Siyasetin yeni prens ve prensesleri: “PhD tayfa”

Çok düşündüm. Acaba “tayfa” ifadesini kullansam mı kullanmasam mı diye… En sonunda sosyal medyadaki eleştirel kullanımıyla ben de böyle ifade etmeye karar verdim. Ancak bunu akademiyi küçümsemek olarak algılamayın. Bilakis siyasetin akademik bir idealizmle yoğrulmasını her zaman önemli görmüşümdür…
Peki, nedir bu PhD? Bilmeyenler için aktaralım. Doctor of Philosophy… Yani eski Yunancadaki karşılığı bilgelik sevgisidir. Günümüzde üniversitelerin genellikle lisans eğitimi sonrasında belli bir alanda mezun olanlara verdiği akademik unvandır. Yazının başlığına konu olan tarafıyla da Türkiye’de sosyal bilimler
alanında akademik unvanı olan ve çeşitli platformlarda siyasetle ilgili analizler kaleme alan kişilerdir.
***
2000’lerin başlarını hatırlarsınız. Sancı içinde olan siyasal ve toplumsal koşullar nur topu gibi bir AK Parti doğuracağını bağıra bağıra ilan ediyordu artık. İş insanları, müteahhitler kılıçları kuşanmış, bürokraside yükselmek isteyenler kariyer pususuna yatmış, tıpkı sandalyeye oturma yarışması gibi müzik çalıyor, koca koca insanlar kıçlarını başlarını oynatarak dans ediyor, müzik kesilince de sandalyeye oturma hesapları yapıyordu. Akademik camiada da birtakım heyecanlar var tabii ki… Liberal Düşünce Topluluğu arada uğrayıp çay kahve içilmesi gereken bir Rotary Kulübü haline gelmişti. Zaman gazetesinin yorum sayfasında makale yayımlatabilmek siyasi gelecek açısından önem arz ediyordu. Birikim Dergisi eşrafından herhangi biriyle yan yana görünmek büyük prestijdi.
Peki neler yazılıp çiziliyor derseniz malum edebiyatlardı işte…. Demokrasi ve özgürlük geliyor, muhafazakârlar AB’ye uyum yasalarını Türkiye’ye uyarlayarak ülkeyi değiştirip dönüştürüyorlardı. Kürtler, Aleviler artık mutlu olacaktı. Liyakat gelecek, bütün dertler bitecek, mevsim bahar olacak, sevenler kavuşacaktı… Öyle oldu mu peki? Onu o analizleri yapan PhD tayfaya sorunuz efendim…
***
Ve 2021 yılının içindeyiz. Sancı içinde olan siyasal ve toplumsal koşullar bu kez nur topu gibi bir siyasal parti doğurmasa da nur topu gibi bir ittifak doğurarak siyasete damga vuracak gibi gözüküyor. Görüntü şimdilik bu. 2023 ne getirir ne götürür bilinmez tabii… Zaten mevcut toplumsal ve siyasal koşullar ortadayken öngörülenin aksi olursa bunun bariz muhalefet beceriksizliği olarak görüleceği kesin. Böyle bir süreçte yeni döneme hazırlık yapan kişiler, gruplar her dönemde olduğu gibi elbette yine var. Entelektüel anlamda PhD tayfa da hummalı bir çalışma içinde. Herkes yine mutlu olacak. Yine liyakat gelecek, yine bütün dertler bitecek, yine mevsim bahar olacak, yine sevenler kavuşacak… Peki, gerçekten böyle mi olacak? Onu da yine PhD tayfaya sorunuz efendim… Tek tek mecra ve kişi adı verip insanları rencide etmeye çalışmaya gerek yok. Ancak işin komik tarafı da çoğu 2002 yılında analiz zortlatan ekolden geliyor…
***
İnşaat ustalarının haklı tarafları olsa da dinlenme molasında coca çola içerken mühendislere bakıp bakıp “bunlar teoride iyi ama ellerine versen iki kalıp çakamazlar” mantığıyla yaklaşmayacağım meseleye... Ancak siyasal bir partide basit bir il ya da ilçe seçimi dahi yaşamamış, oralarda cemaat, tarikat, mezhep, hemşehrilik üzerinden yapılan leş hesaplara şahit olmamış, onu geçin çoğunun herhangi bir siyasal parti üyeliği bile olmamasına rağmen gerçeklikten kopuk bir şekilde konjonktüre bağlı olarak siyasal partileri idealize etme çabaları okuyoruz bu PhD tayfadan… Şüphesiz teoride iyi pratikte kötü olmanın ötesinde bir durumdur bu. Çünkü düpedüz halkı kandırmak, onlara yalan söylemektir. Türkiye’de hiçbir siyasal partinin idealize edilecek tarafı olmadığı gibi her partinin karşı tarafın koşullarının tam zıttını temsil edecek yeni sultalar kurma amacı güttüğü bir gerçektir. Bunun ülkemizi demokratik bir ortama taşımayacağı da ortadadır.
***
Tavsiyem çok basit onlara… Savundukları, idealize ettikleri siyasal partilerin kongresine gidip il, ilçe, mahalle, delege düzeyinde oralarda basitçe gözlem yapmalarıdır. Ve bu gözlemleri eğip bükmeden, deyim yerindeyse bir taraflarını oynatmadan halka doğru bir biçimde anlatmalarıdır.
“Aman canım önceliğimiz şu iktidardan kurtulmak olmalıdır” diyenler ise Alman sosyolog Robert Michels’in ortaya koyduğu Oligarşinin Demir Kanununa hizmet eden ve asıl amaçları ülkeyi refaha, demokrasiye götürmek olmayan birtakım siyaset profesyonelleridir. Zira ülkeye demokrasi gelecekse bunun yolu siyasal partilerdeki demokratik ve şeffaf yapılanmalardan geçer. 2001’in analizcileriyle 2023’ün analizcilerinin göstermek istemediği de budur.
Haydi bakalım. Hodri meydan diyelim…

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR