oluyoruz. Zira atasözleri toplumsal deneyimlerin didaktik bir muhtevayla nesilden nesle aktarıldığı sözlerdir de aynı zamanda…
***
“Kurt komşusunu yemez” atasözünden, kişi ne kadar kötü niyetli olursa olsun, komşusuna ve yakınlarına zarar vermez anlamını çıkarabiliriz. Dolayısıyla bu krizin öyle ya da böyle bir şekilde çözüme kavuşacağını öngörmek mümkündür. 19, 20 ve 21.yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan tarihsel tecrübeler “kurdun komşusunu yemeyeceği” yaklaşımını güçlendirmektedir. Çünkü barışın ve istikrarın olmadığı bölgelerde, devletler çevresel sorunlarla uğraşmak zorunda kalmakta ve oluşan kaos kendi iç siyasetlerini de adeta kilitlemektedir. Bugün, entegrasyon ve genişleme politikası güden devlet ve topluluklar dahi “iyi komşuluk ilişkileri” politikasıyla bunu başarabilmektedir. Putin Rusyası da bu gerçeği adı gibi bilmektedir aslında. Önceki yazılarımızda bu meseleye ufaktan bir atıf yapmıştık. “Ben genişlemek istiyorum, atıma binip yaldır yaldır hücum edeyim” yaklaşımı imparatorluklar çağına veda ettiğimizden beri tarihe gömülmüştür. Bugün genişlemenin bile önkoşulu entegrasyon ve iyi ilişki politikalarından geçmektedir. Bunun somut örneğini son dönemde Avrupa Birliği teşkil etmektedir.
***
8 yıldır Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerilimin bir işgalle sonuçlanması, dünya kamuoyunda ve Ukrayna cephesinde ciddi bir tepki gördü. Ancak Ukrayna halkı bir şeyi daha gördü. Açıkça dile getirmek şu konjonktürde mümkün olmasa da, 8 yıldır Rusya ve doğu cephesine karşı kendilerine her türlü altı doldurulmayan desteği veren batının, net şekilde “savaşa dâhil olmayacağız” mesajı vermesi karşısında ateşin içine atıldıklarını da… Ve Türkiye dâhil tüm bölge ülkeleri bu çıkarımı kendileri açısından yapmaktadır. Bu karmaşık duygu durumunu en son Gürcistan ardından da Ermenistan yaşamıştı. “Ne oldu Paşinyan?” cümlesini birçok lidere uyarlamak mümkündür artık. Bugün batı blokuna yakın olmanın kurtarıcı etkisinin, eskisi gibi olmadığını bölgedeki diğer gelişmeler de göstermektedir.
***
“Kurt komşusunu yemez” atasözüne ilave olarak, vakti zamanında bir cümle daha kurulmuştu. Onu da aktarmadan geçmek olmaz. Yanlış hatırlamıyorsam, Putin’in danışmanıydı. Ukrayna konusunda yaptığı bir değerlendirmede, “iyi komşu, kötü akrabadan iyidir” demişti. Rusya açısından bu cümleyi de hesaba katmak lazım kuşkusuz. Ancak er ya da geç bu sorun aşılacaktır. Hatta birçok öngörü Ukrayna’da Rusya yanlısı bir yönetimin geleceğine işaret etmektedir. Türkiye’ye düşen ise gelişmeleri doğru okumaktır. Kurt komşusunu yemez cümlesine bir cümle daha eklemek lazım o halde: Kurt komşusunu yemez ama olan sana olur. Sakin kalmak, gelişmeleri doğru okumak, “yok mu iki atom bombası şu Rusya’ya sallayalım” türünden saçmalıklara kapılmamak, sadece ülkemizin ali menfaatine odaklanmak gerekmektedir. Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR