Mavi Vatan’ı en iyi Kuzey Egeliler anlar

Zaman zaman medya ve siyaset dünyasına bir eleştiri yöneltilir. “Hayatında Sivas’ın doğusuna geçmemiş kişiler, Güneydoğu ve PKK sorunu ile ilgili yorumlar yapıyorlar” denir. Haksız bir eleştiri sayılmaz. Zira bilmediğin, gitmediğin, tanımadığın coğrafya ile ilgili tahminler, analizler yapmak pek sağlıklı olmaz. Uzman bolluğunun olduğu ülkemizde birçok alanda  benzer handikapları görebilmekteyiz. 
*** 
“Mavi Vatan” konusu da biraz böyledir. Coğrafi anlamda problemi en çok Egeliler hissetmektedir herhalde. Ege bölgesinin Atatürkçü ve milliyetçi kimliğe sahip olmasının bir nedeni de bu olabilir. Nasıl olmasınlar ki… Özellikle Kuzey Ege çocukları öyle bir “it dalaşı”nın içinde büyür ki Atatürkçü ve milliyetçi olmamaları pek mümkün değildir.  Kulakları sağır eden uçak motorları çocuk yaşlarda hafızalarına kazınır. Adeta Türk ve Yunan F16’larının dalaşına şahit olarak büyürler… Deniz desen hakeza… Gerginlik hiçbir zaman bitmez…
*** 
Gökçeada ile Semadirek Adası arasında bulunan meşhur Zürafa kayalığında yine gerginlik vardı. Olta balıkçılığı yapan Kuzey Ege’nin bıçkın çocuğu İlker Özdemir, teknesi uluslararası sularda olmasına rağmen Yunan Sahil Güvenliği'nin tacizine maruz kaldı. Yetmedi “tekneni batırırız” şeklinde uyarı aldı. Görüntüleri izlerken endişe etmedim değil… Bu ve bunun kat kat fazlasını Egeliler yıllardır yaşıyor… Adamlar efendi efendi balığını tutarken, Yunan Sahil Güvenliği gelip “gidin bura bizim mahalle” yaklaşımı sergileyebiliyor… Çocukça bir tavır ama bir o kadar da tehlike dolu davranışlar bunlar… Boşuna bizzat Avrupalılar tarafından “Avrupa’nın şımarık çocuğu” olarak nitelendirilmiyorlar Yunanistan’ı… Maden suyu şişesiyle bile empati kuran aydınlarımız, Mavi Vatan coğrafyası ile de empati kurmayı denemeliler… Ya değilse meseleyi “yayılmacılık” ve “sömürgecilik” gibi saçma argümanlarla açıklamaya devam edecekler… 
*** 
İlker Reis’in balıkçı teknesinde yaşanan bu dehşet anlarının saniye saniye kaydedilmesi önemlidir. Gerek Mavi Vatan’ın gerek Ege’de yıllardır süre gelen dalaşın ne anlama geldiğini göstermek adına bir dönüm noktası denilebilir. Hem uluslararası camianın hem de meselenin özünü anlayamayan ya da anlamak istemeyen içerideki siyasal grupların görmesi açısından somut bir örnektir. Kısaca ifade etmek gerekirse Mavi Vatan haklı bir serzeniştir. Bıçkın Egelilerin duruşu ise görüntülerde de izlendiği  üzere oldukça kararlıdır. Haksızlığa karşı gösterilen bu sivil direniş, aynı zamanda dünyaya verilen bir mesajdır. 

DÜNYA ESKİ DÜNYA DEĞİL, SİYASET DE ÖYLE...

Emperyalizm, Türk solundaki hâkim paradigmaya göre artık demode bir kavram gibi gözükmektedir. Yazılan, çizinler, gördüklerimiz, okuduklarımız bunu göstermektedir. Öte yandan yeni sağ ideolojisi de özünde bu paradigmanın temsilcisi konumundadır. Dolayısıyla yeni sol ve yeni sağın ortak paydası konumunda olan neoliberalizm sularında yüzenlerden, Doğu Akdeniz sularında yüzmesini beklemek beyhudedir. Bu türden yaklaşımlara nefes tüketmeye gerek yoktur. Herkes kendi hobi bahçesinde oyalanmakta serbesttir… Ancak şu unutulmamalıdır ki siyaseti tanzim edenler, hobi bahçesinde oynayanlar değil meselelere dünya konjontürünü göz önünde bulundurarak gerçekçi ve akılcı yaklaşanlar, toplumsal fayda ekseriyetinde bakanlardır.  
*** 
Doğu Akdeniz meselesi sadece Türkiye’yi ilgilendirmemektedir. Başta Rusya olmak üzere Avrasya ülkelerini doğrudan etkileyen bir konudur. Zira Türkiye, Avrasya açısından batıya açılan bir sınır kapısı konumundadır.  Batılı egemen güçlerin, Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarmak istemesi sadece Türkiye’yi değil Avrasya’yı da etkilemektedir. Birçok meselede olduğu gibi Doğu Akdeniz meselesinde de Avrasya ülkeleriyle menfaatlerin kesiştiği ortadadır. Avrasya’nın dünyada dengeleri değiştiren ve değeri gün geçtikçe yükselen bir bölge olduğu gerçeği de önümüzde durmaktadır. Siyaset bilimi ile uluslararası ilişkiler arasındaki sınırın gün geçtikçe ortadan kalktığı bir dünyada, bu parametreleri hesaba katmayan siyasal partilerin başarılı olma şansı yok gibidir. Yaklaşan seçimleri biraz bu açıdan da değerlendirmek gerekir. Eski usullerle batının desteğine odaklanan, büyükelçilerle istişarelerde bulunan lider adaylarının da yöntemlerini yeniden gözden geçirmelerinde fayda vardır. Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle… 

Önceki ve Sonraki Yazılar