Muhafazakârların görünen ve görünmeyen yol arkadaşları

Kendini ararken olmaktan korkulan yerde olmak bu olsa gerek… Dün liberallerle Avrupa alplerine doğru koşarken, bugün ulusalcılarla Asya steplerine doğru yol alıyoruz.

Çünkü ülkemizde 20 yıldır muhafazakâr bir iktidar var. Ve bir de o muhafazakârların yol arkadaşları…
Peki neden böyle? Gelin biraz buna kafa yoralım isterseniz…

***

Siyaset biliminde muhafazakârlığın bir ideoloji mi yoksa tutum mu olduğu tartışmalı bir konudur. Yaygın kanaatler göz önünde bulundurulduğunda muhafazakârlık daha çok bir tutum olarak değerlendirilir.

Hatta Edmund Burke başta olmak üzere birçok muhafazakâr düşünür; ideolojilere gerçekliği tek boyutlu olarak ele aldığı yönünde eleştiriler getirmekte, onlara göre ideolojiler insanlığı gerçek huzura kavuşturamamaktadır.
Buna karşılık muhafazakârlığın bir ideoloji olduğunu savunanlar da vardır tabii…
Böyle tartışmalı bir çıkış noktasından hareketle muhafazakarlığın genel ilkelerini de belirlemek zordur.

***

Gel gelelim Türkiye’de muhafazakâr siyasetin belirleyici bir etkisi olduğu da gerçek…
Muhalefetin iktidar hesaplarını muhafazakâr siyaset üzerinden yapmasından da anlıyoruz ki muhafazakârlık 20 yıllık AK Parti dönemiyle toplumun tüm kesimleri tarafından belirleyici etkinin de ötesinde bir oyun kurucu olarak kabul edilmiş gözüküyor…
İYİ Parti, Gelecek, DEVA ve Saadet Partisi zaten muhafazakâr gelenekten gelmekte...
Sosyal demokrat-Atatürkçü CHP’de Mehmet Bekaroğlu, Cihangir İslam gibi isimler kolaylıkla yer bulabilmekteler.
Vatan Partisi ise en son Taliban’ı Atatürk ile eşdeğer göstermekle meşguldü…

***

Gelinen noktada iktidarından muhalefetine muhafazakârlık oyun kurucu olarak kabul ediliyor edilmesine de…
Batı muhafazakârlığıyla karşılaştırıldığında Türk muhafazakârlığının özgün bir düşünce stili geliştirememiş olması Türkiye’deki muhafazakârlığın en büyük açmazı olarak da karşımızda duruyor.
Dolayısıyla yeterli bir sosyo-politik ve tarihi arka planı olmayan Türk muhafazakârlığı kendi sorunlarını çözemediği gibi bir de üzerine yüklenen oyun kurucu misyonuyla 20 yıldır ülke yönetmeye çalışıyor. Deyim yerindeyse kervanı yolda düzüyor.

Bu açıdan bakıldığında hükümetin 20 yıldır eğitim, kültür, dış politikaya kadar birçok alanda birbiriyle tezat oluşturacak işler yapmasını, daha doğrusu savrulmasını yalnızca Erdoğan’ın pragmatizmiyle açıklamak yetersiz kalacaktır.

Buradaki savrulma biraz da ideolojik saiklerle ilgilidir. Avrupa Alplerinden Asya steplerine yol alma serüvenini de böyle değerlendirmek gerekir.

***

Bir başka konu da şudur…

Toplumsal desteği her zaman bulunan muhafazakârların en çok ihtiyaç duyduğu şüphesiz entelektüel-fikirsel destek olmuştur. Bu desteği dün liberaller veriyordu, bugün ise ulusalcılar veriyor… Her iki kesimin ortak özelliğine baktığımızda toplumda matematiksel bir karşılıklarının olmaması ama fikirsel argümanlarıyla ön plana çıkmalarıdır.

Bunun bir nedeni de 20 yıldır iktidar olmalarına karşılık entelektüel bir varlık ortaya koyamamalarıdır.

Hal böyle olunca medyada muhafazakârları temsil eden profesyonel kanaat önderleri yaratıldı.

Hayatlarını Muhammed İkbal’i, İzzet Begoviç’i, Ali Şeriati’yi, Seyyid Kutub’u anlamaya adamamış, üzerine bir kez olsun düşünmemiş ancak profesyonelliği gereği muhafazakarlar adına kalem oynatıp kelam söyleyen sayısız sözüm ona kanaat önderi gördük.

Ve görmeye de devam edeceğiz gibi gözüküyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti’ye yönelik eleştirisini hatırlayacaksınız. “Perinçek ile kanka oldular” demişti.

Oysa Karar gazetesi ve diğer muhalif yayın organlarında bulunan liberallerle dün nasıl kanka oldularsa bugün de ulusalcılarla oldular. Daha doğrusu kanka olmak zorundalar…

Zira Sayın Davutoğlu’nun muhafazakârlığın özündeki bulanıklığı ve çelişkili yapının bir tezahürü olarak reddettiği birçok siyasal aksiyona bile kolaylıkla eklemlenebilen özellikte olduğunu bilen bir akademisyen olduğunu düşünüyorum.

Bunun üzerine gerçek kanaat önderleri de olmayınca ve Türk muhafazakârlığı adına özgün düşünce stilleri üretilmeyince “kankacılık” baskın geliyor doğal olarak…

***

Kaderin cilvesine bakın ki dün liberaller AK Parti ile el ele hazırladıkları AB’ye uyum paketleriyle batı standartlarında demokrasimiz olacağını söylüyorlardı. Bugün ise ulusalcılar AK Parti ile el ele Asya toplumlarını şahlandıracaklarını, Taliban’ın kadın erkek eşitliği getireceğini, Afganistan’ı laikleştireceğini bile iddia ediyorlar.

Öyle ya da böyle… Toplumdaki muhafazakâr gerçeklik, iktidarından muhalefetine muhafazakârlığa kendini teslim etmiş gibi gözüküyor.

Anayasal sistem içerisinde yapılan seçim ittifakları bir tarafa iktidarından muhalefetine muhafazakârlık üzerinden görünmeyen bir ittifak söz konusu…

Yoksa ülkedeki kaosun sebebi muhafazakârlığın özünde yatan kaostan mı kaynaklanıyor?

Bu açıdan da biraz düşünmek gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar