Siyasette insan kaynakları yönetimi

Erkek çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıkan MHP Diyarbakır İl Başkanı’na Devlet Bahçeli tarafından üstün hizmet ödülü verildiği ortaya çıktı. Usulsüzlük, ihaleye fesat karıştırma gibi başka suçlamalar da var elbette. Peki, bir görevlendirme yapılacağında kılın kırk yarıldığı MHP’de böyle bir hataya nasıl düşüldü? 
***
Siyasi partilerin yapısını, hareket tarzını naçizane bildiğim için görev verme motivasyonları bölgelere göre farklı olabiliyor… Bir bölgede örgütleri ya da teşkilatları kuracak insan bulunamadığında bazen ilk önüne çıkana sarılır ve görev ona verilebilmektedir… Karşındaki it midir, kopuk mudur bakmaya vaktin bile olmaz… Hatta bazen bunu bile bile görevi kendi elinle teslim ettiğin olabilir… Vay babam, Diyarbakır’dasın ve MHP’lisin deyip alnından öptüğün biri en aşağılık insan çıkabilir son tahlilde... Çünkü o noktada ideolojiler, bazı erdemlerin önüne geçer… 
*** 
Türkiye’de birçok parti, zayıf olduğu seçim bölgelerinde bu hataya düşmüştür… Örnekleri çok. Parti parti, bölge bölge sayıp insanların günahlarını ortaya saçmaya gerek görmüyorum… İşimiz bu değil nitekim… Dolayısıyla bu yazı bir MHP yazısı değil, siyasetin dar kalıplara sokulmasının neticesinde doğacak olumsuz sonuçlara ışık tutma amacı taşımaktadır.
*** 
Siyaset yapmak için ilk ihtiyaç şüphesiz insan kaynağıdır. Dolayısıyla siyasetteki insan kaynakları yönetimi çok önemlidir. Ancak siyasal parti organizasyonlarında bu işe gerekli önemin verilmediğini görmekteyiz. 
***
Partilerde insan kaynağı iki aşamada gerçekleşir. Birincisi genel merkezde ya da il ve ilçe örgütlerinde istihdam edilen maaşlı personeldir. Diğeri ise bölge bölge örgütlenmelerde yetki verilecek kişidir; bu bir il başkanı da olabilir milletvekili adayı da… En önemli insan kaynağı yönetimi kuşkusuz ikincisindedir. Çünkü bölgenin sosyokültürel, sosyopolitik yapısından tutun politikacının kişisel özelliklerine kadar devreye birçok parametre girer… Bu komplike durumdan en iyi olanı seçerek, ince eleyip sık dokuyarak işin içinden hasarsız, ziyansız çıkmak zorundasınızdır. Ancak durum böyle midir o tartışmalıdır… Çünkü Türkiye’de siyaset, ideal olanın seçilerek yönetsel bir sürece dönüştüğü olgu olmaktan çoktan çıkmıştır…  
***
Siyasette insan kaynakları yönetimi, siyaset kurumu açısından önem teşkil eden bir disiplin olmak zorunda. Partilerin örgütsel yapısı ise durumu farklılaştırmaktadır. Özellikle teşkilat ya da örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcıları, bir insan kaynakları yöneticisi perspektifini edinmek mecburiyetindedir. Ancak siyasetin yapısı, bu perspektifin dışına sapmaya mecbur bırakmaktadır. Örneğin bir görevlendirme yapacağınızda “genel başkan sultasının dışına çıkmasın, parası olsun, sadık olsun” düşüncesi ağır bastığında orada işler bambaşka noktaya evrilmektedir. 
*** 
Ya da zayıf olunan bir seçim bölgesinde denize düşen yılana sarılır mantığıyla siyasetçi tercih edildiğinde olumsuz sonuçlarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Bir seçim bölgesinde var olunamıyorsa öncelikli olarak bunun nedenlerine yönelik politikalar oluşturulmalı, orada tabelamız olsun da önem değil mantığıyla görevlendirilmeler yapılmamalıdır.  
***
Siyasetin “pazar” kavramına entegre olmasıyla, siyasal yöntem ve stratejiler tamamen pazarlama disipliniyle eş değer hale geldi. Siyasal iletişim alanında bu noktadan hareketle sayısız çalışmalar da yapıldı… Ancak meselenin insan kaynakları yönetimine temas etmemesi anlaşılır bir durum değildir… Daha doğrusu belki temas etmiştir ama basında ya da akademide herhangi bir çalışma yapılmamıştır.   
*** 
Hoş bu alanda çalışma yapılsa ne olacak? Genel merkez ağaları dikkate alacak mı? Sen ben bizim oğlan kafasıyla işler devam edecek… Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle… 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR